1
İnsanlığı ilâhî nurlarla aydınlatmak üzere yücelerden inmekte olan Yıldıza , Hz. Peygamber’e inen Kur’an’ın her bir bölümüne yemin olsun ki,
Mekke döneminin beşinci yılında, İhlâs sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, ilk ayetindeki ‘necm’ kelimesinden almıştır. Bu kelime Kur’an’da kimi yerlerde ‘gökteki yıldız’ (16. Nahl: 12, 16; 22. Hac 18; 37. Saffat 88), kimi ayetlerde ‘Hz. Peygamber’e inen Kur’an-ı Kerim’in her bir birimi’ (53. Necm: 1; 56. Vakıa: 75) ve Rahman sûresinde de ‘gövdesiz bitki’ yani ‘ot’ (55. Rahman: 6) anlamlarına kullanılmaktadır. 62 ayettir.
2
Ey müşrikler, çocukluğundan beri yakından tanıdığınız ve ahlâkî meziyetlerini çok iyi bildiğiniz arkadaşınız Muhammed ne sapmış, ne de aldanmıştır!
3
Ve size Rabb’inin mesajını aktarırken, asla kendi arzu ve hevesinden konuşmuyor.
4
Onun dudaklarından dökülen bu muhteşem ifadeler, kendisine Allah tarafından gönderilen vahiyden başka bir şey değildir.
5
Ona bu sözleri, olağanüstü güçlere sahip olan vahiy meleği Cebrail öğretmiştir.
6
Müthiş yeteneklerle donatılmış bir melek... İşte o melek, tüm ihtişâmıyla Muhammed’e görünmüştü.
7
Gökle yerin birleştiği ufkun en yüce noktasında, 600 kanadıyla kendisini göstermişti.
8
Sonra Muhammed’e doğru yaklaşıp yanına inmişti.
9
Öyle ki, aralarındaki mesafe iki yay kadar, hattâ daha da yakın olmuştu.
10
Böylece Cebrail, Allah’ın kuluna bildir mesini iste diği şeyleri bildirmişti. Bu o kadar açık bir gerçekti ki:
11
Muhammed’in gözünün gördüğü hiçbir şeyi, kalb i yalanlamadı. Açık ve net olarak gördüğü bu görkemli varlığın, Allah’tan vahiy getiren Cebrail olduğu konusunda en ufak bir şüpheye kapılmadı.
12
Şimdi siz, ey müşrikler, onun açık ve net olarak gördüğü şeyler hakkında hâlâ onunla tartışmaya mı gireceksiniz?
13
Andolsun Muhammed onu, bundan önce bir kez daha gökten inerken görmüştü.
14
Maddî varlığın sona erdiği ve bambaşka bir âlemin kapılarının açıldığı sınır noktasında, yani Sidre-i Müntehâ’da.
15
Şehitlerin, Hesap Gününe kadar kaldığı barınma Cenneti Me’va’nın yakınında ki sınır noktasında.
16
O an ki, Sidre’yi bürüyen bürüyor ve ilâhî nurlarla aydınlanan bu yer, kelimelerin ifâde etmekten âciz kaldığı muhteşem güzelliklere sahne oluyor du.
17
Ve bu, kesinlikle bir yanılsama, bir hayal değildi; Muhammed bu olayı yaşarken, göz leri ne yanıldı, ne de sınırı aştı.
18
İşte o gün o, gerçekten de Rabb’inin en büyük mûcizelerinden bir kısmını gördü. Peki ya siz ey müşrikler! Allah’ın yanı sıra hükmüne boyun eğip tapındığınız o düzmece ilâhların Hesap Günü size şefaatçi olacaklarını söylerken hangi temele, hangi delile dayanıyorsunuz?
19
Ey müşrikler! Hiç düşündünüz mü, ilâh olduğunu iddia ettiğiniz o sözde tanrıçaları; örneğin Lat’ı ve Uzza’yı,
20
Ve üçüncüleri olan Menat’ı?
21
Demek gurur duyduğunuz erkek çocuklar size, sahip olmaktan utanç duyduğunuz kız çocuklar da O’na ait, öyle mi?
22
Şu hâlde bu, gerçekten çok adâletsizce bir paylaşım! Oysa bunu söylemekle sadece Allah’a iftira etmekle kalmıyor, aynı zamanda küçümsediğiniz bir şeyi, yani kız çocuk sahibi olmayı O’na yakıştırarak büyük bir saygısızlık yapıyorsunuz!
23
Tapındığınız bu sözde ilâh lar, kulluk ve itâate lâyık olduklarına dâir haklarında Allah’ın hiçbir delil göndermediği ve yetki alanlarını, kudret sınırlarını, verdikleri ve verecekleri hükümleri, kısaca sahip oldukları bütün özellikleri sizin ve sizden önceki atalarınızın belirlemiş olduğu birtakım hayal ürünü isimlerden başka bir şey değildir! Onlar, bu iddialarında herhangi bir delile dayanmıyor, yalnızca boş kuruntu ve zanların bir de kendi heva ve heveslerinin hoşlarına giden şeytânî dürtülerin peşinden gidiyorlar. İşte bu yüzden bir tek Allah’a kulluk etmekten kaçınıyor, kendilerine hiçbir ahlâkî sorumluluk yüklemeyen âciz tanrılar icat ederek onlara tapmayı tercih ediyorlar. Oysa şimdi onlara, Rab’leri tarafından bir yol gösterici gelmiş bulunuyor. Artık hiç kimse, gerçeği bilmeme bahanesiyle kendisini kurtaramayacak, hiç kimse Kur’an’a göre hayatını düzenlemeden dünya ve âhirette kurtuluşa eremeyecektir. Öyle ya:
24
Yoksa insanoğlu, her arzu ettiğini elde edebilecek güç ve yetkinin kendisine verildiğini mi sanıyor? Her ideali gerçeğe dönüşecek, her gönlünden geçirdiği doğru kabul edilecek, öyle mi? Hayır!
25
Çünkü son da Allah’ındır, ilk de! Dünya da Allah’ındır, âhiret de! Her işin başında ve sonunda, hüküm yalnızca O’nundur! Çünkü O’nun sonsuz ilim ve kudreti her şeyi çepeçevre kuşatmıştır! Öyleyse, yalnızca O’na kulluk etmeli, sadece O’nun yardım ve himayesine sığınmalısınız! O’ndan başka hiçbir varlıktan şefaat dilenmemelisiniz! Unutmayın ki:
26
Göklerde nice büyük melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimselere şefaat için izin vermedikçe, onların şefaati hiçkimseye en ufak bir fayda sağlamayacaktır! Allah katındaki makâmı ve derecesi ne kadar yüksek olursa olsun, hiç kimse günahkârların kurtuluşu için aracılık edemeyecek, cezayı hak etmiş bir suçluyu azaptan kurtaramayacaktır! Hal böyleyken:
27
Âhirete inanmayanlar, meleklere dişi varlıkların ismini veriyor ve onları Allah’ın kızları olarak görüyor lar.
28
Hâlbuki onlar, bu konuda herhangi bir delile veya güvenilir bilgiye sahip değiller; sadece, hiçbir doğruluk değeri taşımayan sözlerin ve zannın peşinden gidiyorlar; oysa tek başına zan, hakîkat e ulaşmak için hiçbir zaman yeterli olmaz.
29
O hâlde, ey hak yolunun yolcusu! Öğüt ve uyarılarla dolu ayetlerimizden yüz çeviren ve dünya hayatın ın zevk ve sefasın dan başka bir şeye değer vermeyen bu câhil lerden uzak dur! Bunun yerine, çağrına kulak verecek tertemiz gönüllere yönel. Paranın, makâmın, şöhretin, gücün kölesi olan kimselerle kısır tartışmalara girerek vaktini ve enerjini boş yere harcama!
30
İşte, onların ulaşabildikleri bilgi düzeyi ancak bu kadardır: Ama sen üzülme, elbette Rabb’in, kimlerin Kendi yolundan saptığını ve kimlerin doğru yolu izlediğini çok iyi bilmektedir. Dolayısıyla, herkese hak ettiği karşılığı mutlaka verecektir.
Sonraki 30 ayet →