1
Muhakkak ki Biz Nûh’u kavmine “Kendilerine can yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar!” diye (elçi) olarak gönderdik.¹
1 Krş. Hûd, 11/34-45
2
O da onlara şöyle dedi: “Ey kavmim! Muhakkak ki ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım;”
3
“Allah’a kulluk ediniz, O’na karşı sorumluluk bilincinde olunuz ve bana itaat ediniz ki;”
4
“Günahlarınızı bağışlasın, sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Muhakkak ki Allah’ın belirlediği süre gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.”
5
Nûh (yine) şöyle dedi: “Rabbim! Muhakkak ki ben kavmimi gece gündüz davet ettim;”
6
“Benim davetim onların kaçışını artırmaktan başka bir işe yaramadı.”
7
“Hiç şüphesiz kendilerini bağışlaman için, onları her ne zaman çağırdıysam, parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar, elbiselerini başlarına geçirdiler, inat ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.”
8
“Sonra kendilerini açıktan açığa davet ettim.”
9
“Sonra onları hem açıkça ve hem de gizlice davet ettim.”
10
(Sonra onlara) “Dedim ki: “Rabbinizden bağışlanma dileyiniz. Muhakkak ki O, Gaffâr’dır.”²
2 El-Gaffâr: Çok bağışlayan, ayıpları örten.
11
“Üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin”³
3 Krş. Hûd, 11/52
12
“Hem mallarınızı hem oğullarınızı çoğaltsın ve sizin için bahçeler var etsin ve ırmaklar akıtsın.”
13
“Size ne oluyor da Allah’a gereği gibi⁴ [vakaran] davranmıyorsunuz?”
4 Yani O’na yakışır bir şekilde.
14
“Hâlbuki O, sizi aşama aşama/evrim etaplarından geçirerek [atvâran]⁵ yaratmıştır.”⁶
5 “Atvâran” kelimesi, tekili “bir hâlden diğer bir hâle geçmek” veya “bir merhaleden diğerine geçmek” anlamına gelen “tavr” kelimesinden gelmedir. Mastarı olan “tatavvur”, günümüzdeki “évolution” kelimesine yani bugün Türkçemizde kullandığımız “evrim” kelimesine tekâbül eder. Bu kelimenin sinonimi olan “tahavvül” de dönüşümcülük dediğimiz eskilerin “istihale” dediği, yani “transformizm”in karşılığıdır. Söz konusu ayette “atvâran” kelimesi insan evriminin biyolojisindeki “étap consécutives” denilen ve art arda gelen evrim merhalelerinin/etaplarının/evrelerinin tümünü içermektedir. Bazıları bunu sadece ana karnındaki merhaleler zanneder, hâlbuki “neotenik” anlamda, türün tarih öncesi evrim etaplarını da içerir. Geniş bilgi için Bkz. l’Attitude du Christianisme et de l’Islam en face du Darwinisme Paris, 1979” Doktora tezimiz, s. 141 vd. Ayrıca “Kur’an’ı Anlamak” isimli kitabımız s. 52-53). Prof. M. Hamidullah da Fransızca Kur’an Meâli’nde bu ayete yaptığı yorumda topraktan itibaren insanın bütün dönüşümlerinde birçok kez geçirdiği devamlı bir evolüsyona vurgu yapmaktadır. Bkz. Le Saint Coran, s. 768. 6 Yaratma kavramı ile evrim kavramı iç içedir. Kur’an’a göre Allah, insanı hatta bütün canlıları evrim etaplarından geçire geçire yaratmıştır. Yaratmayı ayrı, evrimi ayrı olarak ele alıp, birbiriyle çatıştırmak, muharref Tevrat ve İncillere dayanan Kilise’nin içtihadıdır. Maalesef günümüzde bazı Müslümanlar yaratma ve evrim kavramlarının ayrımının peşine takılmış, Kur’anî gerçekleri ve bilimsel çalışmaları göz ardı ederek, Hıristiyan içtihatlarını esas almakta ve Kur’an’ı da bu doğrultuda yorumlamaktadırlar. Böylece Kur’an, farkında olunmadan Tevratlaştırılırken, Müslümanlar da ehli kitaplaştırılmaktadır. Keşke bunun farkına varılabilse!
15
“Allah’ın yedi göğü tabakalar hâlinde nasıl yarattığını görmediniz mi?”⁷
7 Krş. Mülk, 67/3
16
“O, bunların içinde ayı (aydınlatıcı) bir ışık [nur] ve güneşi de (ışık kaynağı) bir kandil yapmıştır.”
17
“Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirmiştir.”⁸
8 İnsanın yerden bir bitki olarak çıktığını ifade eden bu ayet, tarih öncesi belki de milyonlarca yıl önce -insanın, insan olmadan çok öncenebati bir hayata sahip olduğunu ve bitkiler âlemiyle bir akrabalığının söz konusu olabileceğini düşünebiliriz. Unutmayalım ki insanın başlangıcı, yeryüzünde hayatın başlangıcı kadar eskidir. Hayat, ilkel organizmalardan başlayarak bitkiler ve hayvanları oluştura oluştura insanı ortaya çıkarmıştır. Allah’ın yaratması hep evrim süreciyle olmuştur. Darwin’den asırlarca önce İslam düşünürleri evrim konusunu incelemişlerdir. Hatta cansız varlıkların evrimini bile söz konusu etmişlerdir. Bkz. benim Darwin’den Önce İslam Düşünürlerinde Evrimle İlgili Fikirler (Felsefe Arkivi, S. 24) adlı çalışmam. Evrimle yaratmayı ayırmak ve çatıştırmak Kilise’nin ortaya attığı görüştür. Maalesef bizim bazı Müslümanlar da Kur’anî hakikate, Kilise gözlüğüyle bakmaya çalışmaktadırlar. Bkz. Yakıt, İ, l’Attitude… Fr. Doktora tezimiz. Ayrıca bkz. Kur’an’ı Anlamak, s.56.
18
“Sonra sizi oraya iade eder ve sizi oradan tekrar çıkarır.”
19
“Allah, yeryüzünü sizin için bir yaygı yapmıştır.”
20
“Orada geniş yollar edinip dolaşasınız diye”
21
Nûh dedi ki: “Rabbim! Muhakkak ki onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu kendisinin zararını artırmaktan başka bir şeye yaramayan kimselere tabi oldular.
22
“(Üstelik) büyük tuzaklar kurdular.”
23
(İnsanlara), “Sakın tanrılarınızı bırakmayınız. Özellikle; Ved, Suva, Yağûs, Ye’ûk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyiniz”⁹ dediler.
9 Suriye ve Babil’den geçen putların isimleridir. Her biri farklı tasvir edilmiş putlardır. Ved, erkek; Suva, kadın; Yağûs, aslan; Ye’ûk, at; Nesr de kerkenez kuşu şeklindedir. Buhari’nin verdiği bilgiye göre; İbn Abbas, bu putlar Hz. Nûh’un kavminden olan beş salih zatın ismidir. Bunlar ölünce, evleri kutsal mekân ilan edilip adak yeri olmuştur. Bu kişilerin isimleri o sunaklara verilmiştir. Daha sonra gelen nesiller bunlara tapmaya başlamışlardır.(Bkz. Buhari, Tefsir, 398).
24
“Böylece birçoklarını saptırdılar. (Rabbim Sen de) bu zalimlerin sapıklıklarından başka bir şeylerini artırma.”¹⁰
10 Hz. Nûh’un bu yakarışları ve bedduası, çektiği çilenin büyüklüğünü gösterir. Sabrın kaynağı olan bir peygamberi bile böyle söylettiklerine göre, inkârcıların yaptığı işkence ve zulmün haddi hesabının olmadığını anlıyoruz.
25
Onlar hataları yüzünden önce suda boğuldular, ardından da ateşe atıldılar.¹¹ Kendilerine Allah’tan başka yardımcılar da bulamadılar.
11 “Ateşe atıldılar” tabiri geçmiş zaman kipiyle ifade edilmiştir. Eğer Kur’an’da gelecekle ilgili bir olay geçmiş zaman kipiyle (mazi) anlatılmışsa, o olayın kesin olacağının işaretidir. Bu ayeti “Ateşe atılmaya hak kazandılar” şeklinde de tercüme edebiliriz.
26
Nûh dedi ki: “Rabbim! Yeryüzünde gezen inkârcılardan hiçbirini bırakma.”
27
“Muhakkak ki Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar, ahlaksız ve inkârcı nesillerden başkasını yetiştirmezler.”
28
“Rabbim! Beni, ana babamı, inanmış olarak evime giren mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla. Zalimlerin de helakından başka bir şeylerini artırma!”