1
Andolsun burçlarla dolu göğe,
3
Şahitlik edene ve şahitlik edilene!¹
1 Mâide, 5/117; Nahl, 16/89
4
(İnananları diri diri yakmak için) hendek kazan adamlar [ashâb-ı uhdûd] lanetlenmiştir.²
2 Bu konuda pek çok rivayet vardır. En makul olanı Yemen Himyeri Kralı Zu Nuvas’ın, miladi 523 senesinde Hıristiyanlara yaptığı korkunç zulümdür. Rivayete göre, ateş dolu hendekler kazdırıp içinde yaktırmıştır. Nitekim Hz. Ömer, halifeliği zamanında, olay mahalline şehitlerin hatırasına bir mescit yaptırmıştır.
6
Onlar ateşin başına oturmuş,
7
İnananlara yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı [şuhûd].
8
Onlardan sırf, Azîz ve Hamîd olan Allah’a inanıyorlar diye intikam alıyorlardı.
9
Göklerin ve yerin hükümranlığı [mulk] yalnız Allah’a aittir. Allah her şeye hakkıyla şahittir.
10
Muhakkak ki inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip, sonra da tevbe etmeyenler için cehennem azabı vardır. Yakıcı azap [harîk] da onlar içindir.³
3 Cehennem kelimesi, Sami dil ailesine ait bir kelimedir. İbrancada “cohinnom” olarak telaffuz edilir; “derin kuyu” demektir. Kök itibariyle ateşle bir alakası olmayan bir kelimedir. Nitekim bu sûrede yakıcı azapla cehennem azabı iki ayrı azap türü olarak ayrılmaktadır. Ragıp, Cehennem kelimesinin bir görüşe göre aslının Farsça kökenli “cehennâm” olduğunu söyler. Bu da tutuşturulmuş ateş anlamındadır. Ancak Farsça olduğuna karşı çıkanlar da vardır. Ebu Müslim, “Kehinnâm” sözcüğünden geldiğini savunur (Ragıp).
11
Muhakkak ki inanıp, iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Büyük kurtuluş, işte budur.
12
Muhakkak ki Rabbinin yakalaması oldukça şiddetlidir.
13
Yaratmayı başlatan ve tekrar eden O’dur.
14
O, Gafûr’dur, Vedûd’dur.⁴
4 El-Vedûd: Çok seven, çok sevilen, Aşk’ın kendisi.
15
Şanlı Arş’ın sahibidir.
16
Dilediğini mutlaka yapandır.
17
(Ey Peygamber!) Orduların haberi sana geldi mi?
18
Firavun’un ve Semûd’un.⁵
5 Krş. Yûnus, 10/75-92; Hûd, 11/61-68
19
Bilakis, inkâr edenler hâlâ yalanlamaktadırlar.
20
Hâlbuki Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
21
Bilakis o, şanlı bir Kur’an’dır.
22
Korunmuş bir levhadadır [Levh-i Mahfûz].⁶
6 Krş. Hicr, 15/9; Vâkıa, 56/77-78. Levh-i Mahfûz tabiri, korunan bir levha anlamında olup, Kur’an’ın iyi muhafaza edildiğini ve hiçbir zaman hiçbir kimse tarafından bozulamayacağını, ilave ve çıkarmalarda bulunulamayacağını ifade eden Allah’ın ilminde kaim olduğunun mecâzi bir ifadesidir.