1
Nûn.¹ Kaleme ve yazdıklarına andolsun.
1 Başlangıcında “mukatta’a”(kesik) harf olarak inen ilk sûre budur. Bu harfler için, Bakara Sûresi’nin ilk ayetinin dipnotuna bkz. Nûn hakkında çok rivayet vardır. Bunların hepsi de zayıftır.
2
(Ey Peygamber!) Sen, Rabbinin nimeti üzeresin ve asla deli değilsin.²
2 Krş. Tûr, 52/29
3
Muhakkak ki senin için haddi hesabı olmayan/sınırsız mükâfat vardır.
4
Muhakkak ki sen çok yüce bir ahlak [huluk] üzeresin.³
3 Hz. Ayşe’ye Peygamber’imizin ahlakı sorulduğunda, “Onun ahlakı Kur’an’dan ibaretti” demiştir (Müslim, Müsâfirîn, 139).
5
Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler;
6
Hanginizin aklı uçuk [meftûn] olduğunu.
7
Muhakkak ki Rabbin, kendi yolundan sapan kimseyi de iyi bilir; doğru yolda olanları da iyi bilir.⁴
4 Krş. En’âm, 6/117; Nahl, 16/125; İsrâ, 17/84; Necm, 53/30
8
O hâlde yalancılara itaat etme!⁵
5 Krş. Ahzâb, 33/1
9
Onlar arzu ederler ki sen onlara yağcılık [tudhinu] yapasın, onlar da sana yağcılık yapsınlar.⁶
6 Krş. İsrâ, 17/73
10
Şunların hiçbirine itaat etme: Devamlı yemin edip durana,⁷
7 Hz. Peygamber’in büyük düşmanlarından Velid bin Muğire olduğu rivayet edilir. Krş. Mücâdele, 58/16; Münâfik, 63/2.
11
Hep kusur arayan ve laf getirip götürene,⁸
8 Krş. Hümeze, 104/1
12
Hayra/iyiliğe hep engel olan, saldırgan ve günahkâr olana,
13
Kaba saba üstelik de soysuz/kötülükle damgalı olana [zenîm],
14
Mal ve evlat sahibi olsa da⁹
9 Krş. Tevbe, 9/55
15
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları” der.
16
Biz onun burnunu [hurtûm] damgalarız.¹⁰
10 Bu Türkçemizdeki karşılığı “Onun burnunu sürteriz” deyimidir.
17
Muhakkak ki Biz tıpkı bahçe [cennet] sahiplerine belâ verdiğimiz gibi onlara da belâ veririz. Hani, onlar sabah erkenden bahçenin (ürünlerini) mutlaka devşireceklerine dair yemin etmişlerdi.¹¹
11 Bu ve devamındaki ayetlerin benzeri için bkz. Kehf, 18/32-44
18
İstisna da yapmıyorlardı/inşallah demiyorlardı.
19
Fakat onlar uykuda iken Rabbin tarafından bir âfet/ateş [tâ’ifun] bahçeyi sarıvermişti.
20
(Bahçe) kapkara bir küle döndü.
21
Sabahleyin (olan bitenden habersiz) birbirlerine şöyle seslendiler:
22
“Haydi! Eğer ürünleri devşirecekseniz, ekinlerinize erkenden gidiniz.”
23
Bunun üzerine aralarında fısıldaşarak yola koyuldular.
24
“Sakın, bugün hiçbir yoksul (bahçeye) gelip yanınıza sokulmasın.”
25
Onlar ürünlerini toplayabileceklerini umarak erkenden gittiler
26
Fakat (bahçeyi) gördüklerinde dediler ki: “Biz mutlaka yolu şaşırdık.”
27
“Bilakis, biz mahrum bırakıldık!”
28
İçlerinden aklı başında/makul biri, “Ben size keşke Rabbinize tesbih etseydiniz dememiş miydim?” dedi.
29
Onlar da “Rabbimizi tenzih ederiz, muhakkak ki biz zalimlerden olduk” dediler.
30
Sonra dönüp birbirlerini suçlamaya/kınamaya başladılar.
Sonraki 22 ayet →