1
Andolsun kuşluk vaktine,
2
Sakinleştiği zaman geceye!
3
Rabbin seni terk etmedi darılmadı da.¹
1 Hz. Peygamber’e vahyin gelişi kısa bir süre gecikince müşrikler, “Rabbi onu terk etti” dediler. Bunun üzerine bu ayetler indi. (Buhari, Tefsir 93/1; Müslim, Cihad, 114-115).
4
Elbette senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır/son başlangıçtan daha iyidir.
5
Rabbin sana yakında elbette (vereceğini) verecek ve sen de razı/hoşnut olacaksın.
6
O, seni yetim bulup da barındırmadı mı?
7
O, seni şaşırmış² bulup da (sana) doğru yolu göstermedi mi?³
2 Ayette “dâllen” kelimesi geçmektedir. Bu ise sapan, şaşıran anlamındadır. Eğer bir kimse doğru yolu reddetmiş sapmış veya terk etmiş ise o zaman “sapan” şeklinde tercüme edilir. Ancak, ne yapacağını bilememe durumunda kalmışsa o zaman da “şaşıran, şaşkın” şeklinde tercüme edilir. Hz. Peygamber, nübüvvetten önce, Mekkeli müşriklerin içinde onların yanlış yolunu görüyor, doğru yol için ne yapacağını henüz bilmiyordu. İşte bu belirsizlik içinde şaşırmış bir vaziyette idi. Ayet bu hususa işaret etmektedir. 3 Krş. Ankebût, 29/48; Şûrâ, 48/52
8
O seni yoksul bulup zengin etmedi mi?⁴
4 Krş. Necm, 53/48
9
Öyleyse yetime gelince, ona kötü davranma/surat asma!⁵
5 Krş. Bakara, 2/83; İnsan, 76/8; Fecr, 89/17; Beled, 90/14-16; Mâûn, 107/1-2
10
El açıp yardım isteyene [es-sâ’il] gelince, sakın onu azarlama/geri çevirme!⁶
6 “Es-sâ’il” Arapçada dileyen, soran, isteyen, el açıp yalvaran gibi anlamlara gelir. Genelde dilenciler için kullanılır. Burada kelimenin belirlilik takısı olan “el” takısıyla gelmesi, o kişinin fakirliği ve muhtaç olduğu bilinen bir kişi olmasıdır. İşte o muhtaç durumda olduğu kesin bilinen kişiler azarlanmayacak ve geri çevrilmeyecektir. Yoksa tanımadığımız rastgele dilenciler için değil. O gibilere vermek zorunlu olmadığı gibi doğru da değildir. Dilencilik günümüzde çok istismar edilmektedir, bunu meslek haline getirenler vardır, dikkatli olmalıyız. Ayrıca “sâ’il” kelimesi aynı zamanda sual soran anlamına da gelmektedir. Soru soran kişi soruyu öğrenmek için sormuşsa, yani öğrenmek için sorduğu biliniyorsa, cevap verilir, o kişi aydınlatılır. Eğer soru maksatlı sorulmuşsa veya soranın ne amaçla sorduğu bilinmiyorsa, o zaman cevap verme zorunluluğu yoktur.
11
Rabbinin nimetine de gelince, onu anlat.⁷
7 “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmiş olmaz.” (Ebu Davud, Edeb, 11; Tirmizî, Birr, 35). Kendisine nimet verilen kimse o nimeti başkalarına söylerse, şükrünü yerine getirmiş olacağına dair rivayetler vardır. (Bkz. Ebu Davud, Edeb, 11)