1
Kıyamet [es-sâ’at] yaklaşır ve ay yarılır/gerçekler ortaya çıkar.¹
1 Ayın yarılması olayı çok tartışılmıştır. Kimisi bunu, müşriklerden birinin bir mucize istemesi üzerine Hz. Peygamber’in parmağı ile işaret ederek ikiye yardığını söylerler, kimisi de Kıyamet koparken meydana gelecek bir olay olarak değerlendirir. Kur’an’daki güneşin dürülmesi, ayın karanlığa gömülmesi, göğün yarılması, ay ile güneşin çarpışması vb gibi kıyamet sahnelerine baktığımız zaman, yarılma olayının kıyamet koparken meydana geleceğini anlarız. Ayrıca Arapçada olması beklenen bir işin olması ve gerçeğin apaçık ortaya çıkmasına da “ay yarıldı” deyimi kullanılır (Mâverdî). Ayette kullanılan fiiller mazidir. Arapçada olması kesin olan olaylar için fiil mazi kipiyle kullanılır. Bunu Türkçeye çevirirken gelecek zaman kipiyle çevirenler de olmuştur. Fakat Biz, geçmiş ve gelecek zamanları da içine alan geniş zaman kipiyle çevirdik.
2
Eğer onlar bir delil [âyet] görseler yüz çevirirler ve “Bu süregelen bir sihirdir”² derler.
2 Krş. En’âm, 6/7
3
Nitekim onlar (kıyameti) yalanladılar ve kendi heveslerine/arzularına tabi oldular. Her iş olacağına varır.
4
Andolsun onlara kendilerini inkârdan alıkoyacak haberler geldi.
5
(Bunlar) yüksek hikmetlerle dolu (haberlerdir). Fakat uyarılar fayda vermiyor.
6
O hâlde (Ey Peygamber!) onlardan yüz çevir. Çağırıcının çağrısının bilinmeyen bir şeye doğru olduğu gün.
7
Gözleri korku ve dehşetten dışarı fırlamış bir hâlde kabirlerden [ecdâs] çıkarlar ve çekirge sürüsü gibi etrafa dağılırlar.
8
Çağrı sesine doğru şaşkınlık içinde koşarlar, inkâr edenler de “Ne zorlu bir gün!” derler.
9
Kendilerinden önce Nûh kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve ona engel oldular.
10
O da Rabbine dua etti; “Muhakkak ben yenik düştüm. Bana yardım et!” (diye yalvardı).
11
Biz de gök kapılarını sağanak hâlinde yağan müthiş bir yağmurla açtık.
12
Yerden pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilmiş bir işi gerçekleştirmek için birbirine kavuştu.
13
Biz onu/Nûh’u, çivilerle perçinli tahta levhalardan oluşan (gemiye) bindirdik.³
3 Krş. Hûd, 11/25-48
14
İnkâr edilmiş kimseye bir mükâfat olarak (gemi) gözlerimizin önünde/gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
15
Andolsun Biz bu olayı bir ibret [âyet] olarak bıraktık.⁴ Var mı bir ibret/öğüt alan?
4 Krş. Tâhâ, 20/13; Ankebût, 29/15
16
Azabım ve uyarım nasıl oluyormuş?
17
Andolsun Biz Kur’an’ı düşünüp öğüt alsınlar diye kolaylaştırdık. Var mı bir ibret/öğüt alan?
18
Ad (kavmi) de yalanlamıştı. Azabım ve uyarım nasıl oluyormuş?⁵
5 A’râf, 7/65-72; Hûd, 11/50-60; Şuarâ, 26/123-139
19
Muhakkak ki Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde şiddetli ve dondurucu [sarsarân] bir rüzgâr/ kasırga gönderdik.⁶
6 Krş. Fussilet, 41/16; Ahkâf, 45/24; Hâkka, 69/6
20
İnsanları, sanki kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.⁷
7 Krş. Hâkka, 69/7
21
Benim azabım ve uyarım nasıl oluyormuş?
22
Andolsun Biz Kur’an’ı düşünüp öğüt alsınlar diye kolaylaştırdık. Var mı bir ibret/öğüt alan?
23
Semûd (kavmi) de uyarıcıları yalanlamıştı⁸.
8 Semûd kavmi için bkz. A’râf, 7/73-79; Hûd, 11/61-68; Şuarâ, 26/141-158
24
Dediler ki: “İçimizden bir insana mı tabi olacağız? O takdirde biz gerçekten sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz.”
25
“Vahiy, aramızdan ona mı verilmiş? Bilakis o, şımarık bir yalancıdır.”
26
Onlar yarın bilecekler; yalancı kimmiş, şımarık kimmiş!
27
(Salih’e şöyle demiştik): “Muhakkak ki, onları sınamak için dişi deveyi gönderen Biz’iz. Şimdi onları gözetle ve sabret.”⁹
9 Krş. Hûd, 11/61-68; Şuarâ, 28/155-157
28
“Onlara suyun kendileriyle (deve) arasında (dönüşümlü olarak) taksim edildiğini haber ver. Her biri içme sırasına göre hazır bulunsun!”
29
Arkadaşlarını çağırdılar,¹⁰ o da kılıcını çekip deveyi boğazladı.
10 Arkadaşları dokuz kişilik bir çete idi. Bkz. Neml, 27/48
30
Benim azabım ve uyarım nasıl oluyormuş?
Sonraki 25 ayet →