Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Muhammed 1 / 38
1
Bu mesajı inkâr eden ve insanları Allah yolundan engelleyen zâlim ler var ya; işte Allah, onların İslâm aleyhindeki bütün çalışmalarını eninde sonunda başarısızlığa uğratacak ve yaptıkları sözde iyilikleri geçersiz kılacaktır. Medîne döneminin ilk yıllarında indirilmiştir. Ancak on üçüncü ayetin hicret esnasında indirildiği rivâyet edilir. İkinci ayetinde Peygamberin ismi geçtiği için bu adı almıştır. Savaşla ilgili temel prensipleri içermesi sebebiyle “Kıtal: savaş sûresi” olarak da bilinen sûre, 38 ayettir.
M. Kısa 47:1
2
İman edip bu imana yaraşır güzel davranışlar , salih ameller ortaya koyan ve Rab’leri tarafından Muhammed’e gönderilen Kur’an adındaki hakikate inananlara gelince, Allah onların kusurlarını bağışlayacak ve durumlarını her geçen gün daha da iyileştirecektir.
M. Kısa 47:2
3
İşte, Allah’ın her toplum için geçerli kıldığı toplumsal yasa budur! Çünkü inkâr edenler, hikmet ve hakîkatten yoksun bâtıl inançların ın ve sapık ideolojilerin peşinden giderler; Kur’an’a inananlar ise, Rab’lerinden gelen Gerçeğin ışığında yürürler. İşte Allah, inanan ve inanmayan insanların durumunu böyle canlı örneklerle gözler önüne seriyor.
M. Kısa 47:3
4
Öyleyse, ey iman edenler, size saldıran kâfirlerle savaşta karşılaştığınız zaman, bir daha toparlanamayacakları şekilde düşman kuvvetlerini imha edinceye kadar onların boyunlarını vurun ve nihâyet, onlara karşı kesin bir üstünlük elde edince, düşman askerlerini esir alın. Savaş bittikten sonra da, elinizdeki esirleri ya lütfedip karşılıksız salıverin, ya da ödeyecekleri tazminat karşılığında veya Müslüman esirlerle değiş tokuş yaparak serbest bırakın ki böylece, onlar harp silahlarını tamamen bırakmış ve Müslümanlar lehine savaşın sonucu alınmış olsun. İşte, savaş esirleri konusunda Allah’ın hükmü budur. O hâlde, sakın bu hükümleri yumuşak bulup sınırı aşmayın! Unutmayın ki, eğer Allah bütün kâfirlerin kökünü kazıyıp tamamen yok etmek isteseydi, gökten bir azap göndererek onları bizzatKendisi cezalandırabilirdi fakat bunun yerine, sizi birbirinizle imtihân etmek için müminlere, zâlimlerle savaşıp yeryüzünde adâleti egemen kılma görevini vermiştir. Allah yolunda canlarını fedâ edenlere gelince, Rableri onların yaptıklarını elbette boşa çıkarmayacaktır.
M. Kısa 47:4
5
Onları kendi katında ikramlarla karşılayıp muratlarına erdirecek ve kalplerini huzura kavuşturacaktır.
M. Kısa 47:5
6
Ve en sonunda onları, kendilerine söz verdiği cennet bahçelerin e koyacaktır. O hâlde;
M. Kısa 47:6
7
Ey iman edenler! Eğer Allah yolunda mücâdele bayrağı açan öncü Müslümanlar a yardım ederseniz, O da size yardım edecek ve her alanda gücünüzü artırarak ayaklarınızın yere sağlam basmasını sağlayacaktır.
M. Kısa 47:7
8
Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere gelince, onların hakkı, dünyada da âhirette de yıkılıp yok olmaktır! Allah, onların düzenlerini bir gün başlarına geçirecek ve bütün yaptıklarını boşa çıkaracaktır.
M. Kısa 47:8
9
Çünkü onlar, Allah’ın indirdiği bu kitabın hükümleri ni beğenme yip, hiçbir ahlâkî kural tanımayan arzu ve heveslerini ilâh edin diler; böylece Allah, onların bütün yaptıklarını geçersiz kıldı.
M. Kısa 47:9
10
Peki onlar, geçmişte helâk edilen toplumların yeryüzünde bıraktıkları harabeleri, yerle bir olmuş şehir kalıntılarını dolaşıp da, kendilerinden önceki isyankâr kavim lerin sonlarının nice olduğunu görmüyorlar mı? Allah ’ın onları nasıl yok etti ğine bakıp ibret almıyorlar mı? Zulüm temeline dayanan sistemlerin ayakta kalamayacağını anlamıyorlar mı? Ve düşünemiyorlar mı ki, çağdaş kâfirleri de aynı son beklemektedir!
M. Kısa 47:10
11
İşte, Allah’ın her toplum için geçerli kıldığı yasa budur! Çünkü Allah, inananların dostu, yardımcısı ve koruyucusudur; inkârcıların ise hiçbir koruyucusu yoktur! İşte bunun içindir ki:
M. Kısa 47:11
12
Allah, ayetlerine iman eden ve bu imana yaraşır güzel ve yararlı işler yapanları, içerisinde ırmaklar çağıldayan cennet bahçelerine koyacaktır. İnkârcılara gelince, onlar da hiçbir ahlâkî endişe taşımayan hayvanlar gibi yiyip içerek dünyanın gelip geçici zevkleriyle bir süre oyalanacak, fakat sonunda ateşi boylayacaklar!
M. Kısa 47:12
13
O hâlde, ey şanlı Elçi! Sen hiç üzülme! Seni öz yurdundan çıkaran halkından daha güçlü nice toplumlar vardı ki, sonunda hepsini yok ettik ve hiç kimse onları azâbımızdan kurtaramadı! Öyle ya;
M. Kısa 47:13
14
Rabb’inden gelen Kur’an gibi apaçık bir delile göre hayat programını çizen bir toplum ile, işlediği kötülükleri n cazibesine kapılarak zamanla çirkinlikleri güzel görmeye başlayan ve yalnızca arzu ve heveslerinin peşine takılan bir toplum hiç aynı olur mu?
M. Kısa 47:14
15
Dürüst ve erdemlice bir hayatı tercih ederek kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakınan kimselere söz verilen cennetin misali şöyledir: Öyle hârika bir bahçe ki, içinde hiç bayatlamayan tertemiz su ırmakları, tadı bozulmayan taptaze süt ırmakları, içenlere lezzet veren ve dünyadakiler gibi sarhoş etmeyen şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları var. Bahçenin sâkinleri, bütün bu nîmetlerden diledikleri gibi yararlanacaklar. Ayrıca onlara, canlarının çektiği her çeşit meyveler sunulacak ve en önemlisi, Rab’lerinden bir bağışlama ile taltif edilecekler. Şimdi düşünün; böyle bir ortamda yaşayan insanlar ile; sonsuza dek ateşte kalan ve bağırsaklarını paramparça edecek kaynar sudan içmeye mahkûm edilen kimseler hiç aynı olur mu? Elbette olmaz! Fakat kibir ve inatlarının kölesi olan münâfıklar, bunu anlamaya yanaşmazlar.
M. Kısa 47:15
16
İçlerinde, Kur’an okurken sana kulak verenler de var fakat hakîkate ulaşmak gibi samîmî bir niyete sahip olmadıklarından, onu gereğince anlayamazlar.Nitekim, senin yanından ayrılır ayrılmaz, kendilerine Kur’an hakkında derin ilim verilmiş olan samîmî Müslüman lara alaycı bir edayla “ Bu adam demin ne söyledi? İçimizden onu anlayan oldu mu? ” diye sorarlar. İşte onlar, sürekli keyiflerine göre davrandıkları ve şeytânî arzu ve heveslerini ilâh edindikleri için, Allah tarafından kalpleri mühürlenmiş olan kimselerdir!
M. Kısa 47:16
17
Doğru yolu bulmak isteyenlere gelince, öğrendikleri her bir ayet, onların hidâyetlerini daha da artırır , güçlendirir ve kendilerine üstün bir sorumluluk bilinci kazandırır. İmdi; hakîkati tüm berraklığıyla gözler önüne seren bunca deliller, mûcizeler ortada dururken, bu inkârcılar tövbe edip ebedî mutluluğa ulaşmak için daha ne duruyorlar?
M. Kısa 47:17
18
Yoksa onlar, hiç farkında olmadıkları bir anda, ölüm meleğinin karşılarına dikilmesini veya kıyâmetin ansızın kopmasını mı bekliyorlar? Zaten onun bazı belirtileri gelmiş bulunuyor. İşte bu Kur’an, kıyâmetin gerçekleşeceğinin en büyük işâretlerinden biridir. Öyleyse, gelin iş işten geçmeden tövbe edip Rabb’inize yönelin! Çünkü Son Saat gelip çattıktan sonra, günahkârların gecikmiş pişmanlıkları kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır!
M. Kısa 47:18
19
Öyleyse, ey Peygamber! Şunu iyi bil ve bildir ki, Allah’tan başka boyun eğilecek bir otorite, emrine itaat edilecek bir tanrı yoktur! Bunun için, yalnızca O’na kulluk et fakat hiçbir zaman kulluğunla övünme; aksine, hem kendi günahın, hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahları için O’ndan bağışlanma dile! Allah, dönüp dolaştığınız yeri de, varacağınız yeri de çok iyi bilir.
M. Kısa 47:19
20
İnananlar, “ Zâlimlerle savaşmamıza izin veren bir sûre indirilse ne iyi olurdu!” diyorlardı. Fakat savaştan söz eden açık hükümlü bir sûre indirilince, kalplerinde hastalık bulunan münâfık ların, ölüm baygınlığı geçiren birinin baktığı gibi sana korku ve dehşet içinde baktıklarını görürsün. Oysa yapmaları gereken şuydu:
M. Kısa 47:20
21
Allah’ın emrine gönülden itaat etmek ve O’nun yolunda mücâdeleye hazır olduğunu ifâde ederek güzel sözler söylemek! İş ciddiye bindiği ve düşman askerleriyle karşı karşıya gelindiği sırada, Allah’a verdikleri sözü yerine getirselerdi kendileri için iyi olurdu. Fakat sözlerinden dönüverdiler!
M. Kısa 47:21
22
Demek ey münâfıklar, fırsatını bulup yönetimi ele geçirecek olsanız, yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık, komşuluk, arkadaşlık gibi değerleri hiçe sayarak aranızdaki sevgi. saygı bağlarını koparıp atacaksınız, öyle mi!
M. Kısa 47:22
23
İşte onlar, Allah’ın rahmetinden uzaklaştırıp lânetleyerek kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.
M. Kısa 47:23
24
Peki onlar, Kur’an’ı hiç incelemiyorlar mı? Allah, insan, evren, hayat, ölüm; insanın menşei, yaratılış amacı, uyması gereken prensipler, ölümden sonra onu bekleyen âkıbet ve benzeri konularda bu kitabın getirdiği açıklamaları inceleyip de, ondaki hidâyet aydınlığını göremiyorlar mı? Yoksa gönülleri üzerinde, hakîkati görmelerine engel kibir, inat, önyargı gibi kilitler mi var?
M. Kısa 47:24
25
Doğrusunu isterseniz, kendilerine İslâm’ın apaydınlık yol u açıkça gösterildikten sonra yeniden inkâr ve cehâlet karanlıklarına özlem duyup gerisin geriye dönenler, şeytanın ayartmasına kapılmış ve onun süslü vaatleriyle aldanmış kimselerdir.
M. Kısa 47:25
26
Evet, öyledir. Çünkü onlar, Allah’ın gönderdiği bu Son Kitabın hükümleri ni beğenmeyen müşriklere ve Yahudi lere gizlice söz vererek, “Biz Kur’an’a inanıyor görünsek de, bazı konularda size itaat edeceğiz!” demişlerdi. Oysa Allah, o gizli konuşmalarını çok iyi bilmekteydi. Fakat onlar Allah’ı hesaba katmadılar da, Müslümanlara karşı kâfirlerle ittifak kurmaya kalktılar. Böyle yapmakla, çıkarlarını koruduklarını mı sanıyorlar?
M. Kısa 47:26
27
Peki, ölüm melekler i onların yüzlerine ve sırtlarına vura vura canlarını söküp alırlarken, halleri nice olacak?
M. Kısa 47:27
28
Evet, böyle; çünkü onlar, Allah’ı gazâba getirecek şeylerin ardına düştüler ve O’nun hoşnutluğunu kazandıracak davranışları beğenmediler; böylece Allah, onların ara sıra yaptıkları güzel işlerini de boşa çıkarmış oldu.
M. Kısa 47:28
29
Yoksa kalplerinde hastalık bulunan bu münâfık lar, müminlere karşı besledikleri kinlerini ve hâince tuzaklarını Allah’ın ortaya çıkarmayacağını mı sanıyorlardı?
M. Kısa 47:29
30
Heyhât! Eğer dileseydik, ey Muhammed, gaybın perdelerini açar ve münâfıkların maskesini düşürerek onları sana gösterirdik ve sen onları görür görmez yüzlerinden tanırdın. Fakat imtihân hikmeti gereğince, size gaybı bildirmeyeceğiz. Ama yine de sen, onları davranışlarından ve konuşma tarzlarından tanıyabilirsin. O hâlde, ey müminler! İkiyüzlülerin saf dışı bırakıldığı bir İslâm toplumu oluşturmak için var gücünüzle çalışın. Unutmayın ki, Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir.
M. Kısa 47:30