Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Şuara 1 / 227
1
Tâ, Sîn, Mîm. Mekke döneminin ortalarında, Vâkıa sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, 224. ayette geçen “şuarâ: şâirler kelimesinden almıştır. 227 ayettir.
M. Kısa 26:1
2
Dinle bak, ey insan! Rabb’inden sana bir mesaj geldi: Bunlar, insanlığa mutluluk ve kurtuluş yollarını gösteren apaçık ve apaydınlık Kitabın ayetleridir.
M. Kısa 26:2
3
Ey Peygamber! Kur’an mûcizesi tüm parlaklığıyla cihanı aydınlatırken, gözlerini ve gönüllerini hakîkate kapamış bazı inatçı, önyargılı insanlar bütün öğüt ve uyarılara rağmen Allah’ın ayetlerine inanmıyorlar diye, neredeyse üzüntüden kendini yiyip bitireceksin! Unutma ki;
M. Kısa 26:3
4
Eğer onları zorla imana getirmeyi dileseydik, üzerlerine gökten öyle dehşet verici bir mûcize indirirdik ki, bunun karşısında derhal Allah’ın hükmüne boyun eğ ip ister istemez iman ed erlerdi. O hâlde, iman etmiyorlar diye üzülme.
M. Kısa 26:4
5
Onlara ne zaman Rahman’dan yeni bir uyarı gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.
M. Kısa 26:5
6
Nitekim, Kur’an’daki uyarıları da alaya alıp yalanladılar fakat o alay edip durdukları şeyin gerçekleştiği haberi, yakında onlara gelecektir.
M. Kısa 26:6
7
Peki onlar, yeryüzüne ibret nazarıyla bakmıyorlar mı ki, Biz orada her güzel çiftten renk renk, çeşit çeşit nice bitkiler yetiştirdik?
M. Kısa 26:7
8
Hiç kuşkusuz bunda, Allah’ın varlığını, rab ve ilah olarak birliğini, kudret ve merhametini gözler önüne seren apaçık bir delil, bir işâret vardır fakat insanların çoğu, yine de inanmamakta ısrar ediyorlar.
M. Kısa 26:8
9
Ve hiç kuşku yok ki, senin Rabb’in sonsuz kudret sahibidir; dilediği anda kâfirlerin cezasını verebilir fakat onlara birazcık süre veriyor, çünkü O, aynı zamanda çok merhametlidir. Nitekim, insanlık tarihi boyunca her Peygamber bu gerçeği dile getirmişti:
M. Kısa 26:9
10
Hani bir vakit Rabb’in Mûsâ’ya “Ey Mûsâ!” diye seslenmişti: “ Âyetlerimi tebliğ etmek üzere, şu zâlim topluma git!”
M. Kısa 26:10
11
“ Yani, Firavunun toplumuna ve sor onlara, artık zulüm ve haksızlıktan sakınmanın zamanı gelmedi mi?”
M. Kısa 26:11
12
Buna karşılık Mûsâ, “Ey Rabb’im!” dedi, “Doğrusu ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
M. Kısa 26:12
13
“ Öfke ve heyecandan yüreğim daralır; üstelik dilimde tutukluk var. Güzel ve etkili konuşamıyorum. Bunun için, bana yardımcı olarak ağabeyim Hârûn’a da elçilik görevi ver yâ Rab! ”
M. Kısa 26:13
14
“Ayrıca, kendilerini iyilik ve adâlete çağıracağım bu insa nlara karşı vaktiyle bir suç işlemiş ve —istemeden de olsa— içlerinden birini öldürmüştüm. Zaten bu yüzden Mısır’dan kaçıp Medyen’e gelmiş tim; şimdi beni bundan dolayı öldüreceklerinden korkuyorum.”
M. Kısa 26:14
15
Bunun üzerine Allah, “Hayır!” dedi, “ Onlar sana asla zarar veremeyecekler! O hâlde sen ve ağabeyin, her ikiniz apaçık mûcize ve ayetlerimle o zâlim topluma gidin ve onları hak dine dâvet edin; korkmayın, elbette Ben sizinle birlikteyim, her şeyi görür, her şeyi işitirim.” Böylece Mûsâ Mısır’a geldi ve olup bitenleri Hârûn’a anlattı. Bunun üzerine Allah her ikisine şöyle buyurdu:
M. Kısa 26:15
16
“Şimdi doğru Firavuna gidin ve ona deyin ki: “Bizler, bütün kâinatın biricik sahibi, yöneticisi ve Efendisi, yani âlemlerin Rabb’i olan Allah tarafından gönderilmiş elçileriz!”
M. Kısa 26:16
17
“Ki, zulüm ve haksızlıktan vazgeçip ilâhî hükümlere boyun eğesin ve yüzyıllardan beri köleleştirdiğin İsrâil Oğullarının bizimle birlikte Filistin’e gelmelerine izin veresin.”
M. Kısa 26:17
18
Mûsâ ile Hârûn, Firavunun karşısına çıkıp bu sözleri ona aynen ilettiler. Buna karşılık Firavun, “Ey Mûsâ!” dedi, “Biz seni çocukken bağrımıza basıp yanımızda yetiştirmedik mi? Hem sen, yıllar boyunca bizim aramızda yaşa yıp lütuf ve ihsanlarımızdan faydalan mamış mıydın?”
M. Kısa 26:18
19
“Üstelik suçsuz bir adamı öldürerek yapacağını da yaptın; şimdi de kalkmış, tacımıza tahtımıza el koymaya çalışıyorsun! Doğrusu sen, gerçekten de çok nankör biriymişsin!”
M. Kısa 26:19
20
Mûsâ, “O işi yaptığım zaman daha ne yaptığını bilmez bir hâldeydim. O adam İbrânîlerden birini tartaklıyordu, ona engel olmak için sadece bir yumruk vurdum, amacım öldürmek değildi. ”
M. Kısa 26:20
21
“Sonra da, siz in âdaletle hüküm vermeyeceğiniz den korktuğum için buralardan kaçıp gittim; derken Rabb’im bana ilim ve hikmet bahşetti ve beni Peygamberlerden kıldı.”
M. Kısa 26:21
22
“Şu başıma kaktığın nîmetlere gelince; bu, İsrâil Oğullarını köleleştir ip yüzyıllarca sömür men sonucunda elde ettiğin refah ve zenginlik sayesinde idi. İsrail Oğulları’nın erkek çocuklarını kesmeseydin, annem beni Nil nehrine bırakmak zorunda kalmayacaktı. Böylece senin sarayında değil, kendi evimde büyüyecektim. Senin sarayında büyümüş olmam senin iyiliğine değil, zulmüne delildir. ”
M. Kısa 26:22
23
Firavun lâfı değiştirerek, “ Peki söyler misin, şu dediğin Âlemlerin Rabb’i de neyin nesi? Bu sözünü ettiğin Allah, bu ülkenin de mi sahibi ve yöneticisi oluyor? ” dedi.
M. Kısa 26:23
24
Mûsâ, “ Allah sadece bu ülkenin değil, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki bütün varlıkların gerçek sahibi, yöneticisi ve Efendisi, yani tüm mekanın Rabb’idir, eğer gerçekten inanmaya niyetiniz varsa, bunu yüreğinizde hissedersiniz. ” dedi.
M. Kısa 26:24
25
Firavun etrafındaki ileri gelen lere, “ Bu adamın neler saçmaladığını duyuyorsunuz, değil mi?” dedi.
M. Kısa 26:25
26
Fakat Mûsâ, onun sataşmalarına hiç aldırış etmeden sözlerine devam ederek, “ Allah, hem sizin Rabb’inizdir, hem de sizden önce gelip geçen atalarınızın yani insanın Rabb’i!” dedi.
M. Kısa 26:26
27
Firavun yine alay ederek, “Bakın, size Allah tarafından gönderilmiş olduğunu iddia eden sözde Peygamberiniz, kesinlikle çıldırmış!” dedi.
M. Kısa 26:27
28
Mûsâ, tebliğine devam ederek, “ Allah, doğunun, batının ve ikisi arasında bulunan her şeyin, yani zamanın, bütün yön ve yönelişlerin Rabb’idir, eğer aklınızı kullanıyorsanız, O’na kulluk edilmesi gerektiğini anlarsınız! ” dedi.
M. Kısa 26:28
29
Bunun üzerine Firavun, nihâyet ciddiyetini takınarak, “ Bu kadar eğlence yeter! Bana bak, ey Mûsâ! Eğer benden başka bir tanrı benimseyecek olursan, yemin ederim, seni zindana atacağım!” dedi.
M. Kısa 26:29
30
Mûsâ, “Peki, doğru söylediğime dâir sana apaçık bir mûcize göstersem de mi?” dedi.
M. Kısa 26:30