Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Mümin 1 / 85
1
Ha, Mîm. Dinle, ey insanoğlu! Ha, Mîm gibi senin pek iyi tanıdığın ve sürekli kullandığın harflerden oluşan fakat hem lafzı, hem de manasıyla eşsiz bir mucize olan bu mesaja kulak ver: Mekke döneminin ortalarında, Zümer sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, Firavun ailesinden mümin bir adamın anlatıldığı 28-45. ayetlerden almıştır. Allah’ın af ve merhametinin vurgulandığı üçüncü ayetindeki “Ğafir: bağışlayıcı” kelimesi de, sûrenin diğer bir ismidir. 85 ayettir.
M. Kısa 40:1
2
Bu Kitap, her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan ve her şeyi en mükemmel şekilde bilen Allah tarafından gönderilmiştir.
M. Kısa 40:2
3
Günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden; cezası çetin, lütuf ve keremi sınırsız olan sonsuz kudret sahibi Allah tarafından. O Allah ki, Kendisinden başka ilâh yoktur ve dönüş O’nadır.
M. Kısa 40:3
4
Allah’ın ayetlerine, apaçık hakîkati inkâr eden nankör lerden başkası karşı gelmez. Fakat bunun cezasını mutlaka çekecekler; onların şimdilik lüks ve refah içerisinde diyar diyar gezip dolaşıyor olmaları, ilâhî adâlet konusunda seni yanıltmasın. Nitekim:
M. Kısa 40:4
5
Onlardan önce Nûh kavmi ve daha sonraki inkârcı toplumlar da ayetlerimi yalanlamışlardı. Her toplum, kendilerine gönderilen Peygamberi veya dâvetçiyi yakala yıp ortadan kaldır maya yeltenmiş; elçilerin ortaya koyduğu hakikati çürütüp geçersiz kılmak amacıyla, onlara karşı yanlış ve yanıltıcı delillerle, yalan ve iftiralarla, çirkin komplolarla, yani bâtıl ile karşı koymuşlardı. Fakat sonunda onları, korkunç bir azapla yakalayıvermiştim! İşte o zaman gördüler; nasılmış Benim cezalandırmam!
M. Kısa 40:5
6
Ve böylece, hakîkati bile bile inkâr edenlerin mutlaka cehennemlik olacağına dâir Rabb’inin hükmü gerçekleşmiş oldu. İman edenlere gelince, onların makâmı o derece yüksektir ki:
M. Kısa 40:6
7
Allah’ın Arş ın ı taşıyanlar ve çevresindeki diğerbüyük melek ler, Rablerini dâimâ övgüyle anarlar, O’na inanırlar ve yeryüzündeki müminler için bağışlanma dileyerek şöyle derler: “Ey Rabb’imiz; Senin sonsuz rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır; günahlarından tövbe edip Senin yolunu izleyen şu mümin leri bağışla ve onları cehennem azâbından koru ya Rabb’i !”
M. Kısa 40:7
8
“Ey yüce Rabb’imiz! Onları ve onlar gibi iyilik yapan ana babalarını, eşlerini ve çocuklarını, kendilerine söz vermiş olduğun ebedîmutluluk ve esenlik diyarı olan Adn cennetlerine yerleştir! Hiç kuşkusuz Sen, sonsuz kudret ve hikmet sahibisin!”
M. Kısa 40:8
9
“Ve onları bu dünyada bâtıl inançlardan, çirkin davranışlardan koruduğun gibi, Hesap Gününde de üzüntülerden, sıkıntılardan, kötülüklerden koru Ya Rabb’i! Gerçek şu ki, Sen o Gün kimi kötülüklerden korursan, onu şefkat ve rahmetinle yüceltmiş olursun ki, en büyük kurtuluş budur!”
M. Kısa 40:9
10
Hakikati inatla inkâr edenlere gelince; O Gün cehennemi karşılarında görünce, pişmanlıkla feryat eden ve öfkeyle birbirlerine lânetler yağdıran bu insanlara şöyle nida edilecek: “ Ey zâlimler! Bugün Allah’ın size gazâbı, sizin birbirinize duyduğunuz öfkenizden çok daha şiddetlidir; çünkü siz, vaktiyle imana dâvet edildiğiniz hâlde hakîkati bile bile inkâr ediyordunuz!”
M. Kısa 40:10
11
Buna karşılık onlar, “Ey Rabb’imiz!” diyecekler, “ Bizler başlangıçta ölü bir toprak idik, Sen bize hayat verdin; bir ömür sonunda bizi tekrar öldürüp toprağa gönderdin ve şimdi bize yeniden can verdin! Böylece bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin! Biz, elçilerin haber verdiği her şeyin gerçekleştiğini gözlerimizle gördük! Şimdi suçumuzu itiraf ediyor ve Sana yalvarıyor uz; bu korkunç azaptan kurtuluş yolu yok mudur ya Rab ?”
M. Kısa 40:11
12
Onlara, “Hayır, cezanızı çekeceksiniz!” diye cevap verilecek, “Çünkü siz, eşi ortağı olmayan, gönderdiği mesajlarla hayatınızı düzenleyen bir tek Allah gündeme getirilince O’nu inkâr ediyordunuz; ama birtakım putlar ve putlaştırılmış insanlar O’na ortak koşulunca, ancak o zaman Allah’a inanıyordunuz.” Oysa her konuda hüküm verme yetkisi, yücelik ve azamet sahibi olan Allah’ındır!” O hâlde, ey insanlar, bu kaçınılmaz son gelip çatmadan önce, ilâhî uyarıya kulak verin:
M. Kısa 40:12
13
O Allah ki, kâinâtın her zerresinde size kudret, adâlet ve merhametinin apaçık delillerini göstermektedir; örneğin, sizin için gökten yağdırdığı yağmur sayesinde, size nice besleyici gıdalar göndermektedir. Ne var ki, tertemiz bir kalple Allah’a yönelen mümin lerden başkası bunları düşünüp öğüt almaz.
M. Kısa 40:13
14
Öyleyse, ey müminler; kâfirler istemeseler de, siz her türlü şirkten arınmış tertemiz bir inançla Allah’a yönelerek, yalnızca O’na duâ edin! Unutmayın ki;
M. Kısa 40:14
15
Dürüst ve erdemli kullarının mertebeleri ni yücelten O’dur. Çünkü O, kudret ve egemenlik tahtı olan Arş’ın yegâne Sahibidir. Kullarından dilediğine, emrindeki vahiy meleği Cebrail’i, yani Kutsal Ruhu gönderir ki, insanlığı o büyük Kavuşma Gününe karşı uyarsın.
M. Kısa 40:15
16
O gün bütün insanlar, hesap vermek üzere Rablerinin huzuruna çıkacaklar ve hiçbir şeyleri Allah’a gizli kalmayacaktır. Sesler kesilecek, başlar öne eğilecek ve şu ilâhî ferman duyulacak: “ Ey zorba diktatörler, söyleyin bakalım: Bugün hükümranlık kimindir?” Ve aynı ses cevap verecek:“Bütün varlıklar üzerinde mutlak ve ezici otorite sahibi olan bir tek Allah’ındır!”
M. Kısa 40:16
17
“Bugün herkes dünyada yaptıklarının karşılığını görecek ve hiç kimseye zerre kadar haksızlık edilmeyecektir! Gerçekten Allah, hesabı çabuk görendir!”
M. Kısa 40:17
18
O hâlde, Ey Müslüman! Onları, yaklaşmakta olan o dehşetli Güne karşı uyar: O zaman gelip çatınca, korkudan yürekler ağızlara dayanacak ve inkârcılar, sıkıntı ve zillet içinde, acıyla yutkunup duracaklar! O Gün zâlimler için ne sıcak bir dost bulunacak, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi!
M. Kısa 40:18
19
O Allah ki, gözlerin sinsi ve hâince bakışlarını ve kalplerde gizlenen niyet ve düşünceler i çok iyi bilmektedir.
M. Kısa 40:19
20
Allah sınırsız ilim ve hikmetiyle, adâlet ve hakîkate uygun olarak hükmeder; oysa O’nun dışında kulluk edip yalvardıkları o sözde ilâhlar ve emirlerine kayıtsız şartsız itaat edilen dînî/siyâsî önderler, hiçbir konuda hakka uygun hüküm veremezler. Çünkü yalnızca Allah’tır, her şeyi işiten, her şeyi gören.
M. Kısa 40:20
21
Peki bu inkârcılar, hiç yeryüzünü dolaşıp da, kendilerinden önce gelip geçmiş zâlim lerin nasıl bir sonla karşılaştığını görmüyorlar mı? Üstelik geçmişte yaşamış bu toplumlar, gerek askerî, sosyal ve ekonomik güç bakımından, gerekse yeryüzünde meydana getirdikleri eserler açısından kendilerinden daha üstünlerdi. Buna rağmen Allah, işledikleri günahlardan dolayı onları korkunç bir azapla yakalayıverdi ve hiç kimse, onları Allah’a karşı koruyamadı!
M. Kısa 40:21
22
Çünkü onlara gönderilen Elçiler, hakîkati gün gibi ortaya koyan apaçık delilleri gözlerinin önüne serdikleri hâlde, onlar bile bile kötülüğü tercih etmiş, inatla ayetlerimizi inkâra kalkışmışlardı ve bunun doğal sonucu olarak, Allah da onları böyle bir azapla yakalayıvermişti. Gerçekten Allah çok güçlüdür, cezası da çok çetindir. İşte, bir Peygamber ve onu inkâr ederek helâke uğrayan bir toplum örneği:
M. Kısa 40:22
23
Doğrusu Biz Mûsâ’yı, hakîkati ortaya koyan delillerimizle ve mûcizelerimizle desteklenmiş apaçık bir yetkiyle Mısır diktatörü Firavun’a, onun ordu komutanı Haman’a ve ekonomik destekçisi Karun’a göndermiştik.
M. Kısa 40:23
24
Fakat onlar, Mûsâ’nın bir Peygamber olduğunu pekâlâ bildikleri hâlde, “ Bu adam, yalan söyleyen bir büyücüdür!” demişlerdi.
M. Kısa 40:24
25
Böylece Mûsâ, Firavun’un ilâhî hükümlere boyun eğmesi ve İsrail Oğulları’nı özgür bırakması gerektiğine dâir Bizden aldığı gerçeği onlara iletince, Firavunun danışmanları, “Ey Firavun!” dediler, “ En iyisi, Mûsâ’ya inananların yeni doğan erkek çocuklarını öldürün, kız çocuklarını da ahlaksız bir şekilde hizmetimizde kullanmak üzere sağ bırakın!” İşte zâlimler, böyle plânlar kuruyorlardı. Aynı plânı Mûsâ doğduğunda da uygulamaya çalışmışlardı. Oysa ilâhî kanunlara göre, inkârcıların bütün tuzakları, bütün komploları yıkılıp gitmeye mahkûmdu!
M. Kısa 40:25
26
Böylece Firavun, danışma meclisini toplayarak Mûsâ’nın durumunu görüştü. İçlerinden bazıları, halkın tepkisini çekmemek için ona yumuşak davranmak gerektiğini söylediler. Bunun üzerine Firavun, Mûsâ’dan korktuğunu belli etmemek için, “Bırakın Mûsâ’yı öldüreyim!” dedi, “ Karşısında celladı görünce, o çok güvendiği Rabb’ine yalvarsın; bakalım onu elimizden kurtarabilecek mi? Doğrusu ben bu adamın, kültürel ve siyâsî bir devrim yaparak inanç sisteminizi değiştirmesinden ve bu ülkede yönetimi ele geçirip bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum!” dedi.
M. Kısa 40:26
27
Buna karşılık Mûsâ, “Dinleyin, ey insanlar!” dedi, “Ben, Hesap Gününe inanmayan bütün kibirli ve küstah zorbalardan, benim Rabb’im ve sizin Rabb’iniz olan Allah’ a sığınmışım! O hâlde hangi tehdit beni sindirebilir, hangi güç beni O’nun yolundan çevirebilir! ”
M. Kısa 40:27
28
O anda, inancını o güne kadar gizlemiş olan Firavun hanedanından bir mümin, ayağa kalkıp şöyle haykırdı: “Siz bu adamı, ‘Rabb’im Allah’tır!’ dediği için mi öldüreceksiniz? Oysa o, sözlerinin doğruluğunu ispatlamak üzere size Rabb’inizden apaçık deliller getirdi. Düşünün; eğer o bir yalancıysa, yalanının cezasını kendisi çekecektir, fakat eğer doğru söylüyorsa, onu inkâr ettiğiniz takdirde, sizi uyardığı dünya ve âhiret azâbı nın bir kısmı dünyadayken başınıza gelecektir! Çünkü Allah, haddi aşarak Kendisi hakkında yalan söyleyen hiç kimseyi başarıya ulaştırmaz, doğru yola iletmez.”
M. Kısa 40:28
29
“Ey halkım! Bugün yeryüzünde iktidar ve egemenlik sizin elinizde! Fakat Allah’ın bahşettiği bunca nîmetlere karşı nankörlük ederseniz, yarın Allah’ın azâbı gelip başımıza çökecek olursa, bizi ondan kim kurtarabilir?” Bu sözlere karşılık Firavun, “Ben size, yalnızca doğru olduğuna inandığım görüş ve düşüncelerimi belirtiyorum ve tek amacım, sizi doğru yola iletmektir!” dedi.
M. Kısa 40:29
30
Bunun üzerine, inanan adam, “Ey halkım!” dedi, “Doğrusu ben, geçmişte Allah’a başkaldıran zâlim toplumların uğradığı türden bir felâkete uğramanızdan korkuyorum!”
M. Kısa 40:30