Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Tur 1 / 49
1
Andolsun Tur’a,
İ. Yakıt 52:1
2
Satır satır yazılmış Kitâb’a,
İ. Yakıt 52:2
3
Yayılmış ince deri üzerine.
İ. Yakıt 52:3
4
Beyt-i Ma’mûr’a,¹ 1 Beyt-i Ma’mûr’dan kasıt Kâbe’dir. Aynı zamanda Hak katındaki mescittir diyenler de vardır. “Mescid-i Aksâ” (=En uzak mescit)
İ. Yakıt 52:4
5
Yükseltilmiş tavana,
İ. Yakıt 52:5
6
Kabaran denize.
İ. Yakıt 52:6
7
Muhakkak ki Rabbinin azabı elbette gerçekleşecektir.
İ. Yakıt 52:7
8
Onu önleyecek hiçbir şey yoktur.
İ. Yakıt 52:8
9
O gün gök bir çalkalanışla çalkalanır.
İ. Yakıt 52:9
10
Dağlar bir yürüyüşle yürür.
İ. Yakıt 52:10
11
O gün yalancıların vay hâline!² 2 Krş. Murselât, 77/15 vd.
İ. Yakıt 52:11
12
Onlar, daldıkları boş şeyler içinde oyalanıp duruyorlar.
İ. Yakıt 52:12
13
O gün cehennem ateşine itilip kakılarak atılırlar.
İ. Yakıt 52:13
14
(Onlara şöyle denir): “İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur”
İ. Yakıt 52:14
15
“Bu bir sihir mi, yoksa siz mi görmüyorsunuz?”
İ. Yakıt 52:15
16
“Yaslanın oraya! [ıslavhâ] Sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için birdir. Ancak yaptıklarınızın karşılığı verilir.”
İ. Yakıt 52:16
17
Muhakkak ki Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olanlar cennetlerde ve nimetler içindedirler.
İ. Yakıt 52:17
18
Rablerinin kendilerine verdikleri şeylerle safâ sürerler [fâkihîne]³ ve Rableri Onları cehennem [cahîm] azabından korumuştur. 3 Krş. Zâriyât, 51/16
İ. Yakıt 52:18
19
“Yaptıklarınıza karşılık âfiyetle yiyiniz, içiniz!” (denilir).
İ. Yakıt 52:19
20
Sıra sıra dizili koltuklara/sedirlere yaslanmış olarak.⁴ Biz onları güzel gözlü/bakışlı saf ve temiz eşlerle [hurin ıyn] eşleştiririz. 4 Cennetliklerin bu durumu, onların iç huzuru ve mutluluklarının bir temsili anlatımıdır. Sedir olarak tercüme ettiğimiz “serir” kelimesi ile mutluluk anlamında olan “sürûr” kelimesi de aynı kökten gelir.
İ. Yakıt 52:20
21
İnanan ve soyları da inanarak kendilerine tabi olan kimselere soylarını da katarız. Biz onların yaptıklarından hiçbir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.⁵ 5 Krş. Ra’d, 13/23; Mü’min, 40/8
İ. Yakıt 52:21
22
Onlara canlarının çektiği meyve ve etten bol bol veririz.
İ. Yakıt 52:22
23
Orada boş söz söyletmeyen, (içilince) günaha sokmayan bir kâseyi kapışırlar [yetenâze’ûne].
İ. Yakıt 52:23
24
Hizmetlerine verilmiş, her biri sanki sedefte saklı bir inci gibi olan genç hizmetçiler/uşaklar [ğılmân] etraflarında döner dururlar.
İ. Yakıt 52:24
25
Birbirlerine dönüp karşılıklı sorular sorarlar.
İ. Yakıt 52:25
26
Derler ki: “Muhakkak biz daha önce ailemiz içinde yaşarken korku içindeydik [muşfikîn].”
İ. Yakıt 52:26
27
“Allah bize lütfetti de bizi o kavurucu [semûm] azaptan korudu.”
İ. Yakıt 52:27
28
“Gerçekten biz O’na daha önceden dua ediyorduk. Muhakkak ki O, Berr’⁶dir, Rahîm’dir.” 6 El-Berr: İyilik eden, ihsanda bulunan.
İ. Yakıt 52:28
29
(Ey Peygamber!) O hâlde öğüt vermeye devam et. Zira sen, Rabbinin nimeti sayesinde ne kâhinsin ne de deli.⁷ 7 Krş. Kalem, 68/2
İ. Yakıt 52:29
30
Yoksa onlar, “O bir şâirdir; zamanın onun aleyhine dönmesini/zamanın başına bilinmeyen bir şey getirmesini⁸ gözetliyoruz/bekliyoruz” mu diyecekler? 8 Reyb, daha önce de belirttiğimiz gibi, kesin gerçeğin tam zıddını veren bir kelimedir. Yani, hakikatle ilgili her türlü, şüphe, şekk, zan, tereddüt, ihtimal, tahmin vb ihtiva ediyor olumsuzluk hâli ise “lâ reyb”=kesin gerçeği veriyordu. Burada ise “reybe’l-menûn” (zamanın aleyhe dönmesi veya zamanın başına bilinmeyen bir şey getirmesi) anlamında bir deyimdir.
İ. Yakıt 52:30