1
Ey inananlar! Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyiniz. Onlar size gelen gerçeği/hakkı inkâr ettikleri hâlde siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Onlar, Rabbiniz olan Allah’a inanıyorsunuz diye elçiyi ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer siz Benim yolumda cihat etmek ve benim hoşnutluğumu kazanmak için yola çıktıysanız, onlara karşı içinizde sevgi besleyerek (nasıl) sır veriyorsunuz?¹ Çünkü Ben gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da en iyi bilenim. (Bundan sonra) içinizden her kim böyle davranacak olursa, o artık doğru yoldan sapmış olur.
1 Bedir Savaşı’na katılan ve Uhut Savaşı’nda da okçulardan olan ve ganimet için yerini terk edenlerden Hâtıb bin Belteâ, Hz. Peygamber’in Mekke için hazırlık yaptığını Mekke’deki yakınlarına bildirmek için yazdığı bir mektubu Sâriye adlı bir cariyeyle gönderir. Hz. Peygamber durumdan haberdar olunca, Hz. Ali komutasında bir tim gönderir ve kadını yakalatarak mektubu saçlarının arasından aldırır. Bkz. “Hz. Peygamber’i Anlamak” isimli kitabımız, s.80. Nitekim bu ayet de bu konuyu anlatır.
2
Eğer onlar sizi ele geçirirlerse, size düşman olurlar. Size ellerini ve dillerini kötülük yapmak için uzatırlar. Onlar inkâr etmenizi gönülden arzu ederler [veddû].
3
Kıyamet gününde yakınlarınızın ve çocuklarınızın size bir faydası olmaz. Allah (o gün) aranızı ayırır.² Zira Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
2 Krş. Abese, 80/34-35
4
İbrahim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp da taptıklarınızdan uzağız. Biz sizi tanımıyoruz/inkâr ettik. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli/ebedi bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Ancak İbrâhim babasına, “Senin için elbette bağışlama dileyeceğim fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” dedi. (Onlar/İnananlar da şöyle dediler): “Rabbimiz! Ancak Sana güvenip dayandık, yalnız Sana yöneldik, dönüş de ancak Sanadır.” ³
3 Krş. En’âm, 6/74-81; Tevbe, 9/113-114; Zuhruf; 43/26
5
“Rabbimiz! Bizi inkâr edenlerin fitnesine uğratma. Bizi bağışla. Rabbimiz! Muhakkak ki Sen Azîz’sin, Hakîm’sin.”
6
Andolsun onlarda/İbrahim ve beraberindekilerde, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşacağına inanan kimseler için güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse, muhakkak ki Allah, Ganîy’dir, Hamîd’dir.
7
Ola ki Allah, sizinle düşman olduklarınız arasında bir sevgi/muhabbet meydana getirir. Çünkü Allah Kadîr’dir. Çünkü Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
8
Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkartmayan kimselere iyilik etmenizi, onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Muhakkak ki Allah, adil davrananları sever.
9
Ancak Allah, din uğrunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için yardımcı olanları/arka çıkanları [zâherû] dost edinmekten sizi meneder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin tâ kendileridir.
10
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman onları imtihan ediniz. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını bilirseniz/anlarsanız, onları kâfirlere iade etmeyiniz. Bu kadınlar onlara helal olmadığı gibi, onlar da bunlara helal değildir. Onların bu kadınlara verdikleri ücretlerini/mehirlerini geri veriniz. Mehirlerini verdiğiniz takdirde sizin onlarla evlenmenizde bir sakınca/günah yoktur. İnkârcı kadınları nikâhınızda tutmayınız. Onlara verdiğiniz ücreti/mehri (evlendikleri inkârcı kocalarından) isteyiniz. Onlar da sarf ettiklerini sizden istesinler.⁴ İşte bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Zira Allah, Alîm’dir, Hakîm’dir.
4 İnkârcılar da inanan ve sizinle evlenen eski eşleri için harcadıkları ücretleri/mehirleri sizden istesinler demektir.
11
Eğer eşlerinizden biri inkârcılara kaçar ve siz de onlarla çarpışıp ganimet alırsanız, eşleri gidenlere sarf ettikleri ücret/mehir kadarını (ganimetten) veriniz ve inandığınız Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olunuz.
12
Ey peygamber! İnanmış kadınlar Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek,⁵ hiçbir iyi işte sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.
5 Arapçada bir deyimdir. Kocasına ait olmayan bir çocuğu kocasına nispet etmek, başkasının doğurduğunu kendi doğurduğuyla değiştirmektir. Yani başkasının doğurduğu veya başka erkeklerden gayrimeşru olarak peydahladıkları bir çocuğu kocalarına nispet etmemeleri hususundadır.
13
Ey inananlar! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği bir toplumu [kavm] dost edinmeyiniz. Zira onlar, inkâr edenlerin kabir ehlinden umutlarını kestikleri gibi, ahiretten de umutlarını kesmişlerdir.