1
Ey Müslüman! Gerek servet, şöhret, makâm vs. vaadeden, gerek tehditler savuran, gerekse akla gelmez hesaplarla sinsice yanaşan, dinin temel ilkelerinden taviz vermen için sana teklifler sunan inkârcılara seslenerek, bu konuda bütün ümitlerini kırıp, daha ‘pazarlığa’ başlamadan son noktayı koymak için de ki: “ Bakın, ey inkârcılar!”
Mekke döneminin başlarında, Mâûn sûresinden sonra indirilmiştir. Kâfirlere yönelik bir reddiye, onlara karşı ortaya konan bir tavır ve “haberiniz olsun; ben Müslümanım” şeklinde bir ültimatom niteliği taşıdığından bu adı almıştır. 6 ayettir.
2
“Ben bir Müslümanım; bir elime Ay’ı, bir elime Güneş’i verseniz bile, sizin taptığınız ve beni de kulluğa çağırdığınız o sahte ilâhlar a tapmam!”
3
“ Nitekim, siz de benim kulluk ettiğim sonsuz ilim, hikmet, kudret, adâlet ve merhamet sahibi, eşi ve ortağı olmayan, âlemlerin biricik sahibi, yöneticisi, efendisi, Rabb’i ve İlâhı olan O yüce Kudret’ e kulluk etmiyorsunuz.”
4
“ O hâlde hiç boşuna ümitlenmeyin; ben sizin taptığınıza tapmadım, tapmıyorum ve ebediyen tapacak değilim!”
5
“ Zaten bu inkârcı tavrınızdan vazgeçmediğiniz sürece, siz de asla kulluk etmeyeceksiniz, benim kul olduğum yüce Allah’ a! Size göre bireysel, toplumsal, ekonomik, siyasal alanlarda Allah’tan başka sözü dinlenecek, kulluk yapılacak nice varlıklar var; benim ise hayat programımı belirleyen Kur’an’ım, izinden yürüyeceğim Peygamber’im var! ”
6
“ Öyleyse, birbirimizi kandırmayalım, açık ve net konuşalım: Hak ile batıl arasında bir uzlaşma, bir kaynaşma olamaz! Sizin dininiz size, benim dinim bana!”