1
Ansızın gelip çatan, yürekleri sarsıp yerinden hoplatan, tüm kâinatı yok eden o müthiş olay, o Karia!
Mekke döneminin başlarında gönderilen bu sûre, adını birinci ayetinde geçen “el-Kâriah: Kapıyı çalan, yürekleri hoplatan, ansızın gelip çarpan” kelimesinden almıştır. 11 ayettir.
2
Hem de, ne müthiş bir olay, o Karia!
3
Bilir misin, ne ler olacak neler, gelip çatınca o Karia!
4
O Gün insanlar, sağa sola uçuşan kelebeklere dönecek.
5
Ve dağlar, hallaç pamuğu gibi atılmış yünlere benzeyecek.
6
Ve ilâhî adâlet gerçekleşecek: Kimin iyilik tartıları ağır basarsa,
7
İşte o, cennette ebediyen mutlu bir hayat yaşayacak!
8
Ve kimin de iyilik tartıları hafif gelirse,
9
Onun da varacağı yeri, yatağı, kucağına yaslanacağı anası Hâviye olacak ! Başka barınacak yeri kalmayacak, Hâviye denilen Cehennem uçurumunun kucağına atılacak ve alevler saçan bu derin uçurum, onu bir ana gibi sarıp kucaklayacak!
10
Bilir misin, ey insan, nedir bu Hâviye? Gerçi nereden bileceksin? Dinle bak:
11
O, zâlimleri bekleyen kızgın bir ateştir!