Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Enbiya 1 / 112
1
İnsanların hesaba çekilme vakti iyice yaklaştı fakat onlar, an be an yaklaşmakta olan tehlikeye karşı hâlâ umursamaz bir tavır içindeler ve bu yüzden, gerçeklerden inatla yüz çeviriyorlar! Öyle ki: Mekke döneminin sonlarına doğru, İbrahim sûresinden hemen sonra indirilmiştir. İçinde birçok Peygamberin kıssası anlatıldığı için “Peygamberler” anlamına gelen “enbiyâ” adını almıştır. 112 ayettir.
M. Kısa 21:1
2
Onlara ne zaman Rablerinden yeni bir öğüt ve uyarı içeren bir sûre veya ayet gelse, onu ancak alaya alarak ve eğlenerek dinlerler.
M. Kısa 21:2
3
Çünkü para, makam ve şöhret gibi dünyalıkların hırsıyla yanıp tutuşan ve bencillik, kibir, inat ve haset duygularıyla dolup taşan kalpleri, hiçbir ahlâkî sınır tanımaya yanaşmadığı için tamamen zevk ve eğlenceye dalmıştır. İşte bu yüzdendir ki, hakîkati kabullenmeye bir türlü yanaşmayan bu zâlimler, Kur’an’ın kitlelerce benimsenmesini engellemek için, kendi aralarında gizlice fısıldaşarak dediler ki: “ Okuduğu o büyüleyici sözlerle vicdanları sarsıp tüm benliğinizi derinden etkileyen bu adam, sizin gibi ölümlü bir insandan başka nedir ki? Şimdi siz, onun sözlerini dinleyip de, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız? Bize göre bu Kur’an, mutlaka büyü ürünü bir sözdür. Yoksa okuma yazma bile bilmeyen bir insanın böyle harikulade sözler söylemesi başka türlü izah edilemez. ”
M. Kısa 21:3
4
Bunun üzerine Allah’ın Elçisi, düzenledikleri gizli toplantılarla, kurdukları sinsi komplolarla Müslümanları yıldırabileceklerini, Allah’ın nurunu söndürebileceklerini sanan bu zâlimlere seslenerek, “Benim Rabb’im,” dedi, “yerde ve gökte söylenen bütün gizli ve açık sözleri bilir. Çünkü O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” Ve işte Rabb’im, zâlimlerin komplolarını açığa çıkarıp yerle bir ediyor:
M. Kısa 21:4
5
Kâfirler, Kur’an’ın kitleler üzerindeki etkisini kırabilmek için olmadık iftiralar attılar fakat her defasında, kendi iftiralarını kendileri de beğenmeyerek fikir değiştirdiler. İlk önce, “ Muhammed’in bu söyledikleri, aslında karmakarışık hayallerden ibarettir!” dediler. Sonra da, “Yok yok, bu kadar mükemmel sözlerin hayal ürünü olduğuna kimseyi inandıramayız; onu bilinçli olarak uyduruyor diyelim. Fakat hayır, Muhammed’in buna gücü yetmez ki! O hâlde, onun cinlerden bilgi alan bir şâir olduğunu söyleyelim. İyi de, onun şiirle uzaktan yakından ilgisi olmadığını herkes biliyor! İyisi mi, şöyle diyelim: Madem Peygamber olduğunu iddia ediyor, öyleyse bize önceki ümmet lere gönderilen türden bir mucize gösterse ya!” dediler.
M. Kısa 21:5
6
Oysa ki, onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir toplum, bu tür bir mûcizeye inanmamıştı, şimdi aynen onların izinden giden bu zâlim insa nlar mı senin getireceğin mûcizelere inanacak?
M. Kısa 21:6
7
Ey Muhammed! Biz senden önce de, kendilerini vahiyle desteklediğimiz senin gibi yiyip içen, çarşı pazarlarda dolaşan ölümlü adamlardan başkasını elçi olarak göndermedik. Zira onlar, bütün hal ve hareketleriyle müminlere önder ve örnek olacaklardı. Ey insanlar! Eğer bu gerçeği bilmiyorsanız, Allah’ın ayetlerini, dini, kitapları, Peygamberleri iyi bilen dürüst ve güvenilir insanlara, yani zikir ehline sorun. Onlar da şâhitlik edeceklerdir ki:
M. Kısa 21:7
8
Biz Peygamberleri, yiyip içmeyen olağanüstü varlıklar olarak yaratmadık ve onlar ölümsüz birer varlık, bir melek de değillerdi. Sizin gibi fani birer insan olarak ümmetlerini uyarmış ve Allah yolunda her türlü baskı ve eziyete sabırla göğüs germişlerdi.
M. Kısa 21:8
9
En sonunda, kendilerine verdiğimiz sözü gerçekleştirdik; onları ve dilediğimiz kimseleri yani müminler i kurtardık, Allah’a karşı gelerek azgınlık edenleri ise, korkunç bir azapla helâk ettik! Eğer mûcize isteğinizde gerçekten samîmi iseniz, dinleyin:
M. Kısa 21:9
10
Andolsun ki size, insan benliğini eğitip mükemmel bir toplum oluşturabilmek için ihtiyaç duyduğunuz her türlü hikmet, öğüt, uyarı ve ibret derslerini ve sizi insanlığın önderi makâmına getirerek, dünyada da âhirette de mutluluk ve kurtuluşa ulaştıracak güç ve imkânları içerisinde barındıran ve size, dillere destan olacak şan, şeref, onur, itibar ve yücelik kazandıracak muhteşem bir Kitap indirdik; hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Şimdi önünüzde iki seçenek var; ya Kur’an’a sımsıkı sarılır kurtuluşa erersiniz, ya da onu inkâr eder ve zulmünüzün cezasını çekersiniz:
M. Kısa 21:10
11
Sizden önceki çağlarda, halkı zulüm ve haksızlık yapan nice şehirleri yerle bir ettik ve onlardan sonra, başka toplumlar meydana getirdik.
M. Kısa 21:11
12
Helaki hak eden toplumlar, azâbımızı n tepelerine bineceğini sezdikleri anda, derhal orayı terk edip kaçmaya çalışıyorlardı. Fakat nereye yönelseler, karşılarına azap melekleri dikiliyordu:
M. Kısa 21:12
13
“ Yoo, kaçmayın; şımarıp azgınlaştığınız o servet ve saltanata ve hiç ölmeyecekmiş gibi dayayıp döşediğiniz lüks evlerinize, villalarınıza, saraylarınıza dönün bakalım; çünkü yaptıklarınızdan sorguya çekileceksiniz!”
M. Kısa 21:13
14
Artık kurtulamayacaklarını anlayınca, “Vay başımıza gelenlere; doğrusu biz, gerçekten de zâlim kimselerdik!” diye feryât ediyorlardı.
M. Kısa 21:14
15
Ve hepsini kökünden biçip yok edinceye kadar, bu feryâtları sürüp giderdi. Öyle ya;
M. Kısa 21:15
16
Biz gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındakileri, hikmet ve adâletten yoksun, anlamsız bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık ki!
M. Kısa 21:16
17
Şâyet bir eğlence edinmek isteseydik, bunu herhâlde kendi katımızdan edinirdik fakat böyle bir şey yapmayız!
M. Kısa 21:17
18
Demek ki, varlık âleminde başıbozukluğa, adâletsizliğe ve ölçüsüzlüğe yer vermeyecek; zulüm ve haksızlıkları, eğlence izler gibi izlemeyeceğiz! Tam tersine; Biz, mutlak ve değişmez gerçeklik, doğruluk demek olan hakkı, kötülük, çirkinlik ve eğrilik temeline dayanan bâtılın tepesine çarparız da, onu paramparça eder ve böylece bâtıl yok olup gider. O hâlde, ey inkârcılar; sınırsız kudret, ilim, hikmet, adâlet, merhamet sahibi olan Allah’a yakıştırdığınız uygunsuz niteliklerden dolayı, vay başınıza geleceklere!
M. Kısa 21:18
19
Göklerde ve yerde olan herkes, O’nun âciz birer kulu dur. Dolayısıyla, O’nun katında bulunan ve müşrikler tarafından ilâhlaştırılan melek ler, O’na kulluk etmekten asla kibre kapılmazlar ve ona ibâdette en ufak bir kusur işlemez, hiçbir zaman bundan bıkıp yorulmazlar.
M. Kısa 21:19
20
Gece gündüz, bir an bile ara vermeden O’nun sınırsız yüceliğini tüm evrene ilan ederek tesbih ederler. Fakatbu nankörler, O’na kulluk etmeyi gururlarına yediremiyorlar.
M. Kısa 21:20
21
Yoksa onlar yeryüzünde, canlılara hayat bahşeden ve Kıyamet Günü insanları yeniden dirilt ip hesaba çekebil en ilâhlar mı edindiler? Hâlbuki:
M. Kısa 21:21
22
Göklerde ve yerde Allah’tan başka tanrılar olsaydı, aralarındaki çekişmeden dolayı her iki âlem de yıkılıp gider ve kâinattaki bu hârika düzen görülmez di. Oysa gördüğünüz gibi, gökler ve yer dimdik ayakta durmaktadır. Demek ki: Mutlak hükümranlık sahibi olan Allah, müşriklerin bu iddialarından tamamen uzaktır, yücedir!
M. Kısa 21:22
23
O, yaptıklarından dolayı kimseye hesap vermez fakat O’nun dışındaki tüm varlıklar, yaptıklarından Allah’a karşı sorumludurlar.
M. Kısa 21:23
24
Fakat müşrikler, uydurdukları sahte ilâhları ve bâtıl ideolojileri terk edip rab ve ilah olarak bir tek Allah inancını benimsedikleri takdirde, O’nun gönderdiği Kitaba göre hayatı yeni baştan kurmak zorunda kalacaklarını, böylece vahye dayalı bir toplumsal sistemde, diledikleri gibi yaşayamayacaklarını çok iyi bildiklerinden, O’ndan başka tanrılar ediniyorlar. Ey Müslüman! Onlara de ki: “ Eğer iddianızda samîmi iseniz, bunun ilâhî kitaplara uygun olduğunu ispatlamak üzere delilinizi getirin! İşte bu tevhid inancı, hem benimle birlikte olan Müslüman ların ve hem de benden önceki Elçi lerin insanlık tarihi boyunca gündeme getirdiği ilâhî öğreti dir.” Ama ne var ki, onların çoğu hakîkat bilgisinden yoksundurlar, bu yüzden de önyargılarının kurbanı oluyor ve alışageldikleri kültür ve anlayışa uymadığı için, aslında aklı başında hiçbir kimsenin ilgisiz kalamayacağı bu inanç sistemine karşı umursamaz bir tavır takınıyorlar. Hâlbuki:
M. Kısa 21:24
25
Biz senden önce gönderdiğimiz bütün Peygamberlere, “Benden başka tanrı yoktur; öyleyse yalnızca Bana kulluk edin!” diye vahyetmiştik. Fakat o Peygamberlerin bu günkü izleyicileri, bakın bu hakîkatten ne denli uzaklaşmışlar:
M. Kısa 21:25
26
Bütün sapık inanç ve ideolojiler, Allah’ın herhangi bir konuda yetersiz, âciz, muhtaç ve zayıf olduğu varsayımından yola çıkarlar. Nitekim, Hıristiyanlar İsa’yı Allah’ın oğlu kabul ederken, müşrikler de melekleri Allah’ın kızları sayarak, “Rahmân, kendisine bir çocuk edindi!” dediler. Hâşâ! Çocuk edinmek, bir âcizliktir, O ise her türlü acziyetten, noksanlıktan uzaktır, yücedir! Onların, Allah’ın oğlu olduğunu iddia ettikleri kimseler, gerçekte Allah tarafından ikrama lâyık görülen seçkin ve değerli kullardır. Öyle ki:
M. Kısa 21:26
27
Onlar, Allah’ın hükmüne aykırı bir söz söylemezler ve yalnızca O’nun emrine göre hareket ederler.
M. Kısa 21:27
28
Allah, onların geçmişte ve gelecekte, gördükleri ve göremedikleri, bildikleri ve bilmedikleri, açıkladıkları ve gizledikleri, kısacası önlerindeki ve arkalarındaki her şeyi tam olarak bilmektedir. Fakatonların bilgisi çok sınırlıdır. Bu yüzden, Allah izin vermedikçe ve O’nun zaten hoşnut olduğu kimselerden başkasına şefaat edemezler. Yani, azâbı hak eden kimseleri kayırıp cehennemden kurtarmak için Allah katında aracılık edemezler. Çünkü onlar, O’nun heybetinden tir tir titrerler.
M. Kısa 21:28
29
Onlardan her kim, “Ben de Allah’tan başka bir tanrıyım!” diyecek olursa, onu cehennemle cezalandırırız. İşte Biz, onların “tanrı” veya “tanrının oğlu” olduğunu iddia eden zâlimleri böyle cezalandıracağız!
M. Kısa 21:29
30
Kur’an’ın ilâhî bir kelam olduğunu reddeden inkârcılar, içinde bulundukları evren üzerinde araştırma yaparak görüp anlamıyorlar mı ki, gökler ve yer başlangıçta bitişik bir hâlde, bütün idi de, Biz onları daha sonra birbirinden ayırdık ve yine hayatın kaynağını bilmiyorlar mı ki, Biz her canlı varlığı sudan yarattık? Kur’an hakkında şüphe ve tereddüdü olanlar, evrendeki ayetlerle Kur’an ayetlerinin nasıl mükemmel bir uyumla örtüştüğünü görüp de, bu kitabın Allah’tan gelen bir hak olduğuna hâlâ inanmayacaklar mı?
M. Kısa 21:30