4
Ona düşünüp açıklamayı öğretti.
5
Güneş ve ay bir hesaba/yasalarına göre hareket etmektedir.
6
Yıldızlar/otlar [necm] ve ağaçlar her ikisi de O’na secde ederler.
7
Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
8
Sakın ölçüyü kaçırmayınız/haddi aşmayınız!¹
1 Krş. A’râf, 7/56
9
Tartıda adaleti gözetiniz ve eksik tartmayınız.
10
Yeryüzünü de bütün canlılar [enâm] için yayıp koydu.
11
Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
12
Filizlenip dal veren taneler ve hoş kokulu [reyhân] bitkiler de (var etti).
13
(Ey insanlar ve cinler!) O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
14
O, insanı pişmiş kuru bir çamurdan [salsâlin ke’l-fahhâr] yarattı.
15
Cinleri de dumansız ateşten [mâric] yarattı.
16
(Ey insanlar ve cinler!) O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
17
O, iki doğunun da Rabbidir, iki batının da Rabbidir.²
2 Kur’an, insanlar ve cinlerden aynı konteks içinde bahsettiği zaman, kozmik bir misal vereceğinde iki doğu ve iki batı kavramını birlikte kullanıyor. İnsan toprak orijinli, cin ve şeytan ise ateş orijinlidir. Güneş sistemi içinde iki gezegenden en sıcak olan Venüs ateşi, dünya da toprağı temsil eder. Bu iki gezegen aynı zamanda iki doğu ve iki batıyı sembolize etmektedir. Kur’an’ın indiği dönemde cinlerle gökten haber alma ve yıldızlara ve gezegenlere bakma olayları eskiden beri devam edegelen işlerdendi. Câhiliye Arapları gezegenlere, yıldızlara adaklar adıyorlar kurbanlar sunuyorlardı. Ayrıca onlar yıldız ve gezegenlerin cinler, şeytanlar ve bazı ruhani varlıkların mekânı olduğuna da inanıyorlardı. Bunlar için Venüs gezegeni oldukça önemliydi. Nitekim eski gökbilimciler Venüs’ün 3. kat göğe hâkim olduğunu düşünürlerdi. Venüs aynı zamanda dişiliği de temsil etmekteydi. Kur’an bu ayetle onlara da mesaj veriyor. Bu sebeple Kur’an, kozmik ve astronomik bir olay olan, doğu ve batıyı konu edinmiştir. İki doğu ve iki batı kozmik olarak şöyle açıklanabilir: Güneş sistemindeki gezegenler, biri dışında hepsi yörüngelerinde akıp giderken doğudan batıya, bir diğer ifade ile söylersek, hepsi saat yelkovanı istikametinde dönerler. Sadece Venüs/Zühre gezegeni/Çobanyıldızı, kendi yörüngesi içinde batıdan doğuya doğru yani saat yelkovanının tersi istikametinde dönmektedir. Şu hâlde bize göre, Venüs’ün doğusu batı, batısı doğudur. Böylece içinde bulunduğumuz güneş sisteminde iki doğu ve iki batı vardır. Peki, bu gezegenlerin hepsi de aynı güneşten koptuğuna göre hepsinin de aynı yönde dönmesi gerekmiyor mu? Venüs yörüngesinde nasıl ters yöne dönmüş olabilir? Bunun şöyle olduğunu düşünüyoruz: Venüs de başlangıçta yani güneşten koptuğu dönemlerde diğerleri gibi aynı yönde dönüyor ve yörüngesinde ilerliyordu. Gezegenler hem kendi ekseni etrafında hem de güneş etrafında dönerler. Her gezegende belli açıda meyil vardır. Mesela dünya 23,5 derece meyilli döner. İşte Venüs gezegeni de dönerken meyili zamanla iyice artmış, 30, 40, 50, 90 ve nihayet 160, 180 derece aşağıya gelmiş yani kuzey kutbu güneye, güney kutbu da kuzeye gelmiş ve bu arada dönmeye de aralıksız devam etmiş. Böylece manyetik kutupları yer değiştirmiş ve kendi ekseni etrafında dönüşü de diğer gezegenlerin aksine, ters yönde devam etmiş. Böyle olduğu ve bundan dolayı güneş sistemi içinde iki doğu iki batı olduğu kanaatindeyim. Allahu a’lem. (Ayrıca bkz. Zuhruf, 43/38 dipnot).
18
(Ey insanlar ve cinler!) O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
19
O, iki denizi salıverdi birbirine kavuşurlar³
3 Birinin suyu acı ve tuzlu, diğerininki ise tatlı ve yumuşak yahut birisi sıcak diğeri soğuk iki su kastedilmektedir. Krş. Furkân, 25/53
20
(Ama) aralarında bir engel vardır, birbirlerine karışmazlar.
21
(Ey insanlar ve cinler!) O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
22
Her ikisinden de inci ve mercan çıkar
23
(Ey insanlar ve cinler!) O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
24
Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur/O’nun yasalarına tabidir.
25
(Ey insanlar ve cinler!) O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
27
Ancak Zu’l-Celâli ve’l-İkrâm⁴ olan Rabbinin yüzü/Zat’ı bakidir.
4 Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm: Allah’ın isimlerindendir. “Şan, azamet ve kerem sahibi” anlamındadır.
28
(Ey insanlar ve cinler!) O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
29
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’ndan ister. O, her an bir iştedir.⁵
5 Bu ayet deizmi çürütür. Deistlere göre; Tanrı evreni yaratmış, yasalarını koymuş, artık bir şeyle meşgul değildir. Ayette ise, Cenab-ı Hak, her an bir iştedir. Yani O’nun yarattığı varlıklarla ilgilenmemesi asla söz konusu değildir. Bu ayetten Cenab-ı Hakk’ın evrende her an isim ve sıfatlarının sayısız tecellilerinin var olduğunu anlıyoruz.
30
(Ey insanlar ve cinler!) O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Sonraki 30 ayet →