Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Ahkaf 1 / 35
1
Ha, Mîm. Dinle, ey insanoğlu! Senin pek iyi tanıdığın ve sürekli kullandığın harflerden oluşan fakat hem lafzı, hem de manasıyla eşsiz bir mucize olan bu mesaja kulak ver: Mekke döneminin ortalarında, Câsiye sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, yirmi birinci ayetinde geçen ve Âd kavminin yaşadığı bölgeye işâret eden “ahkaf: kum tepecikleri” kelimesinden almıştır. 35 ayettir.
M. Kısa 46:1
2
Bu Kitap, sonsuz kudret ve hikmet sahibi olan Allah tarafından gönderilmiştir.
M. Kısa 46:2
3
Çünkü Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri, ancak hak, hukuk ve adâlet esaslarına göre belli bir hikmet ve amaç doğrultusunda ve tarafımızdan belirlenmiş bir süre için Allah’ın tek rab ve ilâh oluş gerçeği anlaşılsın ve insanlar O’na kul köle olsunlar diye yarattık. Ama gel gör ki, hakîkati inkâr edenler, kendilerine yapılan uyarılara aldırış etmiyorlar.
M. Kısa 46:3
4
Ey Peygamber! Onlara de ki: “Allah’tan başka itaate çağırdığınız ve böylece Allah’a ortak koştuğunuz putlarınızı ve putlaştırdığınız liderlerinizi, sahte ilâh larınızı bir düşünsenize: Gösterin bana, yeryüzünde ne yaratmış bunlar! Yoksa onların, gökler in yaratılıp yönetilmesin de bir ortaklıkları mı var? Eğer iddianızda haklı iseniz, bana delil olarak bu Kur’an ’dan önce gönderilmiş bir kitap veya doğruluğu kesin olarak bilinen başka bir bilgi kalıntısı getirin! Hangi kitap veya hangi araştırma, evrenin bir parçasını Allah’tan başka ilâhların yarattığını söyleyebilir? ”
M. Kısa 46:4
5
Öyleyse, Allah’ın yanı sıra, kıyâmete kadar duâlarına karşılık veremeyecek olan putlara ve benzeri yaratılmış kimselere yalvarıp yakaranlardan daha şaşkın, daha sapık kim olabilir? Oysa o yalvardıkları varlık lar, onların yakarışlarından habersizdirler.
M. Kısa 46:5
6
Ama insanlar yargılanmak üzere Allah’ın huzurunda toplandıkları zaman, müşriklerin taptıkları varlıklar, kendilerine tapınanlara düşmanlık edecek ve onların kendilerine tapmalarını şiddetle reddedeceklerdir. Hal böyleyken;
M. Kısa 46:6
7
Hakikati ortaya koyan ayetlerimiz bu inkârcılara tüm açıklığıyla tebliğ edilince, kendilerine ulaşan gerçek hakkında, “ Büyüleyici güzelliğiyle insanı etkileyen bu ayetler, apaçık bir sihir den başka bir şey değil dir. Yoksa, okuma yazması dahî olmayan bir insanın böylesine harikulade sözler söylemesi başka türlü izah edilemez! ” diyorlar.
M. Kısa 46:7
8
Yoksa inkâr edenler, “Kur’an’ı Muhammed uydurdu!” mu diyorlar? Ey şanlı Elçi! Onlara de ki, “Eğer onu uydurmuş olsaydım, siz beni Allah’ tan gelecek azâb a karşı koruyamazdınız. Çünkü Allah, kendi adına yalan uyduran kimseleri kesinlikle azâba uğratacaktır. Öyleyse, neden sizin hatırınız için bütün bunları uydurup kendimi ateşe atayım? Aslında, böyle bir şey yapmayacağımı siz de pekâlâ bilirsiniz. Fakat unutmayın, Allah, içine daldığınız bu iftira kampanyasın ın elbette farkındadır ve cezasını verecektir. O hâlde, benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter. Bununla birlikte, hâlâ tövbe etme fırsatınız da var: Çünkü O, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
M. Kısa 46:8
9
Ey Peygamber! Onlara de ki “ Bakın, ben daha önce benzeri görülmemiş türedi bir elçi değilim. Benden önce de bu mesajı insanlığa ileten Peygamberler gelmişti. Ayrıca ben, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Dolayısıyla, bana ve size neler yapılacağını ve ileride başımıza neler geleceğini bilemem. Ben, ancak bana vahyedilen ilâhî emirler e uyarım ve apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.”
M. Kısa 46:9
10
Yine onlara de ki: “Bir düşünsenize, bu Kur’an gerçekten de Allah tarafından gönderilmiş olduğu hâlde siz onu inkâr etmişseniz; İsrail Oğulları’ndan örneğin Abdullah bin Selâm veya Kâbu’l-Ahbar gibi Allah’ın verdiği akıl, idrak ve firaseti vahye tâbi ve teslim olmada kullanan bir şâhit de bu kitabın dile getirdiği hakikatlerin aynısını Tevrat’ta görüp Kur’an’a iman ettiği hâlde, siz kibirlen ip ondan yüz çevir mişseniz, bu zulmün hesabını nasıl vereceksiniz ? Doğrusu Allah, zâlim toplumu doğru yola iletmez.”
M. Kısa 46:10
11
Fakat hakîkati inkâr edenler, inananlar hakkında, “Eğer bu Kur’an iyi bir şey olsaydı, bu ayak takımı insa nlar, ona inanmakta bizden öne geçemezlerdi!” derler. Böylece, onun ışığından faydalanamadıkları için “Bu, dilden dile gelen eski bir efsanedir!” diyeceklerdir.
M. Kısa 46:11
12
Oysa Kur’an’dan önce gönderilen ve onu müjdeleyen Mûsâ’nın kitabı Tevrat da, insanlığı doğru yola ileten bir rehber ve bir rahmet kaynağı idi; işte bu da, Tevrat’ı, Zebur’u ve İncil’i —ana hatlarıyla— onaylayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları sonsuz nîmetlerle müjdelemek üzere, Arapça olarak gönderilmiş bir kitaptır! O hâlde;
M. Kısa 46:12
13
“Bizim önünde boyun eğeceğimiz biricik efendimiz, yöneticimiz ve Rabb’imiz Allah’tır!” diyen ve sonra da, bu inanca uygun dosdoğru bir hayat yaşayan kimseler yok mu; Hesap Günü onlar ne korkuya kapılacaklar, ne de üzülecekler!
M. Kısa 46:13
14
İşte onlar cennet halkıdır ve yaptıkları iyiliklerin mükâfâtı olarak, sonsuza dek orada kalacaklardır. İşte, sizi cennete götürecek güzel bir davranış:
M. Kısa 46:14
15
Biz insanoğluna, ana babasına güzelce itaat etmesini ve onlara her zaman iyi davranmasını emrettik. Fakat annenin yeri bambaşkadır. Çünkü annesi onu nice zahmetlerle dokuz ay boyunca karnında taşır ve nice zahmetlerle dünyaya getirir. Öyle ki, çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi, tam otuz ay sürer. Nihâyet çocuk olgunluk çağına erişip kırk yaşına varınca, “Ey Rabb’im!” diye yalvarır, “Bana ve anne. babama verdiğin nîmetlere gereğince şükretmeyi ve hoşnut olacağın güzel ve yararlı davranışlar yapmayı bana nasip eyle! Bana da hayırlı bir nesil bağışla! İşte ben, günahlarımdan tövbe edip Sana yöneldim ve hiç kuşkusuz ben, yalnızca Sana boyun eğen bir kimseyim!”
M. Kısa 46:15
16
İşte onlar, yaptıkları iyiliklerin en güzellerini kabul edip günahlarını bağışlayacağımız ve kendilerine verilmiş olan gerçek vaade göre, cennet halkı arasına katacağımız kimselerdir.
M. Kısa 46:16
17
Bir de öyle bir kimse vardır ki, anne. babası, kendisini ne zaman ilâhî adâletle uyarsalar, “Öf be! Yetti artık! ” diye çıkışır, “Benden önce nice nesiller ölüp gitmişken ve hiçbirinin mezarından kalkıp canlandığı görülmemişken, siz kalkmış bana yeniden diriltileceğimi mi söylüyorsunuz?” Onlar ise, bu hayırsız evlada karşı Allah’ın yardımına sığınarak, “Kendine yazık etme evladım !” derler, “ Ne olur, âhiret gününe inan, çünkü Allah’ın sözü gerçektir!” Bunakarşılık o, “ Hayır; bu söylediğiniz, eskilerin masallarından başka bir şey değildir!” diye cevap verir.
M. Kısa 46:17
18
Böyleleri, kendilerinden önce gelip geçmiş isyankâr cin ve insan toplumlarıyla beraber azâbı hak etmiş olan kimselerdir. Gerçekten onlar, o Gün büyük bir hüsrana uğrayacaklardır.
M. Kısa 46:18
19
İster mümin ister kâfir olsun, insanlardan her birinin, yaptığı davranışlara göre Allah katında ayrı bir derecesi vardır ve bu derecelendirmeye göre Allah, Hesap Gününde herkese yaptıklarının karşılığını tam olarak verecektir ve hiç kimseye zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.
M. Kısa 46:19
20
Allah’ın ayetlerini inkâr edenler ateşin karşısına çıkarıldıkları Gün, Allah onlara “Ey zâlimler!” diyecek “ Size vermiş olduğum bütün güzelliklerinizi dünya hayatında hoyratça harcayıp tükettiniz ve size bu nîmetleri vereni hiç hesaba katmadan onlarla sefa sürdünüz! Böylece, âhirete elleriniz bomboş bir hâlde geldiniz! O hâlde, yeryüzünde hak hukuk tanımayıp küstahça büyüklük tasladığınız ve bile bile doğru yoldan çıktığınız için, bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız!” İşte, yeryüzünde hak hukuk tanımayan zâlimlerin âkıbetini gösteren çarpıcı bir örnek:
M. Kısa 46:20
21
Ey Peygamber! Âd kavmin in kardeş leri gibi yakından tanıdıkları Hûd Peygamberin örnek mücâdeles ini hatırla: Hani o, kendisinden önce ve sonra nice uyarıcıların gelip geçtiği Ahkâf denilen bölgede halkını şöyle uyarmıştı: “ Ey halkım! Allah’tan başkasına kulluk ve itaat etmeyin! Doğrusu ben, sizin büyük bir günün azâbına uğramanızdan korkuyorum!”
M. Kısa 46:21
22
Buna karşılık onlar, “Bizi kendimizi bildik bileli taptığımız tanrılarımızdan vazgeçirmek için mi yanımıza geldin? Eğer sözünün eriysen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri gerçekleştir de görelim! ” dediler.
M. Kısa 46:22
23
Hûd, “ Her konuda olduğu gibi, ne zaman azâba uğrayacağınız konusunda da nihâî bilgi, sadece Allah’ın katındadır. Ben yalnızca tebliğ etmekle yükümlü olduğum mesajı size iletiyorum fakat görüyorum ki, siz lâf anlamayan câhil bir toplumsunuz.” dedi.
M. Kısa 46:23
24
Nihâyet, o azâbın simsiyah bir bulut şeklinde vadilerine doğru yaklaştığını görünce, sevinç içinde “İşte, bize bereketli yağmur yağdıracak bir bulut!” diye bağrıştılar. Fakat azap melekleri “Hayır!” dediler, “Bu, küstahça meydan okuyarak bir an önce gelmesini istediğiniz azâbın ta kendisidir; can yakıcı bir azap taşıyan fırtına!”
M. Kısa 46:24
25
Bu korkunç kum fırtınası, Rabb’inin emriyle oradaki her şeyi yerle bir etti; böylece, o zâlimlerin kumlar altında kalan harab olmuş evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte Biz, suçlu bir toplumu böyle cezalandırırız.
M. Kısa 46:25
26
Oysa onlara, size vermediğimiz güç, servet ve imkânı vermiştik. Ayrıca onları, her insana armağan ettiğimiz işitme, görme ve akletme yeteneği de bahşetmiştik. Ne var ki, Allah’ın ayetlerini göz göre göre inkâr ettikleri için, ne işitme ve görme duyuları, ne de akletme yetenekleri onlara bir fayda sağlamadı; böylece, alay edip durdukları o azap, kendilerini çepeçevre kuşatıverdi.
M. Kısa 46:26
27
Ey insanlar! Doğrusu Biz, çevrenizdeki daha nice şehirleri böyle helâk ettik ve her birini helâk etmeden önce, belki doğru yola dönerler diye ayetleri mizi tekrar tekrar ve açıkça bildirdik.
M. Kısa 46:27
28
Şimdi düşünün: Onların güya Tanrıya yakınlaşmak amacıyla Allah’ın yanı sıra kulluk ettikleri o sahte ilâhlar, ilâhî azap gelip çatınca onlara yardım edebildiler mi? Hayır; tam tersine, onları öylece yüz üstü bırakıverdiler. Çünkü bu sahte ilâhlık, onların yalan ve iftiralarından başka bir şey değildi.
M. Kısa 46:28
29
Ey Muhammed! Hani cinlerden bir grubu, gece vakti okuduğun Kur’an’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onlar senin bulunduğun yere geldiklerinde, birbirlerine “Susun!” de yip senin okuduğun ayetleri sonuna kadar dinle mişlerdi. Okuma sona erince de, kendi toplumlarına birer uyarıcı olarak dönmüşlerdi.
M. Kısa 46:29
30
Onlara, “Ey halkımız!” demişlerdi, “Biz, Mûsâ’ ya verilen Tevrat’ tan sonra gönderilen ve kendisinden önceki vahiy leri doğrulayan muhteşem bir kitap dinledik! Bu kitap, gerçekten de hakîkate ve dosdoğru yola iletmektedir!”
M. Kısa 46:30