Ana SayfaMealler › Mahmut Kısa
MK

Mahmut Kısa

Mahmut Kısa
Mahmut Kısa meali ile okumaya başla
Meryem 1 / 98
1
Kêf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd. Dinle, ey insanoğlu! Kêf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd gibi, senin pek iyi tanıdığın ve sürekli kullandığın harflerden oluşan, fakat hem lafzı, hem de manasıyla vicdanları sarsıp derinden etkileyen bu eşsiz mesaja kulak ver: Mekke devrinin ortalarında, Müslümanların Habeşistan’a hicretinden önce indirilmiştir. İsa Peygamber ile annesi Meryem’in —Onlara selâm olsun— kıssaları ayrıntılı olarak anlatıldığı için bu adı almıştır. 98 ayettir.
M. Kısa 19:1
2
Bu okuyacağın/dinleyeceğin sözler, Rabb’inin, sevgili kulu Zekeriya’ya bahşettiği nîmet ve rahmetini yâd ederek anması, onu tertemiz gönüllere bir kez daha hatırlatmasıdır:
M. Kısa 19:2
3
Hani o, tâ yüreğinin derinliklerinden gelen bir feryatla, Rabb’ine el açıp gizlice seslenerek:
M. Kısa 19:3
4
“Ey Rabb’im!” diye yalvarmıştı, “Doğrusu, ihtiyarlıktan kemiklerim iyice gevşedi, saçlarıma aklar düştü. Sana duamda, Ya Rab! asla bedbaht olmadım! Ne zaman Sana el açıp yalvardıysam, hep dualarıma icabet ettin, bugüne kadar elimi hiç boş çevirmedin. ”
M. Kısa 19:4
5
“Benden sonra yerime geçecek yakınlarım ın, bu dâvâyı omuzlayıp mücâdelemi bıraktığım yerden sürdürecekleri konusunda ciddî endişelerim var; üstelik eşim de kısır olduğu için hiç çocuğum olmadı. İsrail Oğulları’nın perişan hâli de ortada. Bu ümmetin, kendilerine yeni bir ruh kazandıracak, taze kan verecek tertemiz bir nesle ihtiyacı var. Sana yalvarıyorum yâ Rab; sonsuz lütuf ve rahmetinle bana katından, tevhid sancağını omuzlayacak hayırlı bir nesil, gözümü arkada bırakmayacak güvenilir bir yardımcı, bir dost ihsân eyle.”
M. Kısa 19:5
6
“Ki, hem bana mirasçı olsun, hem de Yakup soyuna. Onu, Ey Rabb’im! hoşnutluğunu kazanmış dürüst ve erdemli bir kul eyle!” Bunun üzerine Allah, gönderdiği melekler aracılığıyla ona seslendi:
M. Kısa 19:6
7
“Ey Zekeriya, sana müjdeler olsun! ‘Dürüstlük ve erdemliliğiyle hep canlı kalacak, sürekli gönüllerde yaşayacak’ anlamına gelen Yahya adında bir çocuğu nun olacağını müjdeliyoruz sana; öyle ki, bugüne kadar hiç kimseye böyle bir ad vermemiştik.”
M. Kısa 19:7
8
Zekeriya hayretler içinde, “Ey Rabb’im!” dedi, “Karım kısır olduğu hâlde, üstelik ben de ihtiyarlığın son sınırına ulaşmışken, nasıl çocuğum olabilir?”
M. Kısa 19:8
9
Bunun üzerine melek, “Orası öyle,” dedi, “ fakat Rabb’in buyurdu ki: “Bu iş benim için çok kolay; nitekim, sen bir zamanlar hiçbir şey değilken seni de Ben yaratmıştım.”
M. Kısa 19:9
10
Zekeriya, “Ey Rabb’im, bana çocuğumun olacağına dâir bir alâmet göster ki, halkım da buna inansın !” dedi. Allah, “Senin alâmetin,” dedi, “sağlığın yerinde olmasına rağmen, tam üç gün üç gece boyunca dilinin tutulup insanlarla —işâretleşme dışında— konuşmaman olacaktır.”
M. Kısa 19:10
11
Böylece Zekeriya, mescitten ayrılıp halkın karşısına çıktı. Dili dönmüyor, bir tek kelime bile konuşamıyordu. Fakat bu, Rabb’inin ayetlerini gündeme getirmeye, insanları iyiliğe çağırmaya engel değildi: Onlara, “ Rabb’inizin yüceliğini gece gündüz tesbih edin!” diye eliyle işâret etti.
M. Kısa 19:11
12
Nihayet Yahya doğdu, ergenlik çağına geldi. Ona, “Ey Yahya; ilâhî hikmetlerle dolu şu Kitaba sımsıkı sarıl!” diye emrettik. Ve ona, daha çocuk yaştayken hüküm ve hikmet verdik. Dosdoğru ve yerli yerinde karar verebilme imkanı bahşettik.
M. Kısa 19:12
13
Ayrıca, katımızdan armağan olarak kalp yumuşaklığı ve tertemiz bir ahlâk ihsan ettik ona; çünkü o, Rabb’ine karşı gerçekten de çok saygılıydı.
M. Kısa 19:13
14
Ve annesine. babasına son derece iyi davranan hayırlı bir evlat idi; kaba ve dik başlı biri değildi.
M. Kısa 19:14
15
Selâm olsun ona, doğduğu gün; selâm olsun ona, öldüğü gün ve selâm olsun ona, diriltilip kabrinden çıkarılacağı gün!
M. Kısa 19:15
16
Ey Hak yolunun yolcusu! Bu Kitapta, iffet ve ahlâk örneği Meryem’i de gündeme getir; hani o, kendisini Allah’a adamış ve ilim, ibâdet ve tefekkürle meşgul olmak üzere, ailesinden ayrılarak mâbedin doğu tarafında kendisine tahsis edilen bir yere çekilmişti.
M. Kısa 19:16
17
Rahatsız edilmeden kendisini bütünüyle duâ ve tefekküre vermek için, âdet olduğu üzere insanlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken ona emrimizdeki Ruhu, yani vahiy meleği Cebrail’i gönderdik ve bu melek ona, eli yüzü düzgün normal bir insan şeklinde göründü.
M. Kısa 19:17
18
Odasında bir erkek olduğunu zanneden Meryem, dehşet içinde, “Rahmâna sığınırım senden!” dedi, “Eğer Allah’tan birazcık korkun varsa, hemen çık git buradan! ”
M. Kısa 19:18
19
Cebrail, “ Korkma!” dedi, “Ben bir insan değil, yalnızca Rabb’imin bir elçisiyim ve sana, Âdem’in yaratılışına benzer biçimde, babasız olarak dünyaya gelecek tertemiz bir erkek çocuk armağan etmeye geldim.”
M. Kısa 19:19
20
Meryem şaşkınlıkla, “Bana hiç erkek eli değmemişken, iffetsiz bir kadın da olmadığıma göre, nasıl çocuğum olabilir!” dedi.
M. Kısa 19:20
21
Cebrail, “ Evet, öyledir!” dedi, “ Fakat Rabb’in buyurdu ki, “Bu iş benim için çok kolay. Sadece “Ol!” emrimizle, senin karnında babasız olarak bir çocuk yaratacağım ve onu, insanlara öldükten sonra diriliş gerçeğini ispatlayan bir mûcize ve katımızdan bir rahmet ve bereket vesîlesi kılacağım. Bu, zaten ezelden karar verilmiş bir iştir.”
M. Kısa 19:21
22
Nihâyet Allah’ın emri gerçekleşti; Meryem çocuğuna hamile kaldı ve yine Allah’ın emri uyarınca, karnındaki yavrusuyla birlikte uzak bir yere çekildi.
M. Kısa 19:22
23
Derken, doğum sancısı onu küçük bir hurma ağacının altına götürdü. Duyduğu acıdan dolayı, sırtını ağaca yasladı. Anlatacağı şeylere hiç kimsenin inanmayacağını düşünerek kendi kendine, “Keşke bu hâle düşmeden önce ölseydim de, unutulup gitmiş olsaydım!” diye yakındı.
M. Kısa 19:23
24
Böylece, orada tek başına doğum yaptı. Tamamen bitkin düşmüş, acıkmış ve susamıştı. İşte o anda, altındaki yeni doğmuş yavrusu ona, “Üzülme anneciğim! ” diye seslendi, “Rabb’in seni unutmuş, sahipsiz bırakmış değildir. Bak, ayaklarının altından tatlı ve serin suyu olan ufak bir dere meydana getirdi.”
M. Kısa 19:24
25
“Hurma ağacını kendine doğru silkele, kucağına taptaze hurmalar dökülecek.”
M. Kısa 19:25
26
“Ye, iç, gözün aydın olsun! Buradan ayrıldığında, eğer bir insanla karşılaşırsan, onunla hiç konuşma, sadece işâretlerle ona de ki: ‘Ben Merhamet Sahibi yüce Rabb’im için, bir süre konuşmamak üzere oruç adadım; bu yüzden bugün hiç kimseyle konuşmayacağım!’ Korkma, sorulara cevabı ben vereceğim. ”
M. Kısa 19:26
27
Böylece Meryem, kalbi huzur ve güvenle dopdolu bir hâlde, çocuğunu kucağına alıp halkın içine çıktı. Onu bu hâlde gören önyargılı insanlar, olup bitenleri sormaya bile gerek görmeden, “Ey Meryem!” dediler, “Sen ne çirkin bir iş yaptın öyle!”
M. Kısa 19:27
28
“Ey Hârûn’un soyundan gelen şu seçkin kabîlenin kız kardeşi; nasıl böyle bir şey yapabildin? Oysa senin baban kötü bir insan değildi, annen de gâyet namuslu, terbiyeli bir kadındı.”
M. Kısa 19:28
29
Bunun üzerine Meryem, “O size her şeyi anlatır!” dercesine çocuğa işâret etti. Onlar, “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşabiliriz ki?” diye hayretle sordular. Ve büyük mûcize gerçekleşti:
M. Kısa 19:29
30
Daha birkaç günlük bir bebek olan İsa, “Bakın, ben Allah’ın bir mûcize olarak yarattığı kuluyum!” dedi, “O bana ilâhî Kitap bilgisini bahşetti ve beni bir Peygamber yaptı.”
M. Kısa 19:30