Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Beled 1 / 20
1
Andolsun bu beldeye,¹ 1 Bu belde, Mekke’dir.
İ. Yakıt 90:1
2
Sen bu şehirde oturmaktasın [hıllun].
İ. Yakıt 90:2
3
Andolsun babaya ve oğluna², 2 Bazı müfessirlere göre bu ayette Hz. İbrâhim ile oğlu Hz. İsmail kastedilmektedir.
İ. Yakıt 90:3
4
Gerçekten Biz insanı zorluklara katlanacak [kebed] hâlde yarattık.
İ. Yakıt 90:4
5
O, kendisine hiçbir kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor.
İ. Yakıt 90:5
6
Diyor ki: “Ben yığınla mal/servet tükettim.”³ 3 Bu kişinin Velid bin Muğire olduğu rivayeti vardır.
İ. Yakıt 90:6
7
O, kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?
İ. Yakıt 90:7
8
Biz ona vermedik mi iki göz,
İ. Yakıt 90:8
9
Bir dil ve iki dudak.
İ. Yakıt 90:9
10
Biz ona iki yol [necdeyn] göstermedik mi?⁴ 4 Krş. İnsan, 76/3. İnsana hayır şer iki yol gösterilmiştir. Tercih ve sorumluluk insana aittir.
İ. Yakıt 90:10
11
Fakat o sarp yokuşu [akabe] aşmayı denemedi.
İ. Yakıt 90:11
12
Sarp yokuş nedir bilir misin?
İ. Yakıt 90:12
13
Boyunduruk çözmektir/köle azat etmektir [fekku rakabetin].⁵ 5 Kölelik ve cariyelik gibi onur kırıcı durumu resmen ortadan kaldırmayı hedefleyen bir ayettir. Vahyin gelişinin ilk beşinci yılında nazil olan bu ayet, bu kurumun oldukça erken bir dönemde kaldırılmaya başlandığını gösteriyor. Bundan sonra gelen ayetler ışığında peyderpey kalkacaktır. Bazı kaynaklar İslamiyet’in geldiği ortamda Mekke’de köle ve câriye sayısının otuz bin civarında olduğunu kaydeder. Nüfusu on bin olan Mekke’nin nerdeyse üç katı oranında. Hz. Peygamber’in vefatına kadar tamamı eridi, kalmadı. Yeni esirler ya mübadele edilecek ya da fidyeleri alınıp serbest bırakılacaktır. İslamiyet insan özgürlüğüne sonuna kadar değer veren bir dindir. Ancak Emeviler tekrar cahiliye dönemine dönerek kölelik ve cariyeliği maalesef tekrar kurumsallaştırdılar. Türklere de sirayet etti tâ ki, Cumhuriyet’e kadar.
İ. Yakıt 90:13
14
Yahut bir kıtlık gününde doyurmaktır;
İ. Yakıt 90:14
15
Akrabalığı olan bir yetimi,
İ. Yakıt 90:15
16
Yahut aç sefil [metrebe]⁶ bir yoksulu. 6 “Metrebe” kelimesi turab/toprak kelimesinden gelir. Yerde sürünen anlamındadır. Mecâzen çok fakir, aç sefil demektir.
İ. Yakıt 90:16
17
Sonra da iman edip, birbirlerine sabrı/göğüs germeyi tavsiye edenlerden⁷ ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.⁸ 7 Krş. Asr, 103/1-3 8 “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” (Buhari, Edeb 18, Müslim, Fezâ’il, 66).
İ. Yakıt 90:17
18
İşte onlar ahiret mutluluğuna eren kimselerdir [meymenet].⁹ 9 Krş. Vâkıa, 56/8
İ. Yakıt 90:18
19
Ayetlerimizi inkâr edenlere gelince, onlar da kötülüğe saplanmış [meş’emet] kimselerdir.¹⁰ 10 Vâkıa, 56/9, 46
İ. Yakıt 90:19
20
(Onların cezaları) kapıları üzerlerine sımsıkı kapatılmış olan bir ateştir¹¹. 11 Krş. Hümeze, 104/5-9
İ. Yakıt 90:20
Beled suresi tamamlandı