1
Ey müşrikler! Başınıza gelecek azâba karşı sizi uyaran Elçiye ısrarla ve inatla karşı gelerek ona küstahça meydan okuyuşunuzdan dolayı, Allah’ın azap emri gelmiştir. Şöyle ki; artık tebliğ ve uyarı dönemi bitmiş, Müslümanların bir toplum oluşturarak küfre karşı savaşmalarının zamanı gelmiştir. Bundan böyle karşınızda, baskı ve işkencelerinizi sineye çeken, size tatlı tatlı öğüt veren dâvetçiler değil, zulüm ve haksızlıklara kılıçla karşı koyarak Allah yolunda savaşan mücahitler göreceksiniz! İşte bundan dolayı, bütün Müslümanların Medîne’ye hicret etmesi ve kâfirlere Allah’ın azâbını tattıracak İslâm ordularının kurulması için Allah’tan emir gelmiştir! Artık sizi hangi felâketlerin beklediğini, pek yakında göreceksiniz! O hâlde, onun çabucak gelmesi için sabırsızlanmayın! Şunu da iyi bilin ki, müşriklere vaadedilen azâbın —ilâhî hikmet uyarınca— henüz gelmemiş olması, sahip oldukları inanç sisteminin Allah tarafından onaylandığı anlamına gelmez. Tam aksine, Allah onların düşünce ve anlayışlarının bozukluğundan kaynaklanan şirkin her şeklinden ve her türünden münezzehtir; itaat edilecek mutlak otorite kabul ederek Allah’a ortak koştukları her şeyin üzerinde ve ötesindedir, çok yücedir!
Mekke döneminin sonlarında, Hz. Peygamber’in Medîne’ye hicretinden kısa bir süre önce indirilmiştir. Nahl, balarısı demektir. Bu adı, Allah’ın yönlendirmesiyle insan için hârika bir gıda üreten balarısından söz eden 68-69. ayetlerden almıştır. 128 ayettir.
2
Allah, “Benden başka ilâh yok; o hâlde, Bana karşı gelmekten titizlikle sakının!” diyerek insanlığı uyarmaları için, kullarından dilediğine, kendi katından bir ruh — yani gönüllere hayat veren vahiy— ile melekleri gönderir ve bu seçkin kulları Peygamberlikle görevlendirir.
3
Çünkü Allah, gökleri ve yeri anlamsız ve boş yere değil, belli bir hikmete uygun olarak, yani hak ile yaratmıştır. O, müşriklerin ilâhlık pâyesi vererek Allah’a ortak koştukları her şeyin üzerinde ve ötesindedir!
4
Allah, insanı nutfeden, bir damlacık sudan yarattı, fakat şimdi o, kendisini yaratan Rabb’ine karşı apaçık bir hasım kesilmiş!
5
Evcil hayvanları yaratan da O’dur. Onlar ın yünleri, tüyleri ve kılların dan, ısınmanızı sağlayan giysiler elde eder, sütlerinden, yumurtalarından faydalanır ve bir kısmının da etini yersiniz.
6
Ayrıca, sabahleyin onları sürüler hâlinde otlağa çıkarırken, akşamleyin ağıllarına geri getirirken, sizi büyüleyenapayrı bir güzellik vardır onlarda.
7
Ve ancak güçlükle varabileceğiniz uzak diyarlara, yüklerinizi onlar taşırlar. Rabb’iniz gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir.
8
Hem binek hayvanı, hem de seyrine doyum olmayan bir güzellik, bir süs olarak soylu ve endamlı atları, katırları ve merkepleri yaratan da O’dur. Bunlardan başka, henüz bilmediğiniz daha nice nimetler yaratmaktadır. Çünkü insan, yaşamak için bunlara muhtaçtır. Fakat onun dünya ve âhiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir inanç sistemine ve sağlıklı hukuk kurallarına duyduğu ihtiyaç, bundan çok daha büyüktür. Şimdi düşünün; insanın bütün ihtiyaçlarını bilen ve bahşettiği sayısız nîmetlerle bunları karşılayan Allah, din gibi hayatın ta kendisi olan konuda hiçbir düzenleme yapmamış ve insanı, sınırlı aklı ve tecrübesi ile baş başa bırakıp karanlıklar içinde bocalamaya terk etmiş olabilir mi? Elbette hayır!
9
Peygamber ve Kitap göndererek insanlığı doğru yola iletmek ve bu yolu dikenlerden, engebelerden arındırmak Allah’a düşer. Çünkü mutlak doğruyu bulma konusunda insan aklı yeterli değildir ve bu yüzden, her zaman doğru yoldan sapanlar vardır ve olacaktırda.Nitekim insanlık tarihi, bunun örnekleriyle doludur. Gerçi Allah dileseydi, sizi tüm yaratılmışlara üstün kılan irâdenizi elinizden alır ve hepinizi zorla imana getirerek doğru yola iletebilirdi. Fakat imtihân hikmeti gereğince, dilediğiniz inanç ve hayat tarzını özgürce seçmenize izin verdi. Zira insan, ancak kendi özgür irâdesiyle ve bilinçli olarak doğru yolu seçtiği takdirde gerçek anlamda ahlâk ve erdemliliğe ulaşabilir. Kaldı ki, etrafınızda sizi doğru yola iletecek o kadar mûcize, o kadar delil var ki:
10
Hem içme suyu ihtiyacınızı karşılayan, hem de hayvanlarınızı otlatabileceğiniz çayırların yetişmesini sağlayan yağmurları gökten indiren O’dur. Öyle ki:
11
Bu su ile Allah, sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve daha nice meyveler yetiştirmektedir. İşte bütün bu anlatıla nlarda, hakîkati keşfetmek amacıyla inceden inceye düşünen insanlar için Allah’ın varlığını, birliğini, kudret ve merhametini gözler önüne seren nice işâretler, nice deliller vardır!
12
Gece ile gündüzü mükemmel bir sistem hâlinde düzene koyan ve Güneş ile Ay’ı sizin yararlanmanız için koyduğu yasalara boyun eğdiren O’dur. Sadece bunlar mı? Bütün yıldızlar ve gökcisimleri, O’nun emriyle ilâhî-fiziki yasalara boyun eğmişlerdir. Evet, bütün bunlarda, aklını kullanan insanlar için Allah’ın sonsuz kudret ve ilmini dolayısıyla yegane rab ve ilâh olduğunu ortaya koyan nice alâmetler, nice deliller vardır!
13
Sizin için yeryüzünde yetiştirdiği rengârenk çiçekler, ağaçlar, kuşlar, kelebekler ve benzeri göz alıcı varlıklar da O’nun lütuf ve şefkatinin canlı birer şahididir. İşte bütün bunlarda, öğüt almasını bilen insanlar için ilâhî sanatın ihtişâmını haykıran nice dersler ve ibretler vardır!
14
Deniz ürünlerinden taze ve lezzetli et yiyebilmeniz ve takındığınız inci, mercan, deniz kabuğu, sedef gibi süs eşyaları çıkarabilmeniz için denizi emrinize boyun eğdiren de O’dur. Gemilerin, suları yara yara denizde akıp gittiğini görürsün üz. Allah, doğayı belli yasalara bağlı kıldı ve size varlık kanunlarını keşfetme, araç yapma, kullanma gibi yetenekler bağışladı ki, O’nun yeryüzüne serpiştirdiği lütuf ve bereketlerini arayasınız ve bunca nîmetlerinden dolayı, kendisine kulluk edip şükredesiniz.
15
Yerkürenin sistematik hareketleri esnasında dengesinin bozularak sizi sarsmaması veya depremlerin şiddetinin azalması için oraya sapasağlam dağlar yerleştiren ve her bölgeyi, kendisine mahsus coğrafik özelliklerden tanıyıp yolunuzu bulabilmeniz için orada ırmaklar ve doğal yollar yaratan da, yalnızca Allah’tır.
16
Ve Allah yönünüzü ve yolunuzu tayin edebileceğiniz daha nice alâmetler yaratmıştır.Sözgelimi, insanlar —özellikle de denizde veya çölde yolculuk ediyorlarsa— geceleyin yıldızlar sayesinde yollarını bulabilirler. İnsanın maddî anlamda doğru yolu bularak gideceği hedefe rahatça ulaşabilmesi için evrene bunca alâmetler, işâretler yerleştiren Allah’ın, onun ahlâkî ve rûhî ihtiyaçlarını görmezlikten geldiği veya doğru yolu gösterme işini başka varlıklara bıraktığı düşünülebilir mi?
17
Hiç yaratan Allah ile yaratamayan herhangi bir varlık bir tutulabilir mi; hâla düşünüp öğüt almayacak mısınız? Hem nasıl nankörlük edebilirsiniz ki:
18
Allah’ın size bahşettiği nîmetlerini saymaya kalksanız, onları saymakla bitiremezsiniz. Allah, gerçekten de çok bağışlayıcı, çok merhametlidir. Fakat aynı zamanda, cezalandırıcıdır da.
19
Unutmayın ki Allah, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi en mükemmel şekilde bilir. O hâlde, doğru inanç sistemini O’ndan almalısınız. Çünkü:
20
O müşriklerin, Allah’ın berisinde kendilerinden medet umup yalvardıkları ve O’nun dışında duâ edilecek birer ilâh kabul ettikleri varlıklar hiçbir şey yaratamazlar, çünkü zaten kendileri yaratılmışlardır. Öyleyse, yaratma gücüne sahip olmayan şeylerden hiç medet umulabilir mi?
21
Üstelik canlı bile değil, basbayağı ölüdür bunlar, ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. O hâlde, ey insanlar, hakîkate kulak verin:
22
Sizin ilâhınız, bir tek İlâh olan Allah’ tır. Ve bu, o kadar açık bir gerçektir ki, aklı olan her insan bunu kabul eder. Fakat âhirete inanmayanların günahlarla kirletilmiş kalpleri, anlamsız inat ve kibirleri yüzünden bu dupduru hakîkati inkâr ediyor!
23
Hiç kuşkunuz olmasın; Allah, onların gizledikleri ve açığa vurdukları her şeyi biliyor ve hak ettikleri cezayı onlara verecektir! Çünkü O, büyüklük taslayanları asla sevmez!
24
Onlara, “Rabb’iniz Muhammed’e ne indirdi?” diye sorulsa, insanların hak dine yönelişini engellemek için, “ Hiçbir şey indirmedi! Muhammed’in söyledikleri, eskilerin efsâne ve masallarıdır!” derler.
25
Böylece mahşer gününde onlar, hem kendi işledikleri günahları, hem de bilgisizlik yüzünden yoldan çıkardıkları câhil kimselerin işlemesine sebep oldukları bazı günahları yüklenmiş olacaklar. Tabi bu, o câhillerin boynundaki günah yükünü azaltmayacak. Bakın, sırtlarında ne kötü bir yük taşıyorlar!
26
Kendilerinden önceki çağlarda hüküm süren kâfir ler de inananlara karşı planlar hazırlamış türlü tuzaklar kurmuş, Allah’ın nurunu söndürmek için nice hileler düzenlemişlerdi fakat Allah, onların binalarını temelinden öyle bir sarstı ki, tavanları başlarına yıkılıverdi ve böylece, hiç beklemedikleri bir anda, nereden geldiğini bile anlamadıkları korkunç bir azapla yüz yüze geldiler! Fakat cezaları, yalnızca bundan ibaret kalmayacak:
27
Ayrıca mahşer gününde Allah onları alçaltacak ve diyecek ki: “Hani uğrunda müminlere karşı düşman kesildiğiniz sözde ortaklarım nerede?” Bu soru karşısında kâfirlerin dilleri tutulacak, âdetâ ölüm sessizliğine bürünecekler. Kendilerine Kitap ve Peygamberler aracılığıyla ilim verilmiş olanlar ise, “İşte bugün her türlü rezillik ve alçaklık, inkârcılar içindir!” diyecekler.
28
Onlar ki, işledikleri günahlar sebebiyle kendilerine zulmederlerken, ansızın gelip canlarını alan korkunç görünüşlü meleklerin önünde başlarını öne eğerek, “Biz bunları kötülük amacıyla yapmıyorduk!” diye sahte mâzeretler öne süre cekler. Buna karşılık melekler, “Hayır!” diyecekler, “Allah, sizin neler yaptığınızı ve hangi amaçları güttüğünüzü gâyet iyi biliyor!”
29
“Öyleyse, haydi girin bakalım cehennemin kapılarından içeri, hem de sonsuza dek içerisinde kalmak üzere! Büyüklük taslayanların varacağı yer gerçekten ne kötüdür!” Müminlere gelince:
30
Dürüst ve erdemlice bir hayatı tercih ederek kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakınan kimselere, ölüm anında melekler tarafından, “Rabb’iniz ne indirdi?” diye sorulduğunda, “ Elbette güzellikler, iyilik ler indirdi! ” diyecekler. O hâlde, iyilik yapanlara müjde: Bu dünyada güzel davranış gösterenlere, daha dünyadayken güzel bir mükâfat verilecektir. Çünkü iyiliklerin yaygınlaştığı toplumlarda haksızlık ve zulüm en alt seviyeye indirilir, toplumsal adâlet sağlanarak karşılıklı güven ortamında huzur dolu bir hayat yaşanır. Fakat âhiret yurdu nda alacakları mükâfât, dünyadakinden çok daha hayırlıdır. Evet, dâimâ iyiliğe ve güzelliğe yönelerek kötülüklerden sakınanların ebedî vatanı olan o cennet yurdu gerçekten ne güzeldir!
Sonraki 30 ayet →