1
Ey Müslüman! Dünyada ve âhirette kurtuluşa ulaşabilmek için Yaratıcıya nasıl yakarmanız gerektiğini öğretmek üzere, kendi benliğine ve tüm insanlığa seslenerek de ki: Bakın, ey insanlar! Sığınırım ben; insanların Rabb’ine; onları besleyen, terbiye eden, yetiştiren, yöneten, yönlendiren ve koruyan Allah’a.
Mekke döneminin ilk yıllarında, Felak sûresinin hemen peşinden nazil olmuştur. Adını, ayetlerin sonunda tekrar edilen “en-Nâs: İnsanlar” kelimesinden almıştır. 6 ayettir. Bir önceki sûrede, kendilerinden Allah’a sığınmamız gereken kötülükler tanıtılmıştı. Burada ise, kendisine sığınmamız gereken Allah’ın Rab, Melik, İlâh olduğu anlatılıyor ve bütün kötülüklerin kaynağı olan insan ve cin “şeytan”larına işâret ediliyor. Rabb; terbiye eden, yetiştiren, eğiten, hayatın programını yapan yetkili varlık demektir. Buna göre insanın yaptığı şeyleri ona yaptırtan, yapmadıklarını da yaptırtmayan güç onun rabbidir. Melik; hükümdar, kral, padişah demektir. Bu kelimenin kökünde, sahip ve hakim olma anlamı vardır. Varlık O’nun olduğu için, varlık üzerinde yönetim hakkı da O’nundur. İlâh; kulluk ve itaate lâyık kutsal varlık, yani tanrı demektir. Allah, insanların yegane Rabb’i, Melik’i, İlâh’ı olduğundan O’ndan başka hiçbir varlığa kulluk edilmemeli, dünya ve ahiret saadeti için yanlızca O’nun hükümlerine itaat edilmeli ve yalnızca O’na sığınılmalıdır.
3
Tüm varlıklara hükmeden, her şeyi kontrolü ve otoritesi altında bulunduran, kulluk ve ibâdete lâyık olan biricik İlâh’a, insanların İlâhına!
6
Zannedildiği gibi onlar sadece “cin şeytanlarından” ibaret değildir: bu şeytanlığı yapanlar Hem cinlerden, hem insanlardan dır. ” Allah’ın Elçisi, Muhammed (s) her gece yatağına girdiğinde avuçlarını birleştirir ve İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini okuyup avuçlarına üfler, sonra da ellerini vücudunun ulaşabildiği her tarafına sürer ve bunu üç kez tekrarlardı.