1
Müjdeler olsun: İnananlar, dünyada da âhirette de kesinlikle kurtuluşa ermişlerdir!
Mekke döneminin sonlarında indirilmiştir. Adını, müminlerde bulunması gereken özelliklerin anlatıldığı ilk ayetlerden almıştır. 118 ayettir.
2
Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler. Rablerinin huzurunda saygıyla secdeye kapanır, tam bir teslimiyet ve tevazu ile O’na boyun eğerler.
3
Onlar ki, boş ve yararsız her şeyden yüz çevirirler.
4
Onlar ki, hem kendilerini, hem de başkalarını arındırmak üzere, İslâm toplumunun sosyal güvencesi olan zekâtı bir kurum hâlinde yaşatma ve yaygınlaştırma görevini yerine getirir ve ayrıca, zekât verecek bir duruma gelmek için meşrû çerçevede çalışır, gayret gösterir ler.
5
Onlar ki, — gerek kadın gerek erkek olsun— iffet ve namuslarını titizlikle korurlar.
6
Ancak, nikah sözleşmesi yoluyla sahip oldukları eşleri ya da erkeklerin, cariyelik sözleşmesi yoluyla sahip oldukları savaş esiri cariyeler hariç; çünkü onlar, hanımlarıyla veya cariyeleriyle olan ilişkilerinden dolayı asla kınanmazlar. Dolayısıyla, meşrû yollarla cinsel duyguları tatmin etmek kişiyi hiçbir zaman Allah’tan uzaklaştırmaz. Çünkü İslâm’da ruhbanlık yoktur.
7
Ama her kim de evlilik dışı veya sapıkça ilişkilere yönelerek Allah’ın çizdiği bu sınırları aşmaya kalkışırsa, işte onlar, sınırı aşmış olanlardır!
8
Ve o müminler ki, kendilerine gerek Allah’ın, gerekse insanların verdiği emânetleri en güzel şekilde korur, verdikleri sözü de mutlaka yerine getirirler.
9
Onlar ki, namazlarını mekanik hareketlere dönüştürmeden, okuduklarını anlayıp özümsemeye çalışarak vaktinde ve gereği gibi, dikkatle ve özenle, mümkün mertebe cemaatle birlikte kılarlar; beş vakit namazı hayatın merkezine yerleştirerek, onun temel özellikleri ve ana görevini her türlü aşınmaya, pörsümeye karşı titizlikle korur ve böylece, Allah ile aralarındaki gönül bağını sürekli canlı tutmaya çalışır lar.
10
İşte onlar, en büyük zenginliğe vâris olacaklar,
11
Yani, muhteşem nîmetlerle bezenmiş Firdevs cennetlerin e vâris olacak ve sonsuza dek orada yaşayacaklar.
12
Gerçekten Biz insanı, balçıktan süzülmüş bir özden yarattık.
13
Sonra onu, erkeğin sulbünden çıkıp, ana rahmi denilen sağlam ve güvenli bir yerde yerleşen bir insan tohumuna, nutfeye dönüştürdük.
14
Sonra o nutfeyi, kan pıhtısına benzeyen ve rahmin duvarına yapışıp asılı duran döllenmiş bir yumurtaya dönüştürdük; derken bu döllenmiş yumurtayı, bir çiğnem et parçasına benzeyen bir cenine çevirdik; ardından da, bu et parçasından kemikler yarattık; sonra kemiklere sinir, kas, damar, et ve deri giydirdik ve sonunda onu, ilk hâlinden bambaşka özelliklere sahip, konuşan, düşünen, hareket eden üstün bir varlık hâline getirdik. İşte bakın; ne mübarek, ne yücedir, yaratanların en güzeli, en iyisi olan Allah!
15
İşte ey insanlar, bütün bunlardan sonra, mutlaka öl üp kabre gir eceksiniz.
16
Ve Kıyâmet Gününde, hesap vermek üzere mutlaka diriltileceksiniz.
17
Gerçekten Biz, üzerinizde ki uzay boşluğunda, iç içe geçmiş yedi kat sema şeklinde yedi yol yarattık! İşte görüyorsunuz, Biz, yaratma işinden ve yarattığımız varlıklardan asla habersiz değiliz!
18
Ayrıca, takdir ettiğimiz bir ölçüye göre gökten yağmur yağdırdık ve onun, yeryüzünde ki göl, akarsu, yeraltı suları gibi doğal depolarda birikmesini sağladık. Ve hiç kuşkusuz Biz, bütün su kaynaklarını kurutup giderme gücüne de sahibiz.
19
Biz o suyla, içerisinde yiyeceğiniz temel besin kaynağı olan nice meyvelerin bulunduğu hurmalıklar ve üzüm bağları yetiştiriyoruz.
20
Bir de, Sînâ Dağı çevresindeki ülkelerde, özellikle Akdeniz kıyıları nda yetişen ve ürününden hem yağ, hem de yiyenlere lezzetli bir katık elde edilen zeytin ağac ını da Biz yetiştiriyoruz.
21
Gerçek şu ki, sütlerini sağdığınız evcil hayvanlar ın o mükemmel yaratılışın da da sizin için ibret verici yönler var. Şöyle ki: Biz bu hayvanların karınlarında ürettiğimiz lezzet verici ve tertemiz sütten içiriyoruz size. Bu hayvanlarda, sizin için daha nice faydalar var; örneğin onlar ın etin den yiyerek beslenirsiniz.
22
Ve gerek o hayvanlara, gerekse gemilere binerek ulaşımınızı sağlarsınız. Bütün bu ayetleri anlayan, kabul eden veya inkar edenlerin sonlarına gelince:
23
Doğrusu Biz Nûh’u, halkına ilâhî mesajı duyuran bir elçi olarak göndermiştik. Nûh, “Ey halkım!” demişti, “Allah’a gönülden boyun eğin ve yalnızca O’na kulluk edin! Zira sizin, O’ndan başka otoritesine kayıtsız şartsız boyun eğeceğiniz bir efendiniz, bir ilâhınız yoktur! Şu hâlde, dürüst ve erdemlice bir hayat yaşayarak kötülükten, günahtan sakınmaz mısınız?”
24
Bunun üzerine, halkı içerisindeki önde gelen kâfirler, içinde yaşadıkları, alışageldikleri bu hayatın sona ereceği endişesiyle halka seslenerek, “Bu adam, sizin gibi ölümlü bir insandan başka bir şey değildir!” dediler, “Tek yapmak istediği, dînî duyguları siyasete alet ederek size karşı üstünlük sağlamak. Allah bize böyle bir mesaj ulaştırmak isteseydi, bir elçi veya kitap değil, herhâlde melekleri gönderirdi. Kaldı ki, geçmiş atalarımızdan böyle bir şey işitmedik biz! Nûh atalarımızdan daha mı iyi biliyor? ”
25
“ Tam aksine! O, aklını kaçırmış bir adamdan başka biri değil; onun için, aklı başına gelene kadar bir süre gözetim altında tutun onu!”
26
Derken Nûh, uzun ve meşakkatli bir mücâdelenin ardından, “Ey Rabb’im!” diye yalvardı, “Beni yalanlamalarına karşı sen yardım et bana!”
27
Bunun üzerine ona, “Ey Nûh!” diye seslendik, “Bizim kontrolümüz altında ve sana vahyettiğimiz bilgiler doğrultusunda, sizi büyük tufanda boğulmaktan kurtaracak büyük gemiyi inşâ et ve nihâyet tufan emrimiz gelip de gökten yağmurlar boşanmaya, yerden pınarlar fışkırarak sular coşup kaynamaya başlayınca, bulabildiğin her cins hayvandan birer çift alıp gemiye yükle. Ayrıca, bütün iman edenleri ve aileni gemiye bindir; ancak, boğulacaklarına dâir haklarında hüküm verilmiş olanlar hariç. Onlar senin ailenden olsalar bile, gemiye binemeyecekler. Kâfirler safında yer alan bu zâlimler hakkında sakın yalvarma bana; çünkü onlar da, diğer kâfirlerle birlikte boğulacaklar!”
28
Beraberindeki mümin lerle birlikte gemiye binince, “Bizi bu zâlim topluluktan kurtaran Allah’a şükürler olsun!” de.
29
Ve “Ey Rabb’im!” diye yalvar, “Beni bereketlerle dolu güvenli bir yurtta konuk eyle; doğrusu sen, konuklayanların en hayırlısısın.”
30
Gerçekten bunda, ilâhî yasalar hakkında önemli ipuçları veren nice ibretler, işâretler ve deliller var ve elbette biz, verdiğimiz nîmet ve belâlarla insanları sınavdan geçirmekteyiz.
Sonraki 30 ayet →