Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Kaf 1 / 45
1
Kâf! Dinle, ey insanoğlu! İşte böyle harflerden meydana gelen fakat bütün insanların bir benzerini yapmakta acze düştükleri eşsiz bir mucize olan şanlı Kur’an’a yemin olsun ki, hepiniz öldükten sonra yeniden diriltilecek ve büyük mahkemede yargılanacaksınız! Mekke döneminin dördüncü yılında, Mürselat sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, ilk ayetinin başındaki “Kâf” harfinden almıştır. 45 ayettir.
M. Kısa 50:1
2
Fakat hakîkati inkâr edenler, içlerinden kendileri gibi beşeri özelliklere sahip bir uyarıcının onlara gel ip bu gerçeği bildir mesine şaştılar da, “Bu gerçekten tuhaf bir şey!” dediler. Ve eklediler:
M. Kısa 50:2
3
“Biz ölüp toza toprağa dönüştükten sonra mı yeniden diriltilecekmişiz ? Bu, gerçekleşmesi imkânsız bir dönüştür!”
M. Kısa 50:3
4
Oysa Biz, yeryüzünün onlardan her geçen gün neleri koparıp götürdüğünü gâyet iyi biliriz. Dolayısıyla, onların çürüyüp toprağa karışan bedenlerini, Mahşer Günü nasıl yeniden hayata kavuşturacağımızı da iyi biliriz. Zaten katımızda, her şeyi kaydeden bir kitap vardır.
M. Kısa 50:4
5
Aslında her insan gibi, inkârcılar da bunun mümkün olduğunu pekâlâ yüreklerinde hissederler. Ne var ki onlar, hakîkat kendilerine iletildiğinde onu hiç düşünmeden yalanladılar; bu yüzden çelişkili bir tavır içindeler. Vicdanlarını rahatsız eden karmakarışık duygular içinde kıvranıp duruyor, her biri ötekini yalanlayan tutarsız iddialarla kendilerini ve halkı kandırmaya çalışıyorlar.
M. Kısa 50:5
6
Peki onlar, üzerlerinde yükselen göğü nasıl mükemmel bir sistem şeklinde kurduğumuzu, parlak birer inci demeti gibi ışıldayan yıldızlarla onu nasıl süslediğimizi ve bu sistemin hiç aksamadan nasıl çalıştığını, yani onda en ufak bir kusur, bir düzensizlik, bir çatlak olmadığını görmüyorlar mı?
M. Kısa 50:6
7
Yeryüzüne gelince, onu da yaşamaya elverişli biçimde yayıp döşedik, üzerine sapasağlam dağlar yerleştirdik ve orada rengârenk, çeşit çeşit güzelim bitkiler yetiştirdik.
M. Kısa 50:7
8
Bütün bunları, hakîkate yönelen her kul için sonsuz ilim, kudret ve merhametimizi gözler önüne seren aydınlatıcı bir delil ve bir öğüt olması için yarattık. Ve yaratılış mûcizesi, her an gerçekleşmeye devam ediyor:
M. Kısa 50:8
9
Biz, gökten bereketli yağmurlar indirdik ve onun sayesinde meyve dolu bağlar, bahçeler ve tahıl ürünleri olarak biçilecek taneler yeşerttik.
M. Kısa 50:9
10
Ve salkım salkım meyveleri olan yüksek hurma ağaçları...
M. Kısa 50:10
11
Tarafımızdan, bütün kullara armağan edilmiş geçim kaynağı olarak. Bakın; Biz bu yağmur sayesinde nasıl ölü toprağa hayat veriyorsak, ölümden sonraki yeniden diriliş de işte böyle gerçekleşecek tir. Bu mûcizelerden ibret almayan günümüz inkârcıları, kendilerinden önceki toplumların başına gelenlerden de mi ders almıyorlar?
M. Kısa 50:11
12
Nitekim, onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semud kavmi de ayetlerimi yalanlamıştı.
M. Kısa 50:12
13
Ad kavmi, Mısır diktatörü Firavun ve Lut’un arkadaşları da.
M. Kısa 50:13
14
Eyke halkı ve Tubba kavmi de... Evet, bunların hepsi kendilerine gönderilen Elçileri yalanlamıştı; bu yüzden tehdidim gerçekleşmiş ve hepsi helâk edilmiş ti. Âhireti inkâr edenler, şunu bir düşünsünler:
M. Kısa 50:14
15
Biz daha zor görünen ilk yaratmadan yorulup acze mi düştük ki,son yaratmayı gerçekleştiremeyelim? Hayır; aslında onlar, Allah’ın sınırsız kudretini gözler önüne seren yaratılış mucizelerini gördükleri hâlde, arzu ve heveslerinin adâlet, fedâkârlık, erdemlilik gibi ahlâkî değerlerle sınırlanmasını istemediklerinden, yeni bir yaratılış konusunda hep kuşku içindedirler!
M. Kısa 50:15
16
Andolsun ki, insanı Biz yarattık; arzu ve ihtirâslarının ona neler fısıldadığını da çok iyi biliriz. Çünkü Biz ona, şah damarından daha yakınız. Öyle ki:
M. Kısa 50:16
17
Onun sağında ve solunda oturan iki görevli melek, yaptığı her şeyi kaydederken,
M. Kısa 50:17
18
Ağzından bir tek kelime çıkmaz ki, yanında kendisini gözetleyen ve söylediklerini kaydeden bir tanık hazır bulunmasın!
M. Kısa 50:18
19
Ve bu durum, hayat boyu böyle sürüp gider. Sonunda, ilâhî hikmet ve adâlet gereğince, ölüm sarhoşluğu tüm gerçekliğiyle gelip çatar: “İşte, ey insan, bir ömür boyu kaçıp durduğun kaçınılmaz gerçek budur!” denilir. Daha sonra, kapkaranlık bir kâbuslar âlemi... Ve bir gün, telaşla yerinden fırlar:
M. Kısa 50:19
20
Çünkü yeniden diriliş için Sura üflenmiştir! Bu, vaktiyle size vaad edilmiş olan büyük Gündür.
M. Kısa 50:20
21
O Gün her insan, yanında meleklerden bir sevk memuru ve bütün yapıp ettiklerini kaydeden bir tanık ile birlikte hesap vermek üzere Rabb’inin huzuruna gelecektir.
M. Kısa 50:21
22
O zaman Allah, zalimlere şöyle buyuracak: “ Ey insan! Sen bunlardan gaflet içindeydin. Hayatın boyunca, seni bekleyen bu akıbete karşı hep ilgisiz, umursamaz davrandın ve uyarılardan yüz çevirdin. Fakat şimdi, gerçekleri görmene engel olan perdeni gözlerinden kaldırdık; bugün artık bakışların keskindir. Dünyadayken aklınla, imanınla görmen gereken cennet, cehennem, mahşer gibi hakikatleri, şimdi bizzat gözlerinle göreceksin. ”
M. Kısa 50:22
23
Derken, kendisini bir gölge gibi takip eden beraberindeki görevli melek, “İşte, yanımdaki inkârcı, cehenneme atılmaya hazırdır!” diyecek.
M. Kısa 50:23
24
Bunun üzerine Allah, “O hâlde!” diyecek, “Her inatçı kâfiri atın cehenneme!”
M. Kısa 50:24
25
“İyiliğe engel olan, hak hukuk tanımayan, ilâhî adaletten şüphe duyan ve kalplere şüphe tohumları eken o zâlimleri! ”
M. Kısa 50:25
26
“Allah’ın yanı sıra başka ilâh lar edinen o kâfirleri ! Atın, atın onları o çetin azâbın içine!”
M. Kısa 50:26
27
Her inkârcı ateşe atılırken, kendisini sapıklığa sürükleyen arkadaşını suçlayacak. Bunun üzerine arkadaşı, “Ey Rabb’imiz!” diyecek, “Onu ben azdırmadım fakat kendisi zaten derin bir sapıklık içindeydi!”
M. Kısa 50:27
28
Allah, “ Ey günahkârlar! Benim huzurumda çekişmeyin!” buyuracak, “ Çünkü zamanında, kitap ve elçi göndererek sizi uyarmıştım!”
M. Kısa 50:28
29
“ Boşuna feryat etmeyin, çünkü Benim katımda karar değiştirilmez; çünkü Ben, kullar ım a haksızlık edecek değilim!”
M. Kısa 50:29
30
O gün cehenneme, “Doldun mu?” diye soracağız fakat o, günahkârlara öfke ve şiddetinden, “ Hayır; daha yok mu?” diyecek. İşte, inkâr edenlerin sonu budur! İman edenlere gelince:
M. Kısa 50:30