1
Göklerde olanlar da ve yerde olanlar da Allah’ı tesbih ederler. Zira O, Azîz’dir, Hakîm’dir.
2
Ey inananlar! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
3
Yapmadığınız/yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük bir nefrete [makt] sebep olur.
4
Muhakkak ki Allah, kendi yolunda tıpkı birbirine kenetlenmiş bir binanın (taşları) gibi saf bağlayarak savaşanları sever.
5
Hani Musa kavmine, “Allah’ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz hâlde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar yoldan sapınca Allah da kalplerini saptırdı. Zira Allah yoldan çıkan kavmi doğru yola iletmez.
6
Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben; benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed¹ adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderilen bir elçiyim. Fakat (İsa’nın müjdelediği elçi) apaçık delillerle gelince ona “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
1 İncil, Hz. İsa’nın dili olan Arami dilinde nazil oldu. İlk İnciller Arami dilinden Grekçeye yapılan tercümelerdir. Dilden dile yapılan tercümelerde kelimeler orijinalliğini kaybeder. Yazımlarda ortografik hatalar her zaman vardır. Nitekim Grekçe Yuhanna İncili’nde bu isim Paraklytos’un bozuk şekli olan Parakletos olarak geçmektedir. İslam literatüründe Faraklit olarak telaffuz edilmiştir. Paraklytos/Periklytos’un anlamı “çok övülmüş, hamdedilmiş” demektir. Arami dilinde bu kelime Mawhamana’dır. Süryani dilinde-tercümelerde araya giren bir dil olabilir- bu kelime, “Munhamenna”dır. Bunlar da “övülmüş” anlamındadır. Nitekim Arapçada “Muhammed” ve “Ahmed” isimleri de çok övülmüş, hamdedilmiş anlamına gelir. İncillerden Barnabas İncili’nde Hz. Peygamber’in zuhuru orijinal Arapça ismiyle geçmekte ve Kiliselerde okunmakta iken MS 496’da Papa Gelasius tarafından “zındıkça” görülüp yasaklanmıştır. Bu İncil’in orijinal nüshası ortada yoktur. 16. yüzyılda İtalyanca tercümesi vardır. Özel kütüphanemdeki Arapça Barnaba İncili’ni Mısır’da iken bir sahaftan almıştım. Arapça baskısı muhtemelen daha sonra yapılan bir tercümenin baskısıdır.
7
Kendisi İslâm’a çağrıldığı hâlde Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Zaten Allah zalim kavimleri doğru yola iletmez.
8
Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa inkârcılar istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.²
2 Krş. Tevbe, 9/32
9
Kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da dinini bütün diğer dinlerden üstün kılmak için elçisini hidâyet ve hak din ile gönderen O’dur.³
3 Krş. Tevbe, 9/33; Fetih, 48/28
10
Ey inananlar! Sizi can yakıcı bir azaptan kurtaracak bir ticaret yolunu size göstereyim mi?⁴
4 Krş. Fâtır, 35/29
11
Allah’a ve elçisine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Şayet bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
12
Böylece Allah sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel mekânlara koyar. İşte büyük kurtuluş budur.⁵
5 Krş. Bakara, 2/16
13
Seveceğiniz bir başka şey daha vardır: Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih! (Ey Peygamber!) İnananları müjdele!⁶
6 “İnananlara müjde ver!” ifâdesi şu ayetlerde geçmektedir. Bakara, 2/223; Tevbe, 9/112; Yûnus, 10/87; Ahzâb, 33/47
14
Ey inananlar! Allah’ın yardımcıları olunuz.⁷ Nasıl ki, Meryem oğlu İsa da havarilere, “Allah yolunda benim yardımcılarım kimlerdir?” demişti. Havariler de,⁸ “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi.⁹ Bunun üzerine İsrailoğulları’ndan bir grup [tâ’ife] inanmış, bir grup da inkâr etmişti. Sonunda Biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.
7 Allah’ın yardımcıları olmak demek, Allah’ın dinine destek vermek demektir. 8 Havariler, Hz. İsa’ya ilk önce inanan, ona yardım eden ve ondan sonra da dini yayanlardır. Yani Hz. İsa’nın sahabeleridirler. 9 Krş. Âl-i İmrân, 3/52