1
Andolsun Tûr’a, Mûsâ Peygamberin Allahu Teâlâ ile bizzat konuşarak vahiyle şereflendiği kutsal Sînâ Dağına!
Mekke döneminin ikinci yarısında, Secde sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, ilk ayetinde geçen ve Sina dağına işâret eden “Tûr: dağ” kelimesinden almıştır. 49 ayettir.
2
Ve andolsun, ince deri ve kağıtlar üzerine satır satır yazılan kutsal Kitaba!
3
Ki o, hakîkate susamış gönüller için açılmış sahifeler üzerine açık ve anlaşılır olarak yazılmıştır.
4
Ve andolsun Beyt-i Mâmûr’a, yani İbrahim’den size miras kalan o kutsal mâbede, Kâbe’ye!
5
Ve andolsun, yükseltilmiş gök kubbeye!
6
Ve andolsun, Kıyâmet Günü alev alev yanıp kaynatılan denizlere ki,
7
Rabb’inin zâlimlere haber verdiği âhiret azâbı, kesinlikle gerçekleşecektir!
8
Ve hiçbir güç ona engel olamayacak , ilahi mahkemede hiç kimse onu savunamayacak tır!
9
O gün gökler, müthiş bir sarsıntıyla sarsılacak!
10
Ve o heybetli dağlar, yerlerinden sökülüp yürütülecek!
11
İşte o Gün, ayetlerimi yalanlamış olanların vay hâline!
12
Onlar ki, inkâr ve cehâlet bataklık ların da oyalanıp dururlardı.
13
O Gün onlar, cehennem ateşine sürüklenecekler!
14
Ve onlara şöyle denilecek: “İşte, vaktiyle yalanlayıp durduğunuz ateş budur!”
15
“ Siz bu azâbı haber veren Kur’an’ın bir sihir, bir aldatma ve göz boyama olduğunu iddia ediyordunuz! Şimdi azapla yüz yüze geldiniz! Peki, söyleyin bakalım, bu da mı bir sihir; yoksa vaktiyle Kur’an’daki gerçekleri görmediğiniz gibi, bu ateşi de mi göremiyorsunuz?”
16
“ Şimdi hor ve hakir bir hâlde girin oraya! Artık ateşin acısına ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için değişen bir şey olmayacaktır! Boşuna sızlanmayın, sadece yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz!”
17
Öte yandan, dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek kötülüklerden sakınanlar ise cennet bahçelerinde, sonsuz nîmetler içinde sefa sürecek ler.
18
Rablerinin kendilerine bahşettiği muhteşem güzellikler le sevinç ve mutluluk duyacaklar. Zaten sırf cehennemden kurtulmak bile başlı başına bir nîmettir: Rableri onları, korkunç ateşin azâbından koru yup esenlik diyarına ulaştır mıştır.
19
Onlara denilecek ki: “Yapmış olduğunuz güzel davranışlar a karşılık dilediğiniz nîmetlerden afiyetle yiyin, için!”
20
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslan ıp keyiflerine bak acaklar. Ayrıca onları, tatlı dilli, güler yüzlü, güzel gözlü hanımlarla evlendireceğiz.
21
Onlar ki, ayetlerime yürekten iman ettiler ve kendilerinden sonra gelen nesilleri de inanç konusunda onları izledi. İşte onların nesillerini, — kendilerinin hak ettiği dereceye ulaşamamış bile olsalar— cennette kendileriyle bir araya getireceğiz ve yaptıkları hiçbir güzel davranışı karşılıksız bırakmayacağız. Fakat hiç kimseyi de, “birilerinin hatırına” cehennemden kurtarmayacağız. Çünkü herkes, kazandığı şeyler karşılığında rehin tutulmuştur ve ancak kendi yaptığı iyilikler sayesinde kurtuluşa erebilecektir.
22
İşte onlara, canlarının çektiği çeşit çeşit meyvelerden ve en lezzetli etlerden bol bol vereceğiz.
23
Orada, insanı sarhoş edip saçma sapan konuşturmayan ve günaha sürüklemeyen içki kadehleri ni birbirlerine ikram ederek aralarında neşeyle kapışacaklar.
24
Çevrelerinde, kendileri için özel olarak yaratılmış olan gün yüzü görmemiş inciler gibi pırıl pırıl, tertemiz genç hizmetkârlar isteklerini yerine getirmek için dolaşıp duracaklar.
25
Derken, birbirlerine dönüp geçmişte yaşadıklarını hatırlayarak sohbete koyulacaklar:
26
“Doğrusu biz,” diyecekler, “geçmişte, en mutlu olduğumuz anlarda, çoluk çocuğumuz arasında yaşarken bile, Rabb’imizin azâbından çok korkardık!”
27
“Fakat şükürler olsun ki Allah bize lütfetti de, alevleri insanın iliklerine işleyen o korkunç azaptan korudu bizi!”
28
“ Çünkü biz, dünyadayken yalnızca O’na kulluk eder ve sadece O’na yalvarırdık. Gerçekten O, iyilik edendir, çok merhametlidir.”
29
O hâlde, ey şanlı Elçi! Sen bunları haber vererek insanlara öğüt ver! Onlar ne derlerse desinler; Rabb’inin sonsuz şefkat ve nîmeti sayesinde, sen ne kâhinsin, ne de deli!
30
Yoksa inkârcılar senin hakkında, “O yalnızca güzel sözler uyduran usta bir şâirdir, zamanın çarkları arasında yok olup unutulmasını bekliyoruz!” mu diyorlar?
Sonraki 19 ayet →