Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Fecr 1 / 30
1
Andolsun karanlığı yarıp çıkan tan vaktine,
İ. Yakıt 89:1
2
On geceye,¹ 1 Ayette bahsedilen on gece üzerine birçok rivayet vardır: Zilhicce ayının ilk on günü; Muharrem ayının ilk on günü; Ramazan ayının ilk on günü; Ramazan ayının son on günü. Ayette hangisi kastediliyor Allah bilir.
İ. Yakıt 89:2
3
Çifte ve teke², 2 Ayetteki “V’eş-şef’i ve’l-vetr” ifadesinin karşılığı olarak çevrilmiştir. “ş-f-a” kökünden gelen “eş-şef’”, kendi benzerine katmak, eklemek anlamında olup yapılan yorumlara göre, “kendisini izleyen bir benzerinin olmasından dolayı kurban bayramının ilk gününe”, “vetr” sözcüğü de tek olup kendisini izleyen bir benzeri olmadığından “arefe gününe” denmiştir. (Ragıp). Bu sebeple “çifte ve teke” diye çevirisi yapılmıştır.
İ. Yakıt 89:3
4
Geçip giden geceye!..
İ. Yakıt 89:4
5
Bütün bunlarda her hikmet/irade sahibi [zi-hicr]³ kimse için ant içmeye (değer özellikler) vardır değil mi? 3 Hicr, daha önce de bu isimle başlayan sûrenin girişinde de söylediğimiz gibi, taş, kayalık anlamına gelir. Çoğulu “ahcâr”dır. Kökü “h-c-r” dir ve menetmek, engellemek anlamındadır. Kırılması zor olduğu için taşa, aşılması güç veya aşmayı engellediği için de kayalıklara verilen addır. Buradaki “zi-hicr” tabirini; yanlış yapmayı engelleyen, kendine hakim olmayı beceren bir kişiyi ifade ediyor şeklinde yorumlayabiliriz. Bu nevi kişiler de hikmetli ve iradesi güçlü kişilerdir. “Taş gibi irade sahibi” kişi olarak anlayabiliriz. Pek çok yerde “akıl sahibi” olarak mana verilmiş ama biz “irade” veya “hikmet” olduğu kanaatindeyiz. Semantik yorumumuz bu doğrultudadır.
İ. Yakıt 89:5
6
(Ey Peygamber!) Rabbinin Ad (kavmine) ne yaptığını görmedin mi?⁴ 4 Ad kavmi için bkz. Hûd, 11/50-60 ve dipnotları.
İ. Yakıt 89:6
7
Payandalı görkemli yapılara sahip o İrem (şehrine)
İ. Yakıt 89:7
8
Ki beldeler içinde onun gibisi yapılmamıştı [yuhlak].
İ. Yakıt 89:8
9
Vadide kayaları oyarak evler yapan Semûd kavmine?⁵ 5 Ayette zikredilen vadi, Vadi’l-Kurâ’dır. Suudi Arabistan’dan Suriye’ye giden eski kervan yolu üzerindedir. Semûd kavmi kıssası için bkz. A’râf, 7/73-79; Hûd,11/61-68; Şuarâ, 26/141-159.
İ. Yakıt 89:9
10
Kazıklar/piramitler sahibi Firavun’a?⁶ 6 Krş. A’râf, 7/103; Sad, 38/12. Kazık tabiri, yere sağlam olarak oturtulmuş anlamındadır. Nitekim Nebe Sûresi’nin 7’nci ayetinde bu kelime dağlar için kullanılmıştır. Piramitler de bir dağı andırdığı için onlara da kazık tabir edilmiştir. Sütunları büyük saraylar anlamı da vardır.
İ. Yakıt 89:10
11
Onlar (kendi) beldelerinde çok azmışlardı.⁷ 7 Krş. Necm, 53/50-53
İ. Yakıt 89:11
12
Orada bozgunculuğu çoğaltmışlardı.
İ. Yakıt 89:12
13
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kırbacı indirdi.
İ. Yakıt 89:13
14
Muhakkak ki Rabbin onları elbette gözetlemekteydi.
İ. Yakıt 89:14
15
Fakat insana gelince, Rabbi ona ikramda bulunmak ve ona nimetler vermek suretiyle sınadığı [ibtelâhu] zaman o, “Rabbim bana ikramda bulundu” der.
İ. Yakıt 89:15
16
Fakat Rabbi onu sınayıp/hâlden hâle geçirip rızkını takdir⁸ edince/daraltınca, “Rabbim beni aşağıladı” der.⁹ 8 Takdir kelimesinin ölçmek, biçmek ve bir ölçüye göre tanzim etmek gibi anlamları vardır. Bir şeyin ölçülmesi onun ölçü değerleri içinde sınırlandırılması demektir. Allah rızkı genişlettiğinde de onu bir ölçüye göre genişletir, daralttığında da onu bir ölçüye göre daraltır. Yani her iki hâlde de takdir eder. 9 İnsanoğlu, çeşitli nimetlerle denenince, hayatın zor şartları içinde bir halden diğerine geçince Allah’ın bu lütfunu kendi hakkı olarak görür fakat elindekileri kaybedince de onu bir sınav değil, Allah’ın bir adaletsizliği olarak telakki eder. Ayette bu duruma işaret vardır.
İ. Yakıt 89:16
17
Hayır, asla! Bilakis siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.
İ. Yakıt 89:17
18
Yoksulu doyurma konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz [tahâdûne].
İ. Yakıt 89:18
19
Mirası, diğerlerinin hakkını gözetmeden yiyorsunuz.¹⁰ 10 İslamiyet’ten önce Araplar kadınlara ve kızlara mirastan pay vermezlerdi. Yetimlerin ve zayıfların haklarını güçlü olanlar yerdi.
İ. Yakıt 89:19
20
Malı olabildiğince çok seviyorsunuz.¹¹ 11 Âl-i İmrân, 3/14; Tevbe, 9/24; Âdiyât, 100/8
İ. Yakıt 89:20
21
Hayır, asla! Yeryüzü sarsılıp paramparça olduğu zaman,
İ. Yakıt 89:21
22
Rabbi’nin (buyruğu) gelip, melekler sıra sıra dizildiği zaman,
İ. Yakıt 89:22
23
O gün cehennem ortaya getirilir; o gün insan da ne yaptığını düşünüp hatırlar. Fakat bu hatırlamanın [zikrâ] ona ne faydası var?
İ. Yakıt 89:23
24
“Keşke hayatta iken önceden (iyilikler) yapsaydım” der.¹² 12 Kıyamet, 75/13
İ. Yakıt 89:24
25
Artık o gün (Allah’ın) edeceği azabı kimse edemez.
İ. Yakıt 89:25
26
O’nun vuracağı bağı kimse vuramaz.
İ. Yakıt 89:26
27
(Mü’min kuluna hitaben), “Ey huzur içinde olan nefis!¹³ 13 Nefs-i mutmainne: Rabbine tam bir teslimiyetle teslim olmuş ve huzur içinde olan nefis demektir. İslam tasavvufu nefsin mertebelerini konu edinir ve onlara çok önem verir.
İ. Yakıt 89:27
28
Sen, O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut¹⁴ bir hâlde Rabbine dön! 14 Razîye (razı olan), merziye (razı olunan) bir halde Rabbine yönel anlamındadır.
İ. Yakıt 89:28
29
Sen (hâlis) kullarımın arasına gir ve
İ. Yakıt 89:29
30
Cennetime gir.”
İ. Yakıt 89:30
Fecr suresi tamamlandı