Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Kamer 1 / 55
1
Tüm evrenin korkunç bir sarsıntıyla yok edileceği Kıyâmet Saat i iyice yaklaştı ve kıyâmeti ispatlayan açık bir delil ve Son Elçiye bahşedilen apaçık mûcize olarak, bir gece Mekke’de, Peygamberin ve müşriklerin gözleri önünde Ay, kısa bir süre için ortadan ikiye yarıldı! Mekke döneminin ikinci yarısında indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen “Kamer: Ay” kelimesinden almıştır. 55 ayettir.
M. Kısa 54:1
2
Fakat inkâra şartlanmış olan zâlimler, ne zaman bir mûcize görseler, “Bu öteden beri süregelen etkileyici bir büyüdür!” diyerek bir bahaneyle mutlaka haktan yüz çevirirler!
M. Kısa 54:2
3
İşte Mekkeli kâfirler de, bizzat şâhit oldukları bu mûcizenin bir göz boyama, bir büyü olduğunu ileri sürerek onu inkâr ettiler ve böylece, arzu ve heveslerine uyarak kıyâmeti ve Hesap Gününü yalanladılar. Çünkü ilâhî adâleti kabul etmek onlara ahlâkî yükümlülükler getiriyor, bu da hiç hoşlarına gitmiyordu. Fakat bu halleri, sonsuza dek böyle sürüp gitmeyecek, yakında gerçeği görecekler! Çünkü her işin gerçekleşeceği belirli bir zaman vardır! Allah’ın haber verdiği her şey, yeri ve zamanı gelince mutlaka gerçekleşecektir! Çünkü bu muazzam varlık âleminde, yaratılan her şeyin belli bir hikmeti vardır ve bu, ya bu dünyada, ya da âhirette mutlaka gerçekleşecektir.
M. Kısa 54:3
4
Oysa onlara, aklını kullanan her insanı inkâr bataklığına saplanmaktan engelleyecek haberler i dile getiren ayetlerimiz ulaşmış bulunuyor.
M. Kısa 54:4
5
Hem de, mükemmel bir hikmet ve öğüt Kitabı! Ne var ki, iman etmemeye karar vermiş olanlara uyarılar fayda vermiyor.
M. Kısa 54:5
6
O hâlde, ey Müslüman! Madem bütün delillere rağmen inkârda diretiyorlar, sen de bırak onları, inkâr ve cehâlet karanlıklarında bocalayıp dursunlar! Ta Mahşer Günü İsrafil adındaki dâvetçinin eşibenzeri görülmemiş bir şeye çağıracağı o müthiş Gün gelip çatıncaya kadar:
M. Kısa 54:6
7
O Gün onlar, utanç, pişmanlık ve dehşetten bakışları yere çivilenmiş bir hâlde, tıpkı fırtınanın etkisiyle sağa sola saçılmış çekirgeler gibi mezarlarından fırlayıp çıkacaklar.
M. Kısa 54:7
8
İşte o anda, dâvetçiye doğru sürüler hâlinde koşarlarken, inkârcılar, “Bu gün gerçekten çetin bir günmüş!” diye feryât edecekler.
M. Kısa 54:8
9
Onlardan önce, Nûh’un kavmi de inkâr etmişti. Onlar da kulumuz Nûh’ u yalanlamış ve “ O bir delidir!” demişlerdi. Böylece Peygamber, büyük baskı ve eziyetlerle karşılaşmış ve görevini yapmasına engel olunmuştu.
M. Kısa 54:9
10
Bunun üzerine Nûh, Rabb’ine el açıp şöyle yalvardı: “ Ya Rabbi! Gücüm tükendi, çaresiz kaldım, mücadelemde yenik düştüm; bana yardım et Allah’ım! ”
M. Kısa 54:10
11
Biz de, bardaktan boşanırcasına akan sularla göğün kapılarını kâfirlerin üzerine açtık.
M. Kısa 54:11
12
Ve yer altındaki göllerin, ırmakların, dereler in sel gibi coşkun pınarlar hâlinde fışkırmasını sağladık. Böylece yerdeki ve gökteki su kütleleri, daha önce takdir edilmiş belirlenmiş bir işi gerçekleştirmek üzere toplandı.
M. Kısa 54:12
13
Nûh’a gelince, onu ve ona iman edenleri, tahtalar ve çivilerden yapılmış bir gemi üzerinde taşıdık.
M. Kısa 54:13
14
Dev dalgalar arasında çalkalanan gemi, bizzat Bizim gözetimimiz altında akıp gidiyordu. Böylece, inkâr edilmiş olan kulumuz Nûh’ a bir ödül olarak kendisini ve diğer müminleri kurtarıp selâmete erdirdik.
M. Kısa 54:14
15
İşte, bu gemiye binen müminlerin kurtuluşu nu ve kâfirlerin helâk edilişini, kıyâmete kadar gelecek bütün insanlar için ibret verici bir işâret kıldık. Öyleyse, yok mu bundan öğüt almak isteyen?
M. Kısa 54:15
16
Evet, uyarılarım ve uyarıları hiçe sayan zâlimleri cezalandırmam nasılmış, gördünüz!
M. Kısa 54:16
17
Andolsun Biz bu Kur’an’ı, iyice anlayıp öğüt alabilmeniz için kolaylaştırdık, öyleyse yok mu onu okuyup öğüt alan? Yok mu, her akıllı insanın kolayca anlayabileceği hikmetli öğütlerle, ibret verici kıssalarla cennetin yolunu gösteren bu kitabı okumak, anlamak, pratik hayata uygulamak ve böylece dünyada ve ahirette kurtuluşa ulaşmak isteyen?
M. Kısa 54:17
18
Bakın, güç ve zenginliğiyle dillere destan olan Âd kavmi de ayetlerimi yalanlamıştı fakat Benim uyarılarım ve uyarıları hiçe sayan zâlimleri cezalandırmam nasıl olurmuş, gördüler:
M. Kısa 54:18
19
Onların üzerine, felâketi sürekli olan bir günde dondurucu bir kasırga gönderdik.
M. Kısa 54:19
20
Öyle dehşetli bir fırtına ki, insanları kökünden koparılmış hurma kütükleri gibi sağa sola savurup atıyordu.
M. Kısa 54:20
21
Evet, uyarılarım ve uyarıları hiçe sayan zâlimleri cezalandırmam nasılmış, bakın ve ibret alın.
M. Kısa 54:21
22
Andolsun Biz, ayetlerimizi anlayıp öğüt alabilmeniz için bu Kur’an’ı kolaylaştırdık; öyleyse, yok mu onu okuyup öğüt alan?
M. Kısa 54:22
23
Semud halkı da uyarıları mızı kendilerine ileten Peygamberi yalanlamıştı.
M. Kısa 54:23
24
Nitekim, “Bizim içimizden çıkan bizim gibi fâni bir insana mı itaat edecekmişiz?” demişlerdi, “O zaman büyük bir yanılgının ve ahmaklığın pençesine düşmüşüz demektir!”
M. Kısa 54:24
25
“Aramızda bunca zengin ve asil insan dururken, ilâhî öğüt ona mı indirilmiş? Hayır! Doğrusu Sâlih, küstah bir yalancı dan başka bir şey değildir! ”
M. Kısa 54:25
26
Bunun üzerine Allah, “Üzülme Ey Sâlih!” dedi, “Asıl küstah ve yalancı kimmiş, yarın anlayacaklar!”
M. Kısa 54:26
27
“Biz onları imtihân etmek ve gerçek niyetlerini ortaya çıkarmak üzere, bir mucize olarak kayadan çıkaracağımız bir deveyi göndereceğiz. Kendilerine sadece hayır sağlayan bu sahipsiz deveye karşı tavırları, kaba kuvvete baş vurarak zayıf ve çaresiz insanları ezme huyundan vazgeçip geçmediklerini ortaya koyan bir ölçü olacaktır. Öyleyse, sen onları n ne yapacağını gözetle ve eziyetlerine biraz daha sabret!”
M. Kısa 54:27
28
“Onlara, kuyudan çıkarılan suyun deveyle kendi aralarında birer gün arayla nöbetleşe paylaştırılacağını söyle; sırası gelen grup, düzenli bir şekilde gelip payını alacaktır.”
M. Kısa 54:28
29
Fakat onlar, içlerindeki en azgın arkadaşlarını çağır ıp onukışkırt tılar, o da kılıcını çekti ve Allah’a itaatin simgesi olan deveyi kesip öldürdü.
M. Kısa 54:29
30
Bunun üzerine, uyarılarım ve uyarıları hiçe sayan zâlimleri cezalandırmam nasılmış, gördüler:
M. Kısa 54:30