1
Birisi gerçekleşecek olan o azabı sordu,¹
1 Bu kişinin ileri gelen müşriklerden Nadr bin Hâris olduğu rivayet edilir. Onun, Hz. Peygamber ve Kur’an’la alay ederek: “Ey Allah! Şu Kur’an, senin katından inmiş bir hak kitap ise, üzerimize hemen gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azap getir” demesi üzerine bu ayet nazil olmuştur. Krş. Enfâl, 8/32; Sâd, 38/16
2
İnkâr edenler için olan ve kimsenin savamayacağı (o azabı)
3
Yükselişlerin sahibi olan Allah’tan
4
Melekler ve Ruh/Cebrail süresi ellibin yıl olan bir günde O’na yükselirler.
5
(Ey Peygamber!) O hâlde sen en güzel sabırla sabret!
6
Muhakkak ki onlar onu/azabı (kendilerine) uzak görüyorlar.
7
Biz ise onu yakın görüyoruz.
8
O gün gök erimiş maden gibi olur,
9
Dağlar da atılmış yün gibi olur.²
2 Krş. Kehf, 18/47; Kâria, 101/5
10
Hiçbir samimi dost dostunu sormaz.
11
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu/günahkâr [mucrimûn] o günün azabından kurtulmak için (her şeyini) bedel vermek ister:³ Oğullarını,
3 Krş. Yûnus, 10/54
12
Hayat arkadaşını, kardeşini,
13
Kendisini barındıran sülalesini,
14
Yeryüzünde bulunan herkesi fidye verip kendini kurtarsın.⁴
4 Krş. Abese, 80/34-36
15
Hayır asla! Muhakkak o (cehennem) alev alevdir.
16
Derileri kavurup soyan,
17
O, arkasını döneni ve yüz çevireni çağırır.
18
Servet toplayıp yığanı da
19
Muhakkak ki insan hırslı ve tez canlı [helû’an] yaratılmıştır.⁵
5 Krş. İsrâ, 17/11
20
Ona bir kötülük dokunduğunda feryat eder.
21
Kendisine bir hayır dokunduğunda da cimrilik eder.⁶
6 Krş. İsrâ, 17/100
22
Ancak (Allah’a) yaslananlar [musallîn] hariç;
23
Onlar namazlarına devam eden kimselerdir.
24
Onların mallarında belli bir pay [hak] vardır.
25
İsteyen ve isteyemeyip mahrum kalan yoksul için⁷
7 Utandığından dolayı isteyemeyen yoksul kastedilmektedir. Krş. Zâriyât, 51/19
26
Onlar ceza gününü tasdik eden kimselerdir.
27
Onlar/iffetlerini koruyanlar, Rablerinin azabından sakınırlar [muşfikûn].
28
Muhakkak ki Rablerinden gelecek azaptan kimse emin değildir.
29
Onlar iffetlerini korurlar.
30
Ancak eşleri yani⁸ nikâh aktiyle sahip oldukları [mâ meleket eymânuhum] hariç. Şüphesiz onlar kınanamazlar.
8 M. Esed gibi biz de genellikle “yahut” anlamında kullanılan “ev” edatını, “yani” olarak çevirdik.
Sonraki 14 ayet →