Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Hucurat 1 / 18
1
Ey inananlar! Allah’ın ve —O’nun emirlerinin tebliğcisi ve uygulayıcısı olan— Elçisinin önüne geçmeyin! Bireyi ve toplumu ilgilendiren hayatın hiçbir bölümünde Allah’a ve Elçisine danışmadan, yani Kur’an ve sünneti araştırıp o konuda İslâm’ın hükmünü öğrenmeden karar vermeyin! Kendi düşüncenizi, beklentinizi, menfaatinizi Allah’ın hükmünün önüne geçirmeyin ve geçirilmesine izin vermeyin! Allah’tan gelen ilkeleri çiğnememe konusunda son derece titiz ve dikkatli davranın; dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek, kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakının! Unutmayın ki, Allah her şeyi işiten, herşeyi bilendir. Hicretin dokuzuncu yılında, Mücâdele sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, “odaların arkasından Peygambere seslenmenin” nezaket kurallarına aykırı olduğunun vurgulandığı dördüncü ayette geçen “hucurât: odalar” kelimesinden almıştır. 18 ayettir.
M. Kısa 49:1
2
Ey inananlar! Allah Elçisinin huzurunda konuşurken sesinizi Peygamberin sesinden daha çok yükseltmeyin! Birbirinize seslendiğiniz gibi ona saygısızca bir ifâdeyle seslenmeyin; onunla veya “onun hakkında” konuşurken laubali davranmayın; yoksa bütün iyilikleriniz ve güzel işleriniz boşa gider de, farkında bile olmazsınız.
M. Kısa 49:2
3
Allah’ın Elçisinin huzurunda saygıyla seslerini kısan ve ondan bahsederken edepli ve terbiyeli davranan kimseler var ya, Allah onların yüreklerindeki “ ilâhî hükümlere saygı ve bağlılık” derecesini sınamış ve onlar da bu sınavdan yüz akıyla çıkmışlar dır. İşte onlar için Rableri tarafından bir bağışlama ve büyük bir ödül vardır. O hâlde, ey inananlar! Bu ödüle lâyık olabilmek için, Peygambere ve onun izinden giden İslâm âlimlerine, yöneticilere ve büyüklerinize gereken saygı ve edebi göstermeli, tüm insanlara karşı nazik ve terbiyeli davranmalısınız. Aşağıdaki örnek, konuyu daha iyi anlamanızı sağlayacaktır:
M. Kısa 49:3
4
Ey Peygamber! Seni evinin dışından, ta odaların arkasından görgüsüzce çağıranlar var ya, onların çoğu düşüncesiz kimselerdir.
M. Kısa 49:4
5
Oysa onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabred ip efendice bekle selerdi, kendileri için çok daha iyi olurdu. O hâlde, bundan böyle daha dikkatli davransınlar ve şunu da unutmasınlar: Her şeye rağmen Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
M. Kısa 49:5
6
Ey inananlar! Herhangi bir kimse, özellikle de kötü huylara sahip biri size önemli bir haber getirirse, bu habere göre hareket etmeden önce, onun doğruluk derecesini iyice araştırın; yoksa bilmeyerek bir toplumun hakkını çiğnersiniz de, yaptığınıza pişman olur ve uzun süre vicdan azâbına mahkûm olur sunuz!
M. Kısa 49:6
7
Bilesiniz ki, Allah’ın Elçisi aranızdadır ve Kur’an’ın pratik hayata yansıtılmasında mükemmel bir model olarak, muteber hadis kitaplarındaki örnek hayatıyla kıyâmete kadar hayatınızı yönlendirmeye devam edecektir. Peygamberin görevi, sizin arzu ve isteklerinize uygun işler yapmak değildir. Çünkü o, şâyet gerçekleşmesini istediğiniz işlerin çoğunda size uysaydı, toplumun düzeni bozulur ve büyük bir sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah böyle olmasını istemedi; bunun için İslâm inancı nı size sevdirdi ve onu kalplerinizde güzelleştirdi; buna karşılık inkârcılığı, kötülüğü ve isyankârlığı size çirkin gösterdi. O hâlde, kim ki Allah için sever ve Allah için nefret ederse, işte doğru yolu izleyenler onlardır.
M. Kısa 49:7
8
Bu, Allah’ın sevdiği kullarına nasip ettiği lütuf ve nîmetidir. Unutmayın ki Allah, her şeyi bilendir; asla yersiz ve gereksiz hüküm vermeyen, sonsuz ilim ve hikmetiyle en mükemmel hayat programını çizen bir hakîmdir. İşte bu hikmet gereğince;
M. Kısa 49:8
9
Eğer müminlerin içinden iki grup birbiriyle savaşırsa, derhal müdâhale edip aralarını bulun. Buna rağmen, onlardan biri ötekine haksız olarak saldırırsa, o saldırganlarla, Allah’ın hükmünü kabul edinceye kadar savaşın! Eğer zulümden vazgeçip Allah’ın hükmüne dönerlerse, aralarında âdil bir barış sağlayın ve her konuda hak ve adâleti gözetin! Hiç kuşkusuz Allah, âdil davrananları sever.
M. Kısa 49:9
10
Unutmayın, inananlar birbirlerine düşman olamazlar, onlar ancak kardeştirler. O hâlde, müminler arasında çıkabilecek anlaşmazlıklara seyirci kalmayın, din kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah’tan gelen ilkeleri çiğnememe konusunda son derece titiz ve dikkatli davranın; müminlerin birlik ve beraberliğini bozup İslâm toplumunu zayıflatacak her çeşit olumsuz davranıştan sakının ki, O’nun tarafından şefkat ve merhamete lâyık olabilesiniz.
M. Kısa 49:10
11
Ey iman edenler! Hiçbir kişi veya toplum, başka bir toplumu küçümseyip alaya almasın; her zaman şu ihtimali düşünsünler: Belki o beğenmedikleri insa nlar, Allah katında kendilerinden daha üstündürler. Aynı şekilde, kadınlar da başka bir topluma mensup olan kadınlar hakkında dedikodu yapıp onlarla alay etmesinler; belki o küçümsedikleri kadı nlar, kendilerinden daha üstündürler. Meşrû eleştiri sınırlarını aşıp birbirinizi kırıcı sözlerle ayıplamayın, birbirinizi küçük düşürücü lakaplarla çağırmayın! Mümin kardeşini aşağılayan, aslında kendi günahkârlığını ilan etmiş olur. Hâlbuki, iman laşeref ve üstünlük kazandık tan sonra ‘günahkâr’ ismi ile anılmak ne kötüdür! Artık her kim tövbe ederse, günahları bağışlanacaktır; kim de tövbe etmekten kaçınırsa, işte onlar zâlimlerin ta kendisidir!
M. Kısa 49:11
12
Ey iman edenler! Aşırı zandan kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Günah olan zan, asılsız tahminlere, evhamlara dayanarak insanları suçlamak veya cezalandırmaya kalkışmaktır. O hâlde, ne kadar çok zanla hareket ederseniz, yanılıp günaha girme ihtimaliniz de o derece artacaktır. Bir de, evleneceği kişinin durumunu araştırma veya büyük suçluları takip etme gibi meşrû bir sebebe dayanmadıkça, birbirinizi n mahrem yönlerini araştırmayın ve olası bir haksızlığı engellemek amacıyla evlilik, iş ortaklığı ve benzeri konularda taraflara önbilgi vererek uyarma veya şâhitlik yapma durumu hariç, lüzumsuz yere insanların kusurlarını sayıp dökerek birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Hiçbiriniz, bir başkasının arkasından onun hoşlanmayacağı sözler söylemesin. İçinizden hanginiz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır? İşte bundan tiksindiniz değil mi? Oysa gıybet, bundan daha tiksinti verici bir günahtır! Öyleyse, Allah’tan gelen ilkeleri çiğnememe konusunda son derece titiz ve dikkatli davranın, dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek kötülüğün her çeşidinden sakının! Allah’ın rahmetinden de hiçbir zaman ümidinizi kesmeyin! Doğrusu Allah, içtenlikle yapılan bütün tövbeleri kabul edendir, çok ama çok merhametlidir.
M. Kısa 49:12
13
Ey insanlar! Gerçekten Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık ve birbirinizle tanış ıp rahat, huzur ve kardeşlik içinde bir hayatı yaşamak için iyilikte, güzellikte yarış asınız diye sizi ırklara, boylara ayırdık. Hepiniz Âdem ve Havvâ adındaki bir anne-babanın çocuklarısınız. Dolayısıyla, herhangi bir ırkın veya sınıfın diğerine üstünlüğü söz konusu olamaz. Gerçek şu ki, Allah katında en üstün, en değerli olanınız, takva bakımından en ileride olanınızdır. Irk, renk, zenginlik, güzellik, makâm, şöhret, güç gibi özellikler, İslâm’a göre asla üstünlük ölçüsü değildir. İlâhî değer ölçülerine göre en kıymetli, en saygıdeğer insan; ahlâkî erdemler bakımından en önde olan insandır. Ey insanlar! İyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, üstün-aşağı gibi bütün değer ölçülerinizi Allah’ın kitabından almalısınız! Çünkü Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdâr olandır.
M. Kısa 49:13
14
Yüzeysel olarak Müslümanlığı kabul eden bazı göçebe kabîleler, “ Biz de iman ettik!” dediler. Ey Muhammed! Onlara de ki: “ Hayır; siz henüz tam olarak inanmış değilsiniz! Bu yüzden “İman ettik!” demeyin, fakat “Biz Müslüman olmaya karar verdik ve bize tebliğ edilecek İslâmî hükümlere prensip olarak boyun eğdik!” deyin. Çünkü Kur’an’ın ortaya koyduğu iman ilkeleri, henüz kalbinize yerleşmiş değildir. Bununla birlikte, eğer bundan böyle Allah’a ve Elçisine itaat eder ek iman iddianızda samîmî olduğunuzu gösterir seniz, elbette Rabb’iniz, yaptığınız hiçbir güzel davranışı karşılıksız bırakmayacaktır. Unutmayın; Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
M. Kısa 49:14
15
Gerçek müminler, ancak Allah’a ve Elçisine yürekten inanan, imanın tadını tattıktan sonra en ağır imtihânlar karşısında bile sarsılmadan ayakta kalabilen, inançlarında en ufak bir kuşkuya kapılmayan ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla fedâkârca mücâdele eden kimselerdir. İşte iman iddiasında doğru olanlar bunlardır.
M. Kısa 49:15
16
Ey Peygamber! Bu özelikleri taşımadan da Müslüman olabileceklerini zanneden câhillere de ki: “Dininizi n ne olduğunu siz mi Allah’a öğreteceksiniz? Oysa Allah, göklerde ve yerde olanı bilir. Kısacası Allah, her şeyi tam olarak bilmektedir.” Hal böyleyken;
M. Kısa 49:16
17
İman henüz yüreklerine sinmemiş olan bazı câhiller, “Biz Müslümanlarla savaşmadan, kendi irâdemizle İslâm’a girdik!” diyerek, Müslüman oldukları için güya seni minnet altında bırakmak istiyorlar. Böyle kimselere de ki: “Müslümanlığınızı başıma kakmayın! Tam tersine, eğer gerçekten iman iddianızda samîmî iseniz, sizi imana eriştirdiği için asıl Allah sizi minnet borcu altında bırakmıştır. Eğer yüreğinizde bu şükür duygusunu taşımıyorsanız, zaten iman etmiş değilsiniz demektir. ”
M. Kısa 49:17
18
O hâlde, ey insanlar! Tüm tavır ve davranışlarınızda, şu gerçeği dâimâ göz önüne bulundurun: Hiç kuşku yok ki Allah, göklerin ve yerin bütün gizliliklerini bilmektedir. Tüm evrende neler olup bittiğini bildiği gibi, kalplerinizde taşıdığınız gizli niyet ve düşüncelerden de haberdardır. Bu yüzden, içinizi dışınızı düzelterek iyi bir mümin olmaya gayret gösterin! Unutmayın ki Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.
M. Kısa 49:18
Hucurat suresi tamamlandı