1
Andolsun güneşe ve onun aydınlığına,
2
Onu izlediğinde [telâhâ)¹ aya,
1 “Telâhâ” fiili; okumak, takip etmek, izlemek anlamındadır. Ay geceleri aydınlatma hususunda güneşi izler. Yani güneşten aldığı ışığı geceleri yansıtır. Ayrıca, güneş ışığı sayesinde evreleri oluşur.
3
Onu ortaya koyan gündüze,
5
Andolsun göğe ve onu bina edene,
6
Yeryüzüne ve onu yayana,
7
Andolsun nefse ve onu tesviye edene/şekillendirene,
8
Böylece ona hem kötülüğü ve hem de Allah’a karşı sorumluluk bilincini ilham edene.²
2 Bu iki ayette insanın zaaf ve meziyetleriyle beraber kişiliğinin oluşmasını sağlayan temel duygu, düşünce ve dürtülerin potansiyel olarak insana verildiğinin muhteşem bir tasviri söz konusudur. Kişi muhayyerdir; bu eğilimlerden hangisini geliştirirse kişiliğini o doğrultuda bina etmiş olur ve o doğrultuda bir insan olur.
9
Nefsini temizleyip arıtan kurtuluşa erer.
10
Onu kirletip kötülüğe boğan da kaybeder.
11
Semûd, azgınlığı yüzünden yalanladı.
12
Hani onların en azgını (deveyi boğazlamak için) ileriye atılmıştı.³
3 Krş. Kamer, 54/29
13
Allah’ın elçisi de onlara, “Allah’ın devesine⁴ ve onun su içme hakkına (dokunmayın)”⁵ demişti.
4 “Allah’ın devesi” tabiri, kamuya ait deve demektir. Kur’an semantiğinde Allah ve Resul’üne ait olan birtakım (ganimetler gibi) haklar ve diğer emtialar, kamuya ait anlamındadır. 5 Krş. Şuarâ, 26/155-156
14
Fakat onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri günahlarından dolayı onların üzerine büyük bir felaket [demdeme] indirdi ve kendilerini yerle bir etti/düzledi.
15
(Allah) yaptığı işin sonucundan çekinmez/korkmaz.