Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Ahzab 1 / 73
1
Ey Peygamber! Sana bu sûrede, kâfirlerin ve münâfıkların itiraz ve dedikodularına sebep olacak hükümler indirilecek. Fakat sen, onların kınamasından, iftirasından çekinme, asıl Allah’tan ve O’nun hükümlerini çiğnemekten sakın! Bunun için, O’nun ayetlerini açıkça yalanlayan inkârcılara ve inkârlarını gizleyen münâfıklara itaat etme! Onların sözlerine kulak verip de, görevini yerine getirmekten çekinme. Hiç kuşkusuz Allah, her şeyi bilendir; asla yersiz ve gereksiz hüküm vermeyen, sonsuz hikmetiyle her şeyi yerli yerince ve en uygun biçimde yapan bir hakîmdir. Medîne döneminde, hicretten 5-6 yıl sonra indirilmiştir. Adını, yirminci ayetinde geçen “ahzâb: gruplar, kabîleler” kelimesinden almıştır. 73 ayettir.
M. Kısa 33:1
2
O hâlde, Rabb’inden sana gönderilen emir ve direktifler i adım adım izle! Hiç kuşkusuz Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
M. Kısa 33:2
3
Ve görevini yaparken, yalnızca Allah’a güven! Unutma ki, her konuda güvenilir bir vekil olarak Allah yeter! Öyleyse, ey müminler, yüreğinizde başka sevgilere, tutkulara yer vermeyin:
M. Kısa 33:3
4
Allah, hiç kimsenin göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Dolayısıyla, bir kalpte hem Allah sevgisi, hem dünya tutkusu veya hem iman, hem inkâr olamaz! Ayrıca, kendilerine Kur’an’ın indiği dönemde adet olan, “Sen bundan böyle, bana öz annem gibi haramsın! Yani benim gözümde, artık anam bacım gibisin! Bu yüzden, ömür boyu bir daha sana yaklaşmayacağım!” diyerek zıhar yaptığınız hanımlarınızı, Allah hiçbir zaman sizin gerçek anneleriniz kılmamış, öte yandan öz oğlunuz gibi gördüğünüz evlatlıklarınızı da hukuken öz oğullarınız yapmamıştır. Bu tür iddialar, ağızlarınızda dolaşan boş ve anlamsız sözlerden ibarettir. Oysa Allah, her zaman doğruyu söyler ve dâimâ doğru yolu gösterir. Dolayısıyla:
M. Kısa 33:4
5
Eğer evlat edindiğiniz çocuklarınız varsa, onları öz babalarının isimleri ile çağırın. Soylarını ve gerçek kimliklerini koruyun. İşte Allah nezdinde en doğru ve en adâletli davranış şekli, budur. Eğer evlatlıklarınızın gerçek babalarını n kim olduğunu bilmiyorsanız, yine de onları oğlunuz gibi çağırmayın; çünkü onlar sizin oğlunuz değil, din kardeşleriniz ve arkadaşlarınızdır. Bununla birlikte, diliniz sürçer de, elinizde olmadan bir yanlışlık yaparsanız, örneğin, dalgınlıkla onları kendinize nispet eder, yahut sadece sevginizden dolayı onları “oğlum” veya “kızım” diye çağırırsanız, bundan dolayı günaha girmiş olmazsınız fakat bilerek ve isteyerek yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Bununla birlikte, bilerek günah işlemiş olsanız bile, tövbe etmek için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Unutmayın ki Allah, çok affedici, çok merhametlidir. Şimdi gelelim, Peygamberin müminler nezdindeki konumu belirlemeye:
M. Kısa 33:5
6
Peygamber, müminlere kendi öz canlarından daha yakındır. Bir müminin ailesi, eşi ve çocukları ona zarar verebilir, ona bencilce davranabilir, onu yanıltabilir, onun günah işlemesine sebep olabilir, hattâ onu cehenneme sürükleyebilir. Fakat Peygamber, onları sadece ebedî saâdete götürecek davranışlarda bulunur. Öyleyse, müminler onu dünyadaki herkesten ve her şeyden daha çok sevmeli, onun verdiği kararları kendi tercihlerinden üstün tutmalı ve her emrine boyun eğmelidirler. Bu bakımdan Peygamber, müminlerin babası durumunda olup, onun eşleri de müminlerin anneleri hükmünde dir. Bu yüzden, Peygamberin ölümünden sonra bile onlarla evlenmek haramdır. Ancak bu hüküm, müminlerle onlar arasında miras hukukunu gerekli kılmaz. İslâm inancı bütün müminleri birbirine kardeş yapmıştır; ancak bu kardeşlik bağı, onları birbirlerine mirasçı kılamaz. Çünkü Allah’ın kitabına göre yakın akrabalar, birbirlerine mirasçı olmaya, diğer müminlerden ve hattâ , Allah için yurtlarını terk eden muhacirlerden daha uygundurlar. Bu yüzden, miras hukukunu gelenek ve göreneklere göre değil, Allah’ın kitabına göre belirlemeli ve yalnızca hak sahiplerine pay vermelisiniz. Ancak dostlarınıza malınızdan vasiyet ederek onlara bir iyilik yapmak isterseniz, o zaman başka. Çünkü aranızda hiçbir kan bağı olmayanlara da, malınızdan —üçte birini geçmemek şartıyla— vasiyet edebilirsiniz. Mirasın nasıl pay edileceğine dâir bu hükümler, Kitapta ( 4. Nisa: 7-14 ve 176. ayetlerde ) ayrıntılı olarak belirtilmiştir. O hâlde, ey şanlı Elçi! kâfirlerin ve münâfıkların itirazlarından, yıkıcı propagandalarından çekinip de Allah’ın hükümlerini yerine getirmekte tereddüde düşmemeli, karşına çıkabilecek tüm engellere rağmen, Allah’a verdiğin söze bağlı kalmalısın.
M. Kısa 33:6
7
Nitekim Biz, buyruklarımıza harfiyen uyacaklarına dâir senden önceki Peygamberlerden söz aldığımız gibi, senden de aynı söz ü aldık. Tıpkı Nûh’tan, İbrahim’den, Mûsâ’dan ve Meryem oğlu İsa’dan sapasağlam söz aldığımız gibi.
M. Kısa 33:7
8
O hâlde, ahdinize vefa gösterin! Çünkü Allah, bu sözleşmeyi kabul eden herkese, ona ne kadar sadık kaldıklarını Hesap Gününde mutlaka soracaktır. Kur’an’ın hükümlerini tanımayan inkârcılara gelince; onlara da, can yakıcı bir azap hazırlamıştır! Siz sözünüze bağlı kaldığınız sürece, Allah sizi asla yardımsız bırakmayacaktır. Nitekim;
M. Kısa 33:8
9
Ey iman edenler! Allah’ın size Hendek savaşında bahşettiği nîmetleri hatırlayın: Hani Arabistan’ın dört bir yanından toplanıp gelen güçlü ve kalabalık düşman ordular ı, Medîne’yi kuşatarak her taraftan üzerine saldırmışlardı fakat bir aylık kuşatmanın ardından Biz onların üzerine, ortalığı darmadağın eden buz gibi bir fırtına salmış ve ayrıca, destek olarak sizinle omuz omuza savaşan, fakat gözlerinizle göremediğiniz meleklerden ordular göndermiştik. Çünkü Allah, yaptığınız her şeyi görmekteydi.
M. Kısa 33:9
10
Hani düşman orduları Medîne’nin doğusundan ve batısından, yani üstünüzden ve alt tarafınızdan size aynı anda hücum ettiğinde, gözler inizkorku ve dehşetten yerinden fırlamış, yürekler iniz ağz ınız a gelmişti. Öyle ki, bazılarınız, Allah ’ın va’dettikleri hakkında yakışık almayan düşünceler beslemeye başlamıştınız.
M. Kısa 33:10
11
İşte o anda, müminler müthiş bir sarsıntıya uğrayarak çetin bir imtihândan geçirilmişlerdi.
M. Kısa 33:11
12
Hani, içten içe İslâm’ı inkâr eden münâfıklar ve kalplerinde hastalık bulunan zayıf imanlı kimseler, “ Artık bizi kimse kurtaramaz! Demek Allah ve Elçisinin bize verdiği sözler aldatmacadan başka bir şey değilmiş!” diyorlardı.
M. Kısa 33:12
13
İçlerinden bir grup, “Ey Yesrip, yani Medîne halkı; şehir dışında hendeği savunarak düşmana karşı koyamazsınız; en iyisi, kendinizi korumak için evlerinize dönün!” diyorlardı. Bazıları da, evlerinin düşman saldırısına açık olduğunu söyleyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri saldırıya açık filan değildi; tek istedikleri, savaştan kaç ıp canlarını kurtar maktı. Öyle ki;
M. Kısa 33:13
14
Eğer şehrin her köşesi bilfiil işgal edilseydi ve düşman tarafından bunlara, kendileriyle işbirliği yapıp Müslümanlara ihânet etmeleri teklif edilseydi, bunu yapmakta fazla gecikmezlerdi.
M. Kısa 33:14
15
Oysa daha önce, Peygamberin emrine sırt çevirip dönmeyeceklerine dâir Allah’a söz vermişlerdi. Dikkat edin; Allah’a verilen söz ün hesabı mutlaka sorulacaktır!
M. Kısa 33:15
16
Ey Peygamber! Allah yolunda mücâdeleyi terk eden zavallılara de ki: “ Allah yolunda ölmekten veya öldürülmekten kaçıyorsanız, bilin ki, bu kaçış size bir yarar sağlamayacaktır. Çünkü bugün ölümden kaçsanız bile, hayatın zevkini ancak çok kısa bir süre tadacaksınız! Madem bu dünyada ebedî bir hayat yaşamayacaksınız, o hâlde, ölümden kurtulma adına âhireti kaybetmenin ne anlamı var? ”
M. Kısa 33:16
17
Yine onlara de ki: “Allah size bir zarar vermek istese, sizi O’nun elinden kim kurtarabilir? Ya da size bir lütufta bulunmak istese, O’na kim engel olabilir? ” Evet, onlar kendilerine Allah’tan başka ne bir dost bulabileceklerdir, ne de bir yardımcı!
M. Kısa 33:17
18
Ey inananlar! Allah sizin içinizden, müminleri cihâda katılmaktan alıkoyan ve kendi halkına, “ İman, dürüstlük, adâlet gibi safsatalar uğrunda kendinizi perişan etmeyi bırakın da, bizim yanımıza geli p zevkü sefa içinde yaşayı n!” diyen o ikiyüzlü leri çok iyi biliyor. İşte bunlar, sizinle birlikte savaşa pek az katılırlar.
M. Kısa 33:18
19
Üstelik, size karşı yüreklerinde anlamsız bir öfke ve kıskançlık beslerler. Bununla birlikte, bir tehlike ile karşılaşınca da, ölüm baygınlığı geçiren biri gibi, gözleri dönmüş bir hâlde sana baktıklarını ve senden yardım dilendiklerini görürsün. Fakat tehlike geçince, elde ettiğiniz başarıyı kıskandıkları için kılıç gibi keskin ve zehirli dilleriyle sizi incitmeye başlarlar. Bu gibi insa nlar, ne kadar iman iddiasında bulunsalar da, gerçekte iman etmiş değillerdir. Bu yüzden de Allah, onların bütün iyiliklerini geçersiz kılmış, bütün gayret ve çalışmalarını sonuçsuz bırakmıştır. Şüphesiz bu, Allah için çok kolaydır.
M. Kısa 33:19
20
Savaştan kaçıp evlerine saklanan bu münâfıklar, Medîne’yi kuşatan düşman birliklerinin savaşı bırakıp çekildiğinin farkında bile değillerdi. Eğer düşman orduları geri dönecek olsaydı, bu ikiyüzlü korkaklar Medîne’yi savunmak yerine, çölde, göçebe kabîleler arasında bulunup da, gelip geçenlere sizin durumunuz hakkında soru soruyor olmayı tercih ederlerdi. Bu yüzden, sizinle birlikte savaşa geleceklerini hiç beklemeyin. Zaten size katılmış olsalardı bile, doğru dürüst savaşmazlardı.
M. Kısa 33:20
21
Ey iman edenler! Allah’ı ve âhiret gününü arzulayan ve O’nu sürekli anıp yücelten kimseler için Allah’ın Elçisi, o sarsılmayan imanı, tertemiz ahlâkı, fedâkârlığı, cömertliği, cesareti, kararlılığı ve çalışkanlığı kısaca bir hayat boyu yaşadığı kulluğu ile gerçekten size mükemmel bir örnektir. Şahıs olarak Peygamberi, toplum olarak da onun arkadaşlarını kendinize örnek almalısınız:
M. Kısa 33:21
22
Gerçek müminler, Peygamberin kendilerine önceden haber verdiği düşman ordularını karşılarında görünce, “İşte bu, Allah’ın ve Elçisinin bize Kur’an’da ( 61. Saff: 8, 9 ) vaadettiği şeydir. Allah ve Elçisi elbette doğru söylemiştir!” dediler. Ve münâfıkları yoldan çıkaran bu durum, onların sadece Allah’a imanlarını ve bağlılıklarını pekiştirdi.
M. Kısa 33:22
23
İnananlar arasında, Allah’a verdiği söze sonuna kadar sadık kalan nice kahramanlar, nice yiğitler var: Kimileri kanının son damlasına kadar savaşarak sözünü yerine getirdi, kimileri de şehâdet şerbetini içeceği günü sabırsızlıkla beklemektedir. Fakat hepsinin ortak yanı şu: Onlar, verdikleri sözü hiçbir zaman bozup değiştirmediler! Böylece, imtihânı başarıyla tamamladılar.
M. Kısa 33:23
24
Evet, Allah sizi de böyle imtihânlarla yüz yüze getirecek ki, sözünde duranları doğruluklarından dolayı ödüllendirsin; ikiyüzlüleri de dilerse cezalandırsın ya da tövbe ederlerse bağışlasın. Gerçekten Allah çok bağışlayıcı, çok ama çok merhametlidir. Bu imtihânda, Allah’a güvenen her zaman kazanır:
M. Kısa 33:24
25
Nitekim Allah, müminlere verdiği sözü yerine getirdi ve Medîne’ye saldıran kâfirleri, hiçbir başarı kazanamadan, bütün öfke ve nefretleriyle birlikte ülkelerine geri gönderdi. Evet; Allah, her konuda olduğu gibi, savaş konusunda da müminlere kendisinin yet erli olduğunu göster di! Nitekim, müminlerin savaşmasına bile gerek kalmadan, aniden ortaya çıkan soğuk hava ve fırtına sayesinde müşrikler savaşı bırakıp gitmek zorunda kaldılar. Unutmayın; Allah çok güçlüdür, mutlak üstünlük ve otorite sahibidir.
M. Kısa 33:25
26
Müminlerle yaptıkları ittifak sözleşmesine ihânet ederek müşriklere arka çıkan ve müminleri arkadan vurmaya hazırlanan Kitap Ehlin den Beni Kureyza Yahudilerin i ise, kalplerine korku salarak o sağlam kalelerinden söküp çıkardı; öyle ki, onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.
M. Kısa 33:26
27
Böylece Allah, onların topraklarını, evlerini, mallarını ve henüz ayak basmadığınız Medîne dışındaki onlara ait bağ, bahçe ve arazileri onlardan alıp size verdi. Hiç kuşkusuz, Allah’ın her şeye gücü yeter. Böylece, İslâm toplumu yavaş yavaş zenginleşti, refah seviyesinde gözle görülür bir artış oldu. Fakat Peygamberin evinde aynı sade hayat olduğu gibi devam ediyordu. Peygamberin hanımları ise bu zenginlikten pay almak istiyor, bunun için onu sürekli sıkıştırıyorlardı. Bunun üzerine, aşağıdaki ayetler nazil oldu:
M. Kısa 33:27
28
Ey Peygamber, senin yaşadığın sade ve mütevazı hayata ayak uyduramayan ve diğer kadınların yaşadığı hayat seviyesini senden isteyen eşlerine de ki: “Eğer siz bu dünya hayatını ve onun gelip geçici güzelliklerini istiyorsanız, gelin size evlilik bedeli olan mehirlerinizi vereyim ve sonra da sizi güzelce boşayayım!”
M. Kısa 33:28
29
“Yok, eğer Allah’ı, Elçisini ve âhiret yurdunu tercih ediyorsanız, bilin ki Allah, içinizden güzel davrananlara büyük bir mükâfât hazırlamıştır.”
M. Kısa 33:29
30
Ey Peygamber hanımları! Sizler, müminlerin anneleri konumunda bulunan örnek insanlarsınız. Bu yüzden, içinizden her kim açık bir edepsizlik yapacak olursa, âhirette ona diğer kadınlara göre iki kat azap edilecektir! Şüphesiz bu, Allah için çok kolaydır.
M. Kısa 33:30