1
Tüm evrenin korkunç bir sarsıntıyla yok edileceği Kıyâmet Saat i iyice yaklaştı ve kıyâmeti ispatlayan açık bir delil ve Son Elçiye bahşedilen apaçık mûcize olarak, bir gece Mekke’de, Peygamberin ve müşriklerin gözleri önünde Ay, kısa bir süre için ortadan ikiye yarıldı!
Mekke döneminin ikinci yarısında indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen “Kamer: Ay” kelimesinden almıştır. 55 ayettir.
2
Fakat inkâra şartlanmış olan zâlimler, ne zaman bir mûcize görseler, “Bu öteden beri süregelen etkileyici bir büyüdür!” diyerek bir bahaneyle mutlaka haktan yüz çevirirler!
3
İşte Mekkeli kâfirler de, bizzat şâhit oldukları bu mûcizenin bir göz boyama, bir büyü olduğunu ileri sürerek onu inkâr ettiler ve böylece, arzu ve heveslerine uyarak kıyâmeti ve Hesap Gününü yalanladılar. Çünkü ilâhî adâleti kabul etmek onlara ahlâkî yükümlülükler getiriyor, bu da hiç hoşlarına gitmiyordu. Fakat bu halleri, sonsuza dek böyle sürüp gitmeyecek, yakında gerçeği görecekler! Çünkü her işin gerçekleşeceği belirli bir zaman vardır! Allah’ın haber verdiği her şey, yeri ve zamanı gelince mutlaka gerçekleşecektir! Çünkü bu muazzam varlık âleminde, yaratılan her şeyin belli bir hikmeti vardır ve bu, ya bu dünyada, ya da âhirette mutlaka gerçekleşecektir.
4
Oysa onlara, aklını kullanan her insanı inkâr bataklığına saplanmaktan engelleyecek haberler i dile getiren ayetlerimiz ulaşmış bulunuyor.
5
Hem de, mükemmel bir hikmet ve öğüt Kitabı! Ne var ki, iman etmemeye karar vermiş olanlara uyarılar fayda vermiyor.
6
O hâlde, ey Müslüman! Madem bütün delillere rağmen inkârda diretiyorlar, sen de bırak onları, inkâr ve cehâlet karanlıklarında bocalayıp dursunlar! Ta Mahşer Günü İsrafil adındaki dâvetçinin eşibenzeri görülmemiş bir şeye çağıracağı o müthiş Gün gelip çatıncaya kadar:
7
O Gün onlar, utanç, pişmanlık ve dehşetten bakışları yere çivilenmiş bir hâlde, tıpkı fırtınanın etkisiyle sağa sola saçılmış çekirgeler gibi mezarlarından fırlayıp çıkacaklar.
8
İşte o anda, dâvetçiye doğru sürüler hâlinde koşarlarken, inkârcılar, “Bu gün gerçekten çetin bir günmüş!” diye feryât edecekler.
9
Onlardan önce, Nûh’un kavmi de inkâr etmişti. Onlar da kulumuz Nûh’ u yalanlamış ve “ O bir delidir!” demişlerdi. Böylece Peygamber, büyük baskı ve eziyetlerle karşılaşmış ve görevini yapmasına engel olunmuştu.
10
Bunun üzerine Nûh, Rabb’ine el açıp şöyle yalvardı: “ Ya Rabbi! Gücüm tükendi, çaresiz kaldım, mücadelemde yenik düştüm; bana yardım et Allah’ım! ”
11
Biz de, bardaktan boşanırcasına akan sularla göğün kapılarını kâfirlerin üzerine açtık.
12
Ve yer altındaki göllerin, ırmakların, dereler in sel gibi coşkun pınarlar hâlinde fışkırmasını sağladık. Böylece yerdeki ve gökteki su kütleleri, daha önce takdir edilmiş belirlenmiş bir işi gerçekleştirmek üzere toplandı.
13
Nûh’a gelince, onu ve ona iman edenleri, tahtalar ve çivilerden yapılmış bir gemi üzerinde taşıdık.
14
Dev dalgalar arasında çalkalanan gemi, bizzat Bizim gözetimimiz altında akıp gidiyordu. Böylece, inkâr edilmiş olan kulumuz Nûh’ a bir ödül olarak kendisini ve diğer müminleri kurtarıp selâmete erdirdik.
15
İşte, bu gemiye binen müminlerin kurtuluşu nu ve kâfirlerin helâk edilişini, kıyâmete kadar gelecek bütün insanlar için ibret verici bir işâret kıldık. Öyleyse, yok mu bundan öğüt almak isteyen?
16
Evet, uyarılarım ve uyarıları hiçe sayan zâlimleri cezalandırmam nasılmış, gördünüz!
17
Andolsun Biz bu Kur’an’ı, iyice anlayıp öğüt alabilmeniz için kolaylaştırdık, öyleyse yok mu onu okuyup öğüt alan? Yok mu, her akıllı insanın kolayca anlayabileceği hikmetli öğütlerle, ibret verici kıssalarla cennetin yolunu gösteren bu kitabı okumak, anlamak, pratik hayata uygulamak ve böylece dünyada ve ahirette kurtuluşa ulaşmak isteyen?
18
Bakın, güç ve zenginliğiyle dillere destan olan Âd kavmi de ayetlerimi yalanlamıştı fakat Benim uyarılarım ve uyarıları hiçe sayan zâlimleri cezalandırmam nasıl olurmuş, gördüler:
19
Onların üzerine, felâketi sürekli olan bir günde dondurucu bir kasırga gönderdik.
20
Öyle dehşetli bir fırtına ki, insanları kökünden koparılmış hurma kütükleri gibi sağa sola savurup atıyordu.
21
Evet, uyarılarım ve uyarıları hiçe sayan zâlimleri cezalandırmam nasılmış, bakın ve ibret alın.
22
Andolsun Biz, ayetlerimizi anlayıp öğüt alabilmeniz için bu Kur’an’ı kolaylaştırdık; öyleyse, yok mu onu okuyup öğüt alan?
23
Semud halkı da uyarıları mızı kendilerine ileten Peygamberi yalanlamıştı.
24
Nitekim, “Bizim içimizden çıkan bizim gibi fâni bir insana mı itaat edecekmişiz?” demişlerdi, “O zaman büyük bir yanılgının ve ahmaklığın pençesine düşmüşüz demektir!”
25
“Aramızda bunca zengin ve asil insan dururken, ilâhî öğüt ona mı indirilmiş? Hayır! Doğrusu Sâlih, küstah bir yalancı dan başka bir şey değildir! ”
26
Bunun üzerine Allah, “Üzülme Ey Sâlih!” dedi, “Asıl küstah ve yalancı kimmiş, yarın anlayacaklar!”
27
“Biz onları imtihân etmek ve gerçek niyetlerini ortaya çıkarmak üzere, bir mucize olarak kayadan çıkaracağımız bir deveyi göndereceğiz. Kendilerine sadece hayır sağlayan bu sahipsiz deveye karşı tavırları, kaba kuvvete baş vurarak zayıf ve çaresiz insanları ezme huyundan vazgeçip geçmediklerini ortaya koyan bir ölçü olacaktır. Öyleyse, sen onları n ne yapacağını gözetle ve eziyetlerine biraz daha sabret!”
28
“Onlara, kuyudan çıkarılan suyun deveyle kendi aralarında birer gün arayla nöbetleşe paylaştırılacağını söyle; sırası gelen grup, düzenli bir şekilde gelip payını alacaktır.”
29
Fakat onlar, içlerindeki en azgın arkadaşlarını çağır ıp onukışkırt tılar, o da kılıcını çekti ve Allah’a itaatin simgesi olan deveyi kesip öldürdü.
30
Bunun üzerine, uyarılarım ve uyarıları hiçe sayan zâlimleri cezalandırmam nasılmış, gördüler:
Sonraki 25 ayet →