Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Münafikun 1 / 11
1
(Ey peygamber!) İkiyüzlüler [munâfikûn]¹ sana geldiklerinde, “Şahitlik ederiz ki sen Allah’ın elçisisin” derler. Allah da bilir ki sen elbette O’nun elçisisin. Fakat Allah, şahitlik etmektedir ki, ikiyüzlüler gerçekten yalancıların tâ kendileridir. 1 İkiyüzlü, Arapçadan Türkçemize de geçmiş “münafık” kelimesinin karşılığıdır. Münafık ise, n-f-k kökünden gelir. “Ayırmak” anlamındadır. Bu kökten gelen bütün türevlerde bu anlam vardır. Mesela münafıkların en fazla uğraştıkları şey nifaktır. Müslümanları ayırmak, birbirine düşürmekle meşgul olandır. Keza, “infâk” Allah yoluna harcanacakları ayırmak demektir. Ayrıca aynı kökten gelen “nefak” Arap tavşanı adı verilen, Türkçemizde yer köpeği veya gelincik denen hayvanın adıdır. Çünkü bu hayvan topraktaki ininin giriş ve çıkışını ayırmıştır. İki deliği vardır. Tehlike anında diğerinden çıkar gider. İşte buradan hareketle semantik bir bağ olarak münafığın da iki farklı yüzü vardır. Yerine göre her ikisini de kullanır. Münafıklık sadece dinde olmaz; sosyal, kültürel ve siyasi vb alanlarda da onlara rastlarız. “Kendini gizlemek” anlamında olan “takiye” ile de ilişkisi vardır. Şurası bir gerçektir ki, dinde münafığın faaliyet alanı dindar kesimin içidir.
İ. Yakıt 63:1
2
Onlar yeminlerini kalkan yaptılar da (insanları) Allah yolundan döndürdüler. Muhakkak ki onların yaptıkları şey ne kötüdür!
İ. Yakıt 63:2
3
Bu onların önce inanıp sonra da inkâr etmiş olmalarındandır. Bu yüzden kalplerinin üzerine mühür vurulmuştur². Onlar artık anlamazlar. 2 Krş. Bakara, 2/7
İ. Yakıt 63:3
4
Onları gördüğünde, dış görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Sanki onlar elbise giydirilmiş [musennedetun] kütükler gibidirler. (Duydukları) her sesi [sayha] kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakınınız. Allah onları kahretsin! Doğru yoldan nasıl da çevriliyorlar!
İ. Yakıt 63:4
5
Onlara, “Geliniz, Allah’ın elçisi sizin için bağışlanma dilesin” denildiği zaman, başlarını sallarlar. Sen onların büyüklük taslayarak çekip gittiklerini görürsün.
İ. Yakıt 63:5
6
Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de onlara göre birdir. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Muhakkak ki Allah yoldan çıkmış kavmi doğru yola eriştirmez.³ 3 Krş. Mâide, 5/108; Tevbe, 9/24, 80; Saf, 61/5
İ. Yakıt 63:6
7
Onlar, “Allah’ın elçisinin yanındakilere/muhacirlere yardımda bulunmayın ki, dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’a aittir. Fakat ikiyüzlüler anlamazlar.
İ. Yakıt 63:7
8
“Andolsun, Medine’ye/şehre⁴ döndüğümüzde, üstün güce sahip olan zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır”⁵ demektedirler. Oysa üstün güç ve şeref [izzet] Allah’a, elçisine ve inananlara aittir⁶. Fakat ikiyüzlüler bunu bilmezler. 4 Medine, şehir demektir. Eski adı Yesrib olan şimdiki Medine şehrinin adı, Hz. Peygamber’in hicretinden sonra “Medinetu’n-Nebi” (Peygamber şehri) oldu. Daha sonra bu şehre sadece “Medine” denmiştir. Bazı Arapça şiirlerde Medine’nin adı “Tîbe” olarak da geçer. 5 Benû Mustalik/Müstalikoğulları Seferi’nden dönerken, bir Muhacir/Mekkeli ile bir Ensar/Medineli su yüzünden kavga ederler. Ensar yaralanır, bunun üzerine Abdullah bin Ubey, ayette belirtilen sözü etmiştir. 6 Krş. Nisâ, 4/139
İ. Yakıt 63:8
9
Ey inananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın!⁷ Kim bunu yaparsa işte onlar zarara uğrayanların tâ kendileridir. 7 Krş. Enfâl, 8/28
İ. Yakıt 63:9
10
Sizden birine ölüm gelip de “Rabbim, Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyi ve yararlı kimselerden [sâlihîn] olsam!” diye yalvarmadan⁸ önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden harcayınız.⁹ 8 Krş. En’âm, 6/27 9 Krş. Bakara, 2/207, 254; Âl-i İmrân, 3/92
İ. Yakıt 63:10
11
Allah, eceli gelen hiçbir canı [nefs] asla ertelemez¹⁰. Zira Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 10 Krş. A’râf, 7/34
İ. Yakıt 63:11
Münafikun suresi tamamlandı