1
Andolsun bu beldeye,¹
1 Bu belde, Mekke’dir.
2
Sen bu şehirde oturmaktasın [hıllun].
3
Andolsun babaya ve oğluna²,
2 Bazı müfessirlere göre bu ayette Hz. İbrâhim ile oğlu Hz. İsmail kastedilmektedir.
4
Gerçekten Biz insanı zorluklara katlanacak [kebed] hâlde yarattık.
5
O, kendisine hiçbir kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor.
6
Diyor ki: “Ben yığınla mal/servet tükettim.”³
3 Bu kişinin Velid bin Muğire olduğu rivayeti vardır.
7
O, kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?
8
Biz ona vermedik mi iki göz,
10
Biz ona iki yol [necdeyn] göstermedik mi?⁴
4 Krş. İnsan, 76/3. İnsana hayır şer iki yol gösterilmiştir. Tercih ve sorumluluk insana aittir.
11
Fakat o sarp yokuşu [akabe] aşmayı denemedi.
12
Sarp yokuş nedir bilir misin?
13
Boyunduruk çözmektir/köle azat etmektir [fekku rakabetin].⁵
5 Kölelik ve cariyelik gibi onur kırıcı durumu resmen ortadan kaldırmayı hedefleyen bir ayettir. Vahyin gelişinin ilk beşinci yılında nazil olan bu ayet, bu kurumun oldukça erken bir dönemde kaldırılmaya başlandığını gösteriyor. Bundan sonra gelen ayetler ışığında peyderpey kalkacaktır. Bazı kaynaklar İslamiyet’in geldiği ortamda Mekke’de köle ve câriye sayısının otuz bin civarında olduğunu kaydeder. Nüfusu on bin olan Mekke’nin nerdeyse üç katı oranında. Hz. Peygamber’in vefatına kadar tamamı eridi, kalmadı. Yeni esirler ya mübadele edilecek ya da fidyeleri alınıp serbest bırakılacaktır. İslamiyet insan özgürlüğüne sonuna kadar değer veren bir dindir. Ancak Emeviler tekrar cahiliye dönemine dönerek kölelik ve cariyeliği maalesef tekrar kurumsallaştırdılar. Türklere de sirayet etti tâ ki, Cumhuriyet’e kadar.
14
Yahut bir kıtlık gününde doyurmaktır;
15
Akrabalığı olan bir yetimi,
16
Yahut aç sefil [metrebe]⁶ bir yoksulu.
6 “Metrebe” kelimesi turab/toprak kelimesinden gelir. Yerde sürünen anlamındadır. Mecâzen çok fakir, aç sefil demektir.
17
Sonra da iman edip, birbirlerine sabrı/göğüs germeyi tavsiye edenlerden⁷ ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.⁸
7 Krş. Asr, 103/1-3 8 “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” (Buhari, Edeb 18, Müslim, Fezâ’il, 66).
18
İşte onlar ahiret mutluluğuna eren kimselerdir [meymenet].⁹
9 Krş. Vâkıa, 56/8
19
Ayetlerimizi inkâr edenlere gelince, onlar da kötülüğe saplanmış [meş’emet] kimselerdir.¹⁰
10 Vâkıa, 56/9, 46
20
(Onların cezaları) kapıları üzerlerine sımsıkı kapatılmış olan bir ateştir¹¹.
11 Krş. Hümeze, 104/5-9