1
(Ey Peygamber!) Biz senin göğsünü ferahlatmadık mı?¹
1 Krş. En’âm, 6/125; Zümer, 39/22
2
Senin yükünü kaldırmadık mı?²
2 Krş. Hicr, 15/97; Nahl, 16/127; Kehf, 18/6; Fâtır, 35/8
3
Belini bükmekte olan.³
3 Krş. Kehf, 18/6; Şuarâ, 26/3
4
Senin şanını yüceltmedik mi?
5
Muhakkak ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır.
6
Çünkü zorluk kolaylıkla beraberdir.⁴
4 Krş. Talâk, 65/7
7
Öyleyse bir işi bitirdiğinde tekrar başka bir işe giriş.⁵
5 Bu ayetten İslam’da çalışmanın sürekliliğini anlıyoruz. Durmak yok. Bir iş bitince diğerine başlamak gerekiyor. Elbette arada gereği gibi istirahat yapılacaktır ama iş terk edilmeyecektir. Eğer Müslümanlar bu ayeti pratiğe dökebilselerdi, yani hayatlarına bu ayete göre yön verselerdi, bugün İslam dünyası bambaşka bir düzeye gelirdi. Başka şeyleri konuşuyor olurduk. Günümüzdeki İslam dünyasının perişan hâli gözler önündedir. Tembellik deyince maalesef Müslümanlar hatırlanıyor. Başlarına felaket gelse de gelmese de akılları başlarına gelmiyor. Dilerim düzelirler. Bu ayetten ayrıca insan zihninin boş bırakılmaması gerektiğini de anlıyoruz. Akıl sürekli fiil halindedir. Mutlaka bir şey düşünür. Eğer biz ciddi ve verimli bir konuyu düşünmez, zihni boş bırakırsak o zaman aklımız hayalleri işlemeye başlar. Hayaller işlendikçe nefsanî arzular ve dürtüler devreye girer. Dürtülere dikkat kesilince bu sefer şehevi arzular benliği kaplar, aklı esir alır. Bunun sonucu da hayvanî duyguları tatmindir. Nitekim Eflatun’a mal edilen bir söz bu durumu açıklar: “Boş bir kafa şeytanın çalışma odasıdır.” Onun için zihni boş bırakmamak, zor bir konudan daha basit bir konuyu düşünerek onu dinlendirmek gerekir.