1
Bu kutlu Kitap, sonsuz kudret ve hikmet sahibi olan Allah tarafından gönderilmiştir.
Mekke döneminin ortalarında, Sebe’ sûresinden sonra indirilmiştir. “Zümer; zümreler, gruplar” demektir. Sûre bu adı, inananların cennete, kâfirlerin de cehenneme gruplar hâlinde gidecekleri anlatan 71-73. ayetlerinden almıştır. 75 ayettir.
2
Ey insanoğlu! Hiç kuşkusuz, hakîkatin ta kendisi olan ve mutlak doğruyu ve gerçeği gösteren bu Kitabı sana Biz indirdik; o hâlde, arı duru bir inançla Allah’a yönelerek ve yalnızca O’nun otoritesine boyun eğerek O’na kulluk ve ibâdet et!
3
Şunu iyi bil ki, gönülden ve kayıtsız şartsız bir itaate lâyık olan, yalnızca Allah’tır! Fakat kendilerine O’nun yanı sıra boyun eğmeye lâyık birtakım dostlar edinen müşrik ler, bu çirkin davranışlarını güya mazur göstermek için, “Biz bu putlara, doğaüstü güçlere, tanrısal nitelikler yakıştırdığımız dînî ve siyâsî önderlere ve büyük insa nlara, sadece bizi Allah’a yakınlaştırsınlar diye tapıyoruz! Biz âciz kullar doğrudan Allah’a yalvarmak yerine, O’na bizden daha yakın olanlar aracılığıyla kulluk ediyoruz! ” derler. Oysa Allah, sırf etrafındaki yakın “dostlarını” memnun etmek için ve onların aracılığıyla ihsanlarda bulunan, aksi takdirde kimseye bir şey vermeyen cimri bir ilâh olmadığı gibi, yönetimi altındaki insanların kalbinden geçenleri bilmeyen, bu yüzden de aracılara muhtaç olanlar gibi âciz de değildir. Hiç kuşkusuz Allah, bu inkârcıların anlaşmazlığa düştükleri bütün tartışmalı konularda, Hesap Günü aralarında hükmünü verecektir! Doğrusu Allah, hem kendisine, hem de diğer insanlara karşı yalan söyleyen ve kendisine bahşedilen bunca nîmetlere karşı nankörlük eden kimseleri, nihâî anlamda başarıya ve kurtuluşa ulaştırmaz, doğru yola iletmez! Eğer müşrikler, “Allah, kendisine bir ortak edinecek kudrete sahip değil midir ki, buna karşı çıkıyorsunuz?” diye soracak olurlarsa, onlara de ki:
4
Evet; Allah kendisine bir yardımcı, hatırı sayılır bir dost veya bir evlat edinmek isteseydi, —sonsuz kudret sahibi olduğundan— yarattıklarından herhangi birini seç ip onu evlat edin ebilirdi fakat böyle bir şey asla söz konusu olamaz! Çünkü çocuk veya yardımcı edinmek bir eksiklikten kaynaklanır; oysa O, her türlü noksanlıktan uzaktır, yücedir! O, her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir tek Allah’tır!
5
Allah, gökleri ve yeri anlamsız ve boş yere değil; hak, hukuk ve adâlet esaslarına göre, belli bir hikmet ve amaç doğrultusunda ve şaşmaz kanunlara bağlı mükemmel bir sistem hâlinde, yani hak ile yaratmıştır. Görmüyor musun; nasıl da geceyi gündüzün üzerine dolamakta, gündüzü de gecenin üzerine dolamaktadır ve her biri belli bir yörüngede akıp gitmekte olan Güneş’i ve Ay’ı, insanlığın faydası için kendine boyun eğdirmektedir! İyi bilin ki O, sonsuz kudret sahibidir, çok bağışlayıcıdır!
6
O Allah ki, ilk atanız Âdem’i balçıktan yaratıp ona ruhundan üfleyerek sizi başlangıçta bir tek candan yaratmış, daha sonra on unla aynı özden, aynı unsur dan Havvâ adındaki eşini var etmiş ve bu ikisinden, bir çok milletler, kabîleler meydana getirmiş tir. Ayrıca sizin için, bütün büyükbaş ve küçükbaş hayvanları temsil eden deve, sığır, koyun ve keçi olmak üzere, dişileriyle birlikte tam sekiz cins evcil hayvan yaratmıştır. Bir de sizi, annelerinizin rahimlerinde, iç içe üç kat karanlık içerisinde; nutfe, alaka, mudğa ve cenin gibi yaratılıştan yaratılışa geçirerek aşama aşama yaratmaktadır. Sizin gerçek Sahibiniz, Efendiniz ve Rabb’iniz olan Allah işte budur; göklerde ve yerde mutlak egemenlik ve hükümranlık, yalnızca O’nundur! O’ndan başka ilâh yoktur! O hâlde, nasıl oluyor da, kâfirlerin propagandasına kanıp aldanıyorsunuz!
7
Ey insanlar! Eğer bunca nîmetlere karşı nankörlük edecek olursanız, bunun zararını yalnızca kendiniz çekersiniz! Çünkü Allah size de, ibâdetlerinize de asla muhtaç değildir! Bununla birlikte O, yine de kullarının nankörlük edip inkâra saplanmasına razı olmaz fakat eğer şükrederseniz, o zaman sizden razı olur. Unutmayın ki, Hesap Gününde hiç kimse, bir başkasının günahını çekmeyecektir. Gerçek şu ki, ne kadar yaşarsanız yaşayın, hepiniz eninde sonunda ölecek ve Rabb’inizin huzuruna varacaksınız ve işte o zaman Allah, bu dünyada yaptığınız her şeyi size bir bir haber verecektir! Hiç kuşkusuz O, kalplerde gizlenen bütün gizli niyet ve düşünce leri tam olarak bilmektedir. İşte size, insanoğlunun iç dünyasını açığa çıkaran ilâhî bir bilgi:
8
İnsan oğlu, herhangi bir belâ veya sıkıntıyla yüz yüze gelince, içtenlikle Rabb’ine yönelerek ona yalvarıp yakarır fakat Allah, bu sıkıntının ardından ona kendi katından bir nîmet verince, daha önce O’na ettiği duâları unutur da, insanları Allah yolundan çevirmek için birtakım putları veya kutsallaştırılmış yüce şahsiyetleri mutlak itaat makâmına yücelterek O’na ortak koşmaya başlar. Ey Müslüman! Bu gibi nankörlere de ki: “Bu inkârınla dünyada birazcık daha oyalan bakalım fakat sonunda, ateşi hak edenlerden olacaksın!”
9
“ Şimdi söyleyin bakalım; bu cehennemlik insan mı daha hayırlıdır; yoksa âhiret azâbının dehşetin den korkarak ve Rabb’inin rahmetini umarak, gece vakitlerinde namaz için yatağını terk eden; bazen secde ederek, bazen kıyamda durarak O’na içtenlikle ibâdet eden tertemiz bir mümin mi? O câhillere de ki: “ Öyle ya; bu hakîkati bilenlerle bilmeyenler hiç Allah katında eşit olabilir mi? Nitekim, ancak akıl ve sağduyu sahipleri bu altın tavsiyelerden öğüt alırlar.”
10
Ey şanlı Elçi! Şu ilâhî fermanı müminlere duyurarak de ki: “Kardeşlerim, bakın Rabb’imiz bizlere ne buyuruyor: “Ey iman eden kullarım; Rabb’inizden gelen ilkeler doğrultusunda yaşayın, dürüst ve erdemlice davranışlar göstererek, kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakının! Şunu iyi bilin ki, bu dünyada güzel davranış gösterenler için, öte dünyada çok daha güzel bir ödül vardır. Bunun için, eğer içinde bulunduğun ortam ve şartlar, seni Müslümanca yaşamaktan alıkoyup kötülüklere, günahlara sürüklüyorsa; gerektiğinde, içinde yaşadığın toplumu, ülkeyi, arkadaş grubunu, aileyi, çevreyi, alışkanlıklarını, hayat tarzını vs. terk ederek, İslâm’ı yaşayabileceğin yepyeni bir hayata geçiş yapmalı, yani Allah yolunda hicret etmelisin! Unutma ki, Allah’ın arzı geniştir. Yani, günahlardan uzaklaşarak Allah’a sığınma imkânı her zaman, her yerde vardır. O hâlde, bu hedefi gerçekleştirenlere müjdeler olsun: Allah yolunda giriştiği mücâdelenin sıkıntılarına kahramanca göğüs gerip sabredenlere, hak ettikleri ödülleri hadsiz hesapsız verilecektir!”
11
Ey Peygamber ve ey Müslüman! De ki: “Ben, arı duru bir inançla Allah’a yönelerek ve yalnızca O’nun otoritesine boyun eğerek, O’na kulluk etmekle emrolundum!”
12
“Ve bir de, Müslümanların ilki ve öncüsü olmakla emrolundum!” Bu yüzden ben, yeryüzünde bir tek mümin kalmamış bile olsa, asla ümitsizliğe, yılgınlığa kapılmayacak, gerekirse tek başıma mücâdeleye devam edeceğim; tüm kalbimle, tüm benliğimle Rabb’imin buyruklarına boyun eğerek ve sözlerimle, davranışlarımla, hayatımla, ölümümle müminlere örneklik ederek, dâimâ Müslümanların ilki ve öncüsü olacağım!”
13
İman konusunda sana pazarlık teklif eden inkârcılara de ki: “Doğrusu ben, şâyet Rabb’ime isyan edecek olursam, o dehşetli Günün azâbından cidden korkarım!”
14
Arkasından de ki: “ İşte; ben, bana emredildiği gibi tertemiz bir inançla Allah’a yönelerek ve yalnızca O’nun otoritesine boyun eğerek, sadece O’na kulluk ederim!”
15
“ O hâlde, ey inkârcılar! Eğer cehenneme girmek istiyorsanız, Allah’ın yanı sıra dilediğiniz varlıklara tapının bakalım! Ancak, bunun acı sonuçlarına katlanmak zorundasınız! ” Ey Müslüman! Onlara de ki: “Gerçek anlamda zarara uğrayanlar, Hesap Gününde hem kendilerini, hem de yakınlarını ziyana sürükleyecek olanlardır! Dikkat edin, bu gerçekten de apaçık bir hüsrandır!”
16
Öyle bir hüsran ki; o gün onları, üstlerinden ve altlarından kapkara bulutlar gibi ateşten gölgeler saracak! Allah, kullarını işte bu korkunç azap ile korkut up uyar maktadır! O hâlde, ey kullarım, Ben im çizdiğim haram helâl sınırlarını çiğnemek ten sakının!
17
Allah’ın hükümlerini hiçe sayan insan ve cin şeytanlarına, yani tağutlara kulluk etmekten kaçınan ve tüm benliğiyle Allah’a yönele rek, yalnızca O’na kul köle olan mümi nlere gelince; onlar için, ebedî mutluluk ve kurtuluş müjde si var; öyleyse müjdele o fedâkâr salih kullarımı!
18
Onlar, Allah ve Rasulünün sözü nü dinler, Kur’an ve sünnette kendilerinden istenenlerin en güzelini, en faziletlisini alır, en güzel biçimde onu uygularlar. Çünkü sözlerin en güzeli Allah ve Rasulünün sözüdür. Ayrıca insanlar arasında konuşulan sözleri duyarlar. Ama onların en güzeline , hak olanına yani Allah ve Rasulünün sözüne uygun olanına uyarlar. Sözlerin en güzeli olan Kur’an’ı işittikleri zaman, inat ve önyargı ile onu inkâr etmezler. İşte, Allah’ın hidâyet ettiği doğru yola ilettiği kimseler bunlardır; gerçekten akıl ve sağduyu sahibi olanlar da yalnızca bunlardır.
19
Şimdi, hak ve hakikat karşısında inatla direnen ve bu yüzden hakkında azap hükmü gerçekleşen kimse doğruya, gerçeğe ulaşabilir mi? Öyle ya, bilerek ve isteyerek ateşe giren kimseyi sen mi kurtaracaksın?
20
Öte yandan, Rablerinden gelen ilkeler doğrultusunda yaşayan, dürüst ve erdemlice davranışlar göstererek kötülüklerden sakınanlara gelince, onlar için cennet bahçelerinde, altlarından ırmaklar akan ve üst üste kurulmuş muhteşem konaklar, köşkler vardır. Allah’ın vaadidir bu ve Allah, asla sözünden dönmez.
21
Allah’ın gökten sağanak sağanak su indirerek, onu tatlı ve serin pınarlar hâlinde yeryüzünde akıttığını ve bu suyla, rengârenk meyveler, ekinler yeşerttiğini görmüyor musun? Derken bu güzelim bitkiler, zamanla kurur, hattâ onların tamamen sararıp solduğunu görürsün ve sonunda Allah, onları değersiz bir çer çöp yığını hâline getirir. İşte, bu göz alıcı dünya nîmetleri de bir gün böyle yok olup gidecektir. Hiç kuşkusuz bu anlatıla nlarda, akıl ve sağduyu sahipleri için hem Allah’ın sonsuz ilim, kudret ve merhametini gözler önüne seren, hem de dünya nîmetlerinin gelip geçici birer oyalanmadan ibaret olduğunu anlatan güzel bir ibret ve öğüt vardır.
22
Yaptığı güzel davranışlar sayesinde, Allah tarafından gönlü İslâm’a açılan ve böylece, Rabb’inden gelen Kur’an gibi bir ışık ile yolunu aydınlatan kimse, gönlünü her türlü güzelliğe kapamış inatçı bir kâfir ile aynı olabilir mi? O hâlde, Allah’ın zikri olan bu Kur’an ayetleri ne karşı kalpleri katılaşmış olanların vay hâline! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.
23
Allah, sözlerin en güzeli olan bu Kur’an ayetleri ni, kendi içinde tutarlı, ayetleri arasında mükemmel bir âhenk ve uyum olan ve hakîkati tüm yönleriyle ele alıp tekrarlayan mükemmel bir kitap hâlinde indirmiştir. Rablerine saygı duyanların, azap ayetlerini okuyunca ondan tüyleri ürperir; sonra rahmet ayetlerine gelince, Allah’ın zikrine karşı tenleri yumuşar, gönülleri sâkinleşir. İşte Allah’ın dosdoğru yolu budur; samîmî bir kalple doğruya, gerçeğe ulaşmak isteyeni bu yola iletir. Bile bile kötülüğü tercih ederek sapıklığı hak edene gelince, Allah kimi saptırmış, kimin yoluna ‘sapıklıktır’ damgasını vurmuş sa O’ndan başka hiç kimse ve hiçbir güç onu doğru yola iletemez!
24
Kıyâmet Günü, elleri ayakları zincirlenmiş olan zâlimlere, “Yaptıklarınızı n acı meyvelerini bugün tadın bakalım!” denildiğinde, o korkunç azâba karşı kendilerini ancak yüzleriyle korumaya çalışanlar mı daha hayırlıdır, yoksa cennet bahçelerinde mutluluğun tadını çıkaran müminler mi?
25
Onlardan önceki ümmet ler de aynen günümüz inkârcıları gibi hakîkati yalanlamışlardı fakat sonunda, hiç ummadıkları bir anda korkunç bir azap çöküvermişti başlarına!
26
Böylece Allah, onlara dünya hayatında alçaklığı, perişanlığı tattırmıştı. Fakat âhiret azâbı, dünyadakinden daha korkunçtur; bir bilselerdi! İşte, sizi hem bu dünyada, hem de âhirette kurtuluşa ve esenliğe ulaştırmak üzere:
27
Doğrusu Biz bu Kur’an’da, insanlara hakîkati tüm berraklığıyla göstermeye yetecek her türden ibret verici misaller, apaçık ve çarpıcı örnekler verdik ki, bu ayetler üzerinde düşünüp öğüt alsınlar. Diğer bir deyişle:
28
Kur’an’ın ilk muhatapları olan siz Araplara, içinde hiçbir çelişki, bulanıklık, tutarsızlık barındırmayan, sıradan bir insanın bile rahatlıkla anlayabileceği; dili, üslubu ve örnekleri bakımından pürüzsüz Arapça olarak indirilmiş muhteşem bir Kur’an gönderdik ki, önce sizler, daha sonra da tüm insanlar ondaki uyarıları dikkate alarak kötülüklerden sakınsınlar ve dâimâ iyiliklere, güzelliklere yönelsinler. İşte, Allah’ın yanı sıra başka bir otoriteye boyun eğmenin ne büyük bir şaşkınlık olduğunu, anlatan canlı bir örnek:
29
Allah, birbirleriyle sürekli çekişen efendilerin emri altındaki bir adam ile, sadece tek kişinin emrindeki bir adamı size örnek veriyor. Düşünün, bu ikisinin durumu hiç bir olur mu? Elbette olmaz! Unutmayın ki, göklerin ve yerin hazineleri O’nun katındadır ve madem ki bütün nîmetler O’ndandır, o hâlde bütün teşekkür ve övgüler de yalnızca Allah’a olmalı, sadece Ona kulluk ve ibâdet edilmelidir! Ne var ki, o inkârcı ların çoğu bu apaçık hakîkati anla maya yanaş mazlar!
30
Ey hak yolunun yolcusu! Öyleyse, inkârcıların baskılarına, alay ve işkencelerine aldırmadan Rabb’inin yolunda mücâdeleye devam et! Unutma ki,vakti zamanı gelince sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Sonraki 30 ayet →