1
O inkârcılar, birbirlerine neyi sorup sorgulayıp duruyorlar?
Mekke döneminin sonlarına doğru gönderilen bu sûre, adını ikinci ayetinde geçen ve Kıyâmet Gününe işâret eden “Nebe: Önemli haber, olay” kelimesinden almıştır. 40 ayettir.
2
Kur’an’ın haber verdiği o Müthiş Olayı mı?
3
Yani, kimileri belli belirsiz inanarak, kimileri inkâr ederek, kimileri de tereddüde düşerek üzerinde anlaşmazlığa düştükleri o yeniden diriliş olayını mı?
4
Hayır; kibir ve inatları yüzünden inkâr ettikleri bu haberin gerçek olduğunu, yakında anlayacaklar!
5
Hayır hayır; pek yakında bunu bizzat görerek, yaşayarak anlayacaklar! Öyle ya;
6
Biz, yeryüzünü her türlü nîmet ve imkânlarla donatılmış rahat, konforlu ve güvenli bir beşik kılmadık mı?
7
Ve dağları, arzın sarsılmasını engelleyen birer kazık gibi yere çakmadık mı?
8
Ayrıca, sizi ve diğer varlıkları, birbiriyle uyumlu, birbirini tamamlayan çiftler hâlinde yarattık.
9
Uykunuzu, ruhunuzu ve bedeninizi huzûra, sükûnete erdiren bir dinlenme ânı kıldık.
10
Geceyi, siyah bir tül gibi yeryüzünü kaplayan bir örtü kıldık.
11
Gündüzü de, işlerinizi rahatça görebileceğiniz bir çalışma ve geçim sağlama vakti kıldık.
12
Üzerinizde yedi kat sapasağlam bir gök kubbe kurduk.
13
Ve bu kubbeye, ışıl ışıl parlayan bir lâmba gibi, size ihtiyaç duyduğunuz ölçüde ısı ve ışık gönderen Güneş’i yerleştirdik.
14
Bir de, deniz ve okyanuslardan buharlaşıp göğe yükselen ve yoğunlaşan yağmur yüklü bulut lardan, şarıl şarıl akıp yeryüzüne hayat veren sular indirdik.
15
Ki böylece, onunla yerden size rızık olarak çeşit çeşit taneler, bitkiler çıkaralım.
16
Ve ağaçları birbirine girmiş yemyeşil bağlar, bahçeler yetiştirelim. Bütün bunları bilen ve her şeye gücü yeten Allah sizin tek rabbiniz ve yegane ilâhınız değil mi? Rab ve ilâh olmaya layık tek varlık değil mi? Allah, insanoğluna bunca nimetlerini cömertçe bahşederek engin lütuf ve keremini gösterdikten sonra, onu ebedî yokluğa mahkûm eder mi? Rahmetini gaddarlığa, cömertliğini cimriliğe çevirir mi? Yeri, göğü şaşmaz bir hesap ve mükemmel bir sistem halinde, hak ve adâlet üzere yaratmışken, evrenin en değerli varlığı olan insandan adâletini esirger mi? İman edip güzel davranış gösteren kullarını, nimetlere karşı nankörce davranan zâlimlerle bir tutar mı? Bir şeyi yaratırken hak ve adâleti gözeten Allah, tüm evreni kendisi için yarattığı insana haksızlık ve zulüm yapar mı? Asla! İşte bunun içindir ki:
17
Hiç şüphe yok ki, ölmüş bedenlerin yeniden diriltilerek hak ehli ile bâtıl ehli arasındaki anlaşmazlıkların nihâî hükme bağlanacağı ve ilâhî adâletin tüm ihtişâmıyla tecellî edeceği o Karar Günü, belirlenmiş bir vakitte mutlaka gerçekleşecek tir.
18
O Gün, yeniden diriliş için sura üflenecek ve hepiniz, toprağa düşen tohumun bahar mevsiminde çatlayıp yemyeşil bir filiz hâlinde başını topraktan çıkardığı gibi, mezarlarınızdan çıkacak ve bölük bölük Rabb’inizin huzuruna geleceksiniz.
19
O gün, tüm evren köklü bir değişim geçirecek ve gök ler her yandan çatlayıp açılarak kapı kapı olacak.
20
Dağlar yerlerinden koparılıp yürütülecek ve un ufak edilerek bir seraba dönüşecek.
21
İşte o anda cehennem, gazâba gelmiş bir hâlde günahkârları gözetleyecek.
22
Ve ilâhî hükümlere başkaldıran azgınlar için, ebedî barınak olacak!
23
Hem de, sonsuz çağlar boyu orada kalmak üzere.
24
Orada, o alevlerin içinde ne bir serinlik tadabilecekler, ne de bir içecek!
25
Sadece, iç organları kavurup paramparça eden kaynar su ve kendi yaralarından akan kan ve irin den içecekler.
26
Yaptıkları kötülüklere en uygun bir karşılık olarak!
27
Çünkü onlar, hesab a çekileceklerini hiç ummuyor ve bunun doğal sonucu olarak, her türlü insânî ve ahlâkî sorumluluktan uzak bir hayat yaşıyor lardı.
28
Ve böylece, ayetlerimizi yalanladıkça yalanlıyorlardı.
29
Oysa Biz, yapıp ettikleri her şeyi bir bir yazıp kaydetmiştik.
30
O gün onlara “Ey zâlimler!” diyeceğiz, “ Madem inkârı tercih ettiniz, o hâlde işlediğiniz günahların acı meyvelerini şimdi tadın bakalım; artık, sizin azâbınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız!”
Sonraki 10 ayet →