1
Kêf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd. Dinle, ey insanoğlu! Kêf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd gibi, senin pek iyi tanıdığın ve sürekli kullandığın harflerden oluşan, fakat hem lafzı, hem de manasıyla vicdanları sarsıp derinden etkileyen bu eşsiz mesaja kulak ver:
Mekke devrinin ortalarında, Müslümanların Habeşistan’a hicretinden önce indirilmiştir. İsa Peygamber ile annesi Meryem’in —Onlara selâm olsun— kıssaları ayrıntılı olarak anlatıldığı için bu adı almıştır. 98 ayettir.
2
Bu okuyacağın/dinleyeceğin sözler, Rabb’inin, sevgili kulu Zekeriya’ya bahşettiği nîmet ve rahmetini yâd ederek anması, onu tertemiz gönüllere bir kez daha hatırlatmasıdır:
3
Hani o, tâ yüreğinin derinliklerinden gelen bir feryatla, Rabb’ine el açıp gizlice seslenerek:
4
“Ey Rabb’im!” diye yalvarmıştı, “Doğrusu, ihtiyarlıktan kemiklerim iyice gevşedi, saçlarıma aklar düştü. Sana duamda, Ya Rab! asla bedbaht olmadım! Ne zaman Sana el açıp yalvardıysam, hep dualarıma icabet ettin, bugüne kadar elimi hiç boş çevirmedin. ”
5
“Benden sonra yerime geçecek yakınlarım ın, bu dâvâyı omuzlayıp mücâdelemi bıraktığım yerden sürdürecekleri konusunda ciddî endişelerim var; üstelik eşim de kısır olduğu için hiç çocuğum olmadı. İsrail Oğulları’nın perişan hâli de ortada. Bu ümmetin, kendilerine yeni bir ruh kazandıracak, taze kan verecek tertemiz bir nesle ihtiyacı var. Sana yalvarıyorum yâ Rab; sonsuz lütuf ve rahmetinle bana katından, tevhid sancağını omuzlayacak hayırlı bir nesil, gözümü arkada bırakmayacak güvenilir bir yardımcı, bir dost ihsân eyle.”
6
“Ki, hem bana mirasçı olsun, hem de Yakup soyuna. Onu, Ey Rabb’im! hoşnutluğunu kazanmış dürüst ve erdemli bir kul eyle!” Bunun üzerine Allah, gönderdiği melekler aracılığıyla ona seslendi:
7
“Ey Zekeriya, sana müjdeler olsun! ‘Dürüstlük ve erdemliliğiyle hep canlı kalacak, sürekli gönüllerde yaşayacak’ anlamına gelen Yahya adında bir çocuğu nun olacağını müjdeliyoruz sana; öyle ki, bugüne kadar hiç kimseye böyle bir ad vermemiştik.”
8
Zekeriya hayretler içinde, “Ey Rabb’im!” dedi, “Karım kısır olduğu hâlde, üstelik ben de ihtiyarlığın son sınırına ulaşmışken, nasıl çocuğum olabilir?”
9
Bunun üzerine melek, “Orası öyle,” dedi, “ fakat Rabb’in buyurdu ki: “Bu iş benim için çok kolay; nitekim, sen bir zamanlar hiçbir şey değilken seni de Ben yaratmıştım.”
10
Zekeriya, “Ey Rabb’im, bana çocuğumun olacağına dâir bir alâmet göster ki, halkım da buna inansın !” dedi. Allah, “Senin alâmetin,” dedi, “sağlığın yerinde olmasına rağmen, tam üç gün üç gece boyunca dilinin tutulup insanlarla —işâretleşme dışında— konuşmaman olacaktır.”
11
Böylece Zekeriya, mescitten ayrılıp halkın karşısına çıktı. Dili dönmüyor, bir tek kelime bile konuşamıyordu. Fakat bu, Rabb’inin ayetlerini gündeme getirmeye, insanları iyiliğe çağırmaya engel değildi: Onlara, “ Rabb’inizin yüceliğini gece gündüz tesbih edin!” diye eliyle işâret etti.
12
Nihayet Yahya doğdu, ergenlik çağına geldi. Ona, “Ey Yahya; ilâhî hikmetlerle dolu şu Kitaba sımsıkı sarıl!” diye emrettik. Ve ona, daha çocuk yaştayken hüküm ve hikmet verdik. Dosdoğru ve yerli yerinde karar verebilme imkanı bahşettik.
13
Ayrıca, katımızdan armağan olarak kalp yumuşaklığı ve tertemiz bir ahlâk ihsan ettik ona; çünkü o, Rabb’ine karşı gerçekten de çok saygılıydı.
14
Ve annesine. babasına son derece iyi davranan hayırlı bir evlat idi; kaba ve dik başlı biri değildi.
15
Selâm olsun ona, doğduğu gün; selâm olsun ona, öldüğü gün ve selâm olsun ona, diriltilip kabrinden çıkarılacağı gün!
16
Ey Hak yolunun yolcusu! Bu Kitapta, iffet ve ahlâk örneği Meryem’i de gündeme getir; hani o, kendisini Allah’a adamış ve ilim, ibâdet ve tefekkürle meşgul olmak üzere, ailesinden ayrılarak mâbedin doğu tarafında kendisine tahsis edilen bir yere çekilmişti.
17
Rahatsız edilmeden kendisini bütünüyle duâ ve tefekküre vermek için, âdet olduğu üzere insanlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken ona emrimizdeki Ruhu, yani vahiy meleği Cebrail’i gönderdik ve bu melek ona, eli yüzü düzgün normal bir insan şeklinde göründü.
18
Odasında bir erkek olduğunu zanneden Meryem, dehşet içinde, “Rahmâna sığınırım senden!” dedi, “Eğer Allah’tan birazcık korkun varsa, hemen çık git buradan! ”
19
Cebrail, “ Korkma!” dedi, “Ben bir insan değil, yalnızca Rabb’imin bir elçisiyim ve sana, Âdem’in yaratılışına benzer biçimde, babasız olarak dünyaya gelecek tertemiz bir erkek çocuk armağan etmeye geldim.”
20
Meryem şaşkınlıkla, “Bana hiç erkek eli değmemişken, iffetsiz bir kadın da olmadığıma göre, nasıl çocuğum olabilir!” dedi.
21
Cebrail, “ Evet, öyledir!” dedi, “ Fakat Rabb’in buyurdu ki, “Bu iş benim için çok kolay. Sadece “Ol!” emrimizle, senin karnında babasız olarak bir çocuk yaratacağım ve onu, insanlara öldükten sonra diriliş gerçeğini ispatlayan bir mûcize ve katımızdan bir rahmet ve bereket vesîlesi kılacağım. Bu, zaten ezelden karar verilmiş bir iştir.”
22
Nihâyet Allah’ın emri gerçekleşti; Meryem çocuğuna hamile kaldı ve yine Allah’ın emri uyarınca, karnındaki yavrusuyla birlikte uzak bir yere çekildi.
23
Derken, doğum sancısı onu küçük bir hurma ağacının altına götürdü. Duyduğu acıdan dolayı, sırtını ağaca yasladı. Anlatacağı şeylere hiç kimsenin inanmayacağını düşünerek kendi kendine, “Keşke bu hâle düşmeden önce ölseydim de, unutulup gitmiş olsaydım!” diye yakındı.
24
Böylece, orada tek başına doğum yaptı. Tamamen bitkin düşmüş, acıkmış ve susamıştı. İşte o anda, altındaki yeni doğmuş yavrusu ona, “Üzülme anneciğim! ” diye seslendi, “Rabb’in seni unutmuş, sahipsiz bırakmış değildir. Bak, ayaklarının altından tatlı ve serin suyu olan ufak bir dere meydana getirdi.”
25
“Hurma ağacını kendine doğru silkele, kucağına taptaze hurmalar dökülecek.”
26
“Ye, iç, gözün aydın olsun! Buradan ayrıldığında, eğer bir insanla karşılaşırsan, onunla hiç konuşma, sadece işâretlerle ona de ki: ‘Ben Merhamet Sahibi yüce Rabb’im için, bir süre konuşmamak üzere oruç adadım; bu yüzden bugün hiç kimseyle konuşmayacağım!’ Korkma, sorulara cevabı ben vereceğim. ”
27
Böylece Meryem, kalbi huzur ve güvenle dopdolu bir hâlde, çocuğunu kucağına alıp halkın içine çıktı. Onu bu hâlde gören önyargılı insanlar, olup bitenleri sormaya bile gerek görmeden, “Ey Meryem!” dediler, “Sen ne çirkin bir iş yaptın öyle!”
28
“Ey Hârûn’un soyundan gelen şu seçkin kabîlenin kız kardeşi; nasıl böyle bir şey yapabildin? Oysa senin baban kötü bir insan değildi, annen de gâyet namuslu, terbiyeli bir kadındı.”
29
Bunun üzerine Meryem, “O size her şeyi anlatır!” dercesine çocuğa işâret etti. Onlar, “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşabiliriz ki?” diye hayretle sordular. Ve büyük mûcize gerçekleşti:
30
Daha birkaç günlük bir bebek olan İsa, “Bakın, ben Allah’ın bir mûcize olarak yarattığı kuluyum!” dedi, “O bana ilâhî Kitap bilgisini bahşetti ve beni bir Peygamber yaptı.”
Sonraki 30 ayet →