Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Tevbe 1 / 129
1
Allah ve elçisinden, sözleşme yaptığınız müşriklere bir ihtardır/uyarıdır! [bera’e]. 1 Sûrenin başında besmele olmayışını, konu bütünlüğünden dolayı bir önceki “Enfâl Sûresi”nin devamı gibi görülmesindendir diyen sahabiler vardır. Bazı kaynaklar da şunları söyler: Araplar bir toplulukla antlaşmayı bozduklarında onlara başında besmele olmayan bir mektup yazarlardı. Nitekim bu sûrede Allah sözünde durmayan müşriklerle yapılan antlaşmayı bozmayı emrettiği için, başına besmele konmamıştır. Hz. Peygamber, Hz. Ali’yi Mekke’ye göndererek okumasını emretmiştir. Hz. Ali de “Besmele güvence verir. Hâlbuki Bera’e Sûresi kılıcı emretmektedir” diyerek Mekkelilere besmelesiz okumuştur.
İ. Yakıt 9:1
2
(Bundan böyle) yeryüzünde dört ay daha serbestçe dolaşınız ve biliniz ki siz, Allah’ı asla âciz bırakamazsınız. Muhakkak ki Allah kâfirleri rezil edicidir [muhzî].
İ. Yakıt 9:2
3
Bu en büyük Hac günü, Allah ve elçisinden insanlara duyurulur: Allah ve elçisi müşriklerden uzaktır. Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Eğer yüz çevirirseniz biliniz ki Allah’ı âciz bırakamazsınız. (Ey Muhammed!) Kâfirlere can yakıcı bir azabı müjdele!
İ. Yakıt 9:3
4
Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden, bilâhare size karşı bir eksiklik/kusur² yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye de yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını süreleri bitinceye kadar tamamlayınız. Muhakkak ki Allah sorumluluk bilincinde olanları sever. 2 Burada anlatılmak istenen; antlaşma şartlarına tam olarak uymuş, başkalarıyla aleyhinize işbirliği yapmamış müşriklerin bu hükmün dışında tutulmasıdır.
İ. Yakıt 9:4
5
Haram aylar çıkınca/dört aylık süre sona erince müşrikleri artık bulduğunuz yerde öldürünüz!³ Onları yakalayıp hapsediniz. Bütün gözetleme yerlerine oturup onları gözetleyiniz.⁴ Eğer tevbe ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı da verirlerse, onların yollarını serbest bırakınız. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir. 3 Krş. Bakara, 2/190-192; Tevbe, 9/11 4 Haram aylar, dokunulmazlık aylarıdır. Bu aylar, cahiliye döneminden kalan ve Araplar arasında bugünkü tabirle bir nevi “ateşkes” aylarıdır. Her yıl bir saldırı olmadığı sürece bu aylarda savaşılmazdı. Bu aylar; Muharrem, Recep, Zilkade ve Zilhicce aylarıdır. Ayette ise, kendilerine tanınan süre bitmiş, savaş başlamıştır. Artık bundan sonra savaş hukuku geçerlidir. Zaten önceki ayetlere göre saldırgan bir müşrik topluluğu söz konusudur.
İ. Yakıt 9:5
6
Eğer müşriklerden biri güvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanına al ki Allah’ın kelamını/sözünü işitsin. Sonra da onu güven içinde olacağı bir yere ulaştır. Böyle yap! Çünkü onlar bilmeyen bir topluluktur [kavm].
İ. Yakıt 9:6
7
Müşriklerin/ortak koşanların, Allah’ın katında ve elçisinin yanında nasıl bir antlaşması olabilir? Ancak Mescid-i Harâm’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız hariçtir. Onlar size karşı dürüst davrandığı sürece siz de onlara dürüst davranınız! Muhakkak ki Allah sorumluluk bilincinde olanları sever.
İ. Yakıt 9:7
8
Nasıl olabilir ki, eğer size galip gelselerdi, hakkınızda ne bir akrabalık (bağları) ne de bir antlaşma gözetirlerdi. Onlar ağızlarıyla sizi razı ederlerken, kalpleriyle de karşı çıkıyorlar. Onların pek çoğu yoldan çıkmış kimselerdir [fâsikûn].
İ. Yakıt 9:8
9
Allah’ın ayetlerini az bir değere satıp, O’nun yoluna engel oldular. Şüphesiz onların yaptıkları ne kötüdür!
İ. Yakıt 9:9
10
Bir mü’mine karşı onlar ne bir akrabalık (bağlılığı) ne de bir antlaşma gözetirler. İşte haddi aşmış olanlar onlardır.
İ. Yakıt 9:10
11
Eğer tevbe ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı da verirlerse, dinde sizin kardeşlerinizdir. Biz bilen bir topluluk [kavm] için ayetleri ayrıntılarıyla açıklıyoruz.
İ. Yakıt 9:11
12
Eğer onlar antlaşmadan sonra yeminlerini bozarlarsa ve dininize dil uzatırlarsa [ta’anû] o küfür önderleriyle savaşınız. Çünkü onların yeminleri sayılmaz/yok hükmündedir. Belki (bu davranışlarına) son verirler.
İ. Yakıt 9:12
13
Yeminlerini bozan, elçiyi yurdundan sürüp çıkarmak için etmediklerini bırakmayan bu kimselerle savaşmayacak mısınız? Kaldı ki ilk saldırıyı başlatan onlardır. Yoksa siz onlardan korkuyor musunuz?⁵ Eğer gerçekten inanmış kimseler iseniz korkmanıza en layık olan Allah’tır. 5 Krş. Muhammed, 47/13
İ. Yakıt 9:13
14
Onlarla savaşınız ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin/cezalandırsın ve onları rezil etsin. Onlara karşı size yardım etsin ve inanan bir toplumun [kavm] gönüllerini ferahlandırsın.
İ. Yakıt 9:14
15
Kalplerinin öfkesini gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Çünkü Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.
İ. Yakıt 9:15
16
Yoksa siz, Allah içinizden cihat edenleri, Allah’tan, elçisinden ve inananlardan başkalarını kendilerine sırdaş edinmeyenleri bilmeden/ortaya çıkarmadan, kendi başınıza bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz? Çünkü Allah yapmakta olduğunuz şeylerden haberdar olandır.
İ. Yakıt 9:16
17
Küfürlerine bizzat kendileri şahitken, şirk koşanlardan, Allah’ın mescitlerinin bakımını yapmaları [ya’murû] beklenemez. İşte yaptıkları boşa gidecek olanlar onlardır. Onlar ateşte devamlı kalıcıdırlar.
İ. Yakıt 9:17
18
Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a, ahiret gününe inananlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler ve Allah’tan başka kimseden korkmayan kimseler bakımını yaparlar/imar ederler. İşte onlar doğru yolda olmaları umulanlardır.
İ. Yakıt 9:18
19
(Ey müşrikler!) Siz hacılara su verme ve Mescid-i Harâm’ı koruma işini yapanlarla, Allah’a, ahiret gününe inanan ve Allah yolunda cihat eden kimseleri bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir olmazlar. Çünkü Allah zalimler topluluğunu [kavm] doğru yola iletmez.
İ. Yakıt 9:19
20
İnananlar, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenler, Allah katında derece bakımından en üstün olanlardır. İşte kazançlı olanlar onlardır.
İ. Yakıt 9:20
21
Rableri onlara, tarafından bir rahmet, hoşnutluk/rıza ve içinde hiç tükenmeyecek nimetler bulunan cennetleri müjdeler.
İ. Yakıt 9:21
22
Orada ebediyen kalıcıdırlar. Muhakkak ki Allah’ın katında çok büyük bir mükâfat vardır.
İ. Yakıt 9:22
23
Ey inananlar! Babalarınız ve kardeşleriniz, eğer imana karşı küfrü tercih ederlerse, onları dost edinmeyiniz/onlarla ittifak içinde olmayınız [evliyâ’].⁶ Sizden kim onları dost edinirse/onları müttefik yaparsa, işte zalimlerin tâ kendileri onlardır. 6 Burada “dost edinmeyiniz”den kasıt, normal insani ilişkiler değil, onlarla “ittifak kurmak”, “inananlara karşı bunlardan yana olmak” vb anlamındadır. Yoksa Kur’an’ın diğer ayetlerinde ana-baba ve akrabalara karşı görevlerin önemi anlatılır.
İ. Yakıt 9:23
24
(Ey Peygamber!) De ki: “Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız [aşîretukum], kazandığınız mallar, kötü gitmesinden endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız evler, size Allah ve elçisinden ve O’nun yolunda cihat etmekten daha sevgili ise, Allah’ın emri/ buyruğu gelene kadar gözetleyiniz/bekleyiniz.”⁷ Allah yoldan çıkmış topluluğu [fâsikîn] doğru yola iletmez. 7 Bu ayete göre İslam toplumunu Allah yolundan çıkaran onları dünyevi menfaatlerinden alıkoyan şeyler bunlardır. İşte toplum bu şekilde yozlaşmış olacağından kendi sonunu kendi hazırlamış oluyor. Bu da onların yoldan çıktığını ve Allah’ın cezalandırmasını hak ettiğini gösterir.
İ. Yakıt 9:24
25
Andolsun ki Allah size birçok yerde (özellikle), çokluğunuzun sizi böbürlendirdiği fakat bir faydasının da olmadığı, yeryüzünün geniş olmasına rağmen size dar gelip de bozularak arkanıza döndüğünüz/kaçtığınız Huneyn gününde yardım etmişti⁸. 8 Taif yolu üzerindeki Huneyn Vadisi’nden; yeni Müslüman olmuş Mekkelilerden müteşekkil bir birliğin de dahil olduğu kalabalık bir Müslüman ordusu geçerken, burada pusuya yatmış müşrik Havazin ve Benu Sakîf kabilelerinin birden ok atışlarına başlaması üzerine, Müslümanlar düzensiz bir şekilde geri çekilip kaçmaya başlarken, Hz. Peygamber’in üstün gayretleri, Muhacir ve Ensar’ın tecrübeli savaşçıları ve Allah’ın da ayette bahsettiği manevi yardım sayesinde bozgun, sonunda zafere dönüştü.
İ. Yakıt 9:25
26
Sonra da Allah, elçisi ve inananların üzerine huzur ve güven duygusunu [sekînetehu] ve sizin görmediğiniz askerler de indirmiş ve kâfirlere de azap etmişti. İşte inkârcıların cezası budur!
İ. Yakıt 9:26
27
Sonra da Allah, bunun ardından dilediğinin tevbesini kabul eder. Çünkü Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
İ. Yakıt 9:27
28
Ey inananlar! Allah’a şirk koşanlar elbette pistir⁹ [necesun]. Bu yıllarından sonra artık Mescid-i Harâm’a yaklaşmasınlar. Eğer geçim darlığına düşmekten korkarsanız¹⁰, biliniz ki Allah dilerse sizi lütfundan zengin eder. Muhakkak ki Allah Alîm’dir, Hakîm’dir. 9 Pislik veya pis olmak, duyularla algılanan ve basiretle algılanan olmak üzere iki çeşittir. Ayette kastedilen ikincisidir. Yani manevi yönden olan demektir (Ragıp). 10 Müşrikler Kâbe’deki putlarına her hac mevsiminde ziyarete geliyorlar ve bu arada Mekke’nin ekonomisi iyileşiyordu. İşte bu ziyaret ve ticaretten Mekkeli pek çok kişinin geliri vardı. Ayette bu husus ifade edilmektedir. O yıllardan sonra, Müslümanlar pek çok fetihlere çıktılar ve zenginleştiler ve böylece müşriklerin hac gelirlerine gerek kalmadı.
İ. Yakıt 9:28
29
(Ey inananlar!) Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve elçisinin haram kıldığını haram saymayan ve gerçek dini din edinmeyen kimselerle, boyun büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşınız!
İ. Yakıt 9:29
30
Yahudiler, “Üzeyir/Ezra,¹¹ Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar da “Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların daha önce inkâr edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında doladıkları/geveledikleri sözleridir. Allah onları kahretsin! Nasıl da haktan sapıyorlar! 11 Üzeyir’in Tevrat’taki adı Ezra’dır.
İ. Yakıt 9:30