Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Zariyat 1 / 60
1
Esip savuran rüzgâr lara, Mekke döneminin dördüncü yılında, Ahkâf sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, ilk ayetinde geçen aynı kelimeden almıştır. 60 ayettir.
M. Kısa 51:1
2
Yağmur yük ü taşıyan bulut lara,
M. Kısa 51:2
3
Denizlerde kolayca akıp giden gemi lere,
M. Kısa 51:3
4
Ve yaratıklar arasında rızık işleri ni bölüştüren melek lere andolsun ki;
M. Kısa 51:4
5
Size söz verilen ölüm ötesi hayat, kesinlikle doğrudur!
M. Kısa 51:5
6
Ve ilâhî adâletin tecellî edeceği Hesap Günü, mutlaka gelecektir! Emsalsiz bir düzen içinde gerçekleşen bu doğa olayları, her şeyin bir hikmete dayalı olarak yaratıldığına şâhitlik etmektedir. Bu düzende akıl, şuur, irâde ve dolayısıyla Allah’ın vahyine muhatap olma gibi üstün yeteneklerle donatılmış olan insanoğlu, yapıp ettikleri konusunda elbette hesaba çekilecektir. Ama insan, bu gerçekten dâimâ yüz çevirmek istemiştir:
M. Kısa 51:6
7
İç içe geçmiş kıvrım kıvrım yollara, hârika bir şekilde desen desen işlenmiş mükemmel yörüngelere sahip göğe andolsun ki,
M. Kısa 51:7
8
Siz ey insanlar; evren, insan ve Allah; Kur’an, kulluk, ahiret ve benzeri konularda karmakarışık ve çelişkili görüşler içindesiniz. Uzaydaki yıldız kümelerinin nasıl farklı şekilleri, yörüngeleri varsa, ilâhî rehberliği göz ardı eden insanların inanç ve yaşam şekilleri arasında da o kadar büyük çelişkiler, farklılıklar vardır. İnsanlar arasında bu kadar farklı iddiaların var oluşu, şu gerçeği ortaya koymaktadır: Allah’ın gönderdiği mesaj ile yolunu aydınlatmayan insanlık, hiçbir zaman hakîkati bulamayacak, asla kurtuluşa erişemeyecektir.
M. Kısa 51:8
9
Demek ki, ancak sapıklığı baştan kabullenmiş, haktan sapan , yalana sürüklenmiş insan bu ilâhî dâveti reddedip ondan yüz çevirir. Öyleyse;
M. Kısa 51:9
10
Şeytânî propagandalarla hakîkati tersyüz edip halkı Kur’an’dan çeviren sahtekârlara yazıklar olsun!
M. Kısa 51:10
11
Onlar ki, cehâlet bataklığı içinde bilinçsizce bocalayıp duruyorlar.
M. Kısa 51:11
12
Ve alaycı bir edayla : “ Şu vaadedilen Yargı Günü , kıyamet günü ne zaman gelip çatacakmış ?” diye soruyorlar
M. Kısa 51:12
13
Ne zaman mı? O zâlimler, ateşin üzerinde kavrulacakları Gün!
M. Kısa 51:13
14
O gün onlara, “Kötülüklerinizi n acı meyvelerini bugün tadın!” denilecek, “ Küstahça meydan okuyarak çabucak gelmesini istediğiniz azap budur işte!”
M. Kısa 51:14
15
Öte yandan, dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek kötülüklerden sakınanlar ise cennet bahçelerinde, pınar başlarında ebedî mutluluğu tadacak lar.
M. Kısa 51:15
16
Hem de, Rablerinin kendilerine bahşettiği sonsuz cennet nîmetleri ni büyük bir sevinçle al ıp onlardan istedikleri gibi faydalan arak. Evet; çünkü onlar, bundan önce ki hayatlarında güzel davranan kimselerdi.
M. Kısa 51:16
17
Gecenin az bir kısmında uyur, saatler boyu ilim, ibâdet ve tefekkürle meşgul olur lardı.
M. Kısa 51:17
18
Ve ruhların ilâhî esintilere açık olduğu sabah namazında, evrenin âdetâ yeniden diriltildiği o seher vakitlerinde, Rab’lerine el açıp yalvararak bağışlanma dilerlerdi.
M. Kısa 51:18
19
Ve Allah’ın kendilerine imtihan için emanet verdiği mallarında, yardım isteyen fakir lerin ve yardıma muhtaç oldukları hâlde dilenmekten çekinen yoksul ların da hakkı olduğunu bilir, onların payını mutlakaayırırlardı.
M. Kısa 51:19
20
İnan maya gönlü ol anlar için, yeryüzünde Allah’ın varlığını, rab ve ilâh olarak birliğini, sonsuz ilim, kudret ve merhametini gözler önüne seren ve ilâhî adâletin mutlaka gerçekleşeceğine şehâdet eden nice işâretler, nice deliller vardır.
M. Kısa 51:20
21
Ve bizzat kendi iç dünyanızda... Hâlâ hakîkati görmeyecek misiniz?
M. Kısa 51:21
22
Yeryüzünde yaşamak için ihtiyaç duyduğunuz hava, su, yağmur, ısı, ışık, yiyecek, içecek gibi maddî; ilâhî vahiy, rahmet, hidâyet gibi mânevî gıdalarınız ın ve ölümden sonraki hayatınız için size vaadedilen cennet, cehennem, hesap, mahşer gibi ceza ve mükâfâtın kaynağı gök lerde, yani Allah’ın yanında O’nun dilemesin dedir.
M. Kısa 51:22
23
Hayır; göklerin ve yerin Rabb’ine andolsun ki, sizin kendi konuşmanız ne kadar gerçekse, bu Kur’an’ın haber verdiği olaylar da en az o kadar gerçektir! Kendi varlığınızdan, benliğinizden, konuşmanızdan kuşku duyabilir misiniz? Elbette hayır! Bu Kur’an, bundan çok daha açık bir gerçektir! İşte Kur’an’ın anlattığı ibret verici gerçeklerden biri:
M. Kısa 51:23
24
İbrahim’in o değerli misafirleriyle ilgili ibret verici öyküsü sana anlatılmadı mı?
M. Kısa 51:24
25
Hani insan sûretinde melekler, selâm vererek onun huzuruna girmişlerdi, o da “Selâm size, sanırım buralarda yabancısınız!” demişti.
M. Kısa 51:25
26
Derken misafirlere aç olup olmadıklarını sormadan usulca ailesinin yanına gidip közde kızartılmış besili bir buzağı getirdi.
M. Kısa 51:26
27
Ve yemeği önlerine koyarak, “ Buyrun, yemez misiniz?” dedi.
M. Kısa 51:27
28
Fakat misafirlerin yemeğe el uzatmadıklarını görünce, azap melekleri olduklarını düşünerek onlardan dolayı endişeye kapıldı. İbrahim’in iyiden iyiye kaygılandığını gören melekler, “Korkma! Bizler Allah’ın görevli elçileri melekleriz. ” dediler. Ve sonra onu, İshak adında bilgin bir oğul ile müjdelediler.
M. Kısa 51:28
29
Bunun üzerine, konuşmalara kulak misafiri olan İbrahim’in hanımı Sâre, bir çığlık kopararak yanlarına geldi. Şaşkınlıktan yüzüne vurarak, “ Benim gibi kısır bir yaşlı kadın dan mı olacak bu çocuk !” diyordu.
M. Kısa 51:29
30
Melekler, “Elbette!” dediler, “ Çünkü Rabb’in böyle buyurdu. Unutma ki Rabb’in, sonsuz hikmet ve ilim sahibidir.”
M. Kısa 51:30