1
Andolsun, insanın doyumsuz arzu ve ihtirâslarını anlatan o nefes nefese koşan, binek atlarına
Mekke döneminin başlarında, Asr sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen “el Âdiyât: Hızla koşan binek atları” kelimesinden almıştır. 11 ayettir.
2
Ve kayalara çarpan tırnaklarıyla, karanlıkta kıvılcımlar saçan,
3
Derken, gün doğarken bir beldeye baskın yapan,
4
Ve bir anda tozu dumana katarak,
5
Sağa sola kaçışan asker, kadın ve çocuklardan oluşan topluluğun tam ortasına dalan binek atlarına yemin olsun ki,
6
Gerçekten insan, Rabb’ine karşı pek nankördür.
7
Ve bizzat kendisi de buna şâhittir. Rabb’inin yol göstericiliğinden uzaklaşarak yoldan çıkan insan ruhu, tıpkı binek atları temsilinde işâret edildiği gibi sonu gelmeyen ihtirâslar peşinde koşup duracak, vahyin kontrolünden çıkarak bencil arzuların ve çılgınca ihtirâsların kölesi olacak, böylece, şaşkın toz bulutlarının ve sapık iştahların körleştirdiği zindanlarda bocalayacak ve hiçbir zaman gerçek huzuru, esenliği bulamayacaktır.
8
Çünkü o, mala ve servete aşırı bir tutkuyla bağlanmıştır.
9
Ama bilmez mi ki, Diriliş Günü, kabrin bağrındaki ölü beden ler dışarıya atıldığı,
10
Ve Hesap Günü, yüreklerde gizlenen düşünceler, niyetler, sevgiler, ihânetler, kabul ve red ler ortaya serildiği zaman,
11
İşte o Gün, geç de olsa anlayacaklar ki, Rab’leri onlar ın her hâlin den haberdardır!