1
Andolsun o esip savuran rüzgârlara,¹
1 Bkz. Kehf, 18/45
2
(Yağmur) yüklü bulutlara,
3
Kolayca akıp gidenlere,²
2 Gemiler, rüzgârlar, yörüngesinde akıp giden ay, güneş, gezegenler ve yıldızlar vb.
4
İşleri bölüştürenlere³
3 Emirleri, rızıkları ve görevleri bölüşen melekler şeklinde yorumlanmıştır.
5
Ancak size vaat edilenler elbette doğrudur.
6
Muhakkak ki ceza günü [dîn] elbette gerçekleşecek.
7
Andolsun yollar/yörüngeler [hubuk]⁴ sahibi göğe,
4 Bu ayete “Allah’ın varlığına ve birliğine ve yüceliğine işaret eden yollarla dolu göğe” diye de anlam verilmiştir.
8
(Ey inkârcılar!) Muhakkak ki sizler (Peygamber hakkında) çeşitli görüş içindesiniz
9
Ondan çevrilen çevrilir.⁵
5 Krş. Tevbe, 9/127
10
Zan ve tahmine dayalı sözler [harrâsûn] sarf edenler kahrolsun!
11
Onlar ki koyu cahil ve gaflete dalmış kimselerdir.⁶
6 Krş. Mü’minûn, 23/63
12
“Ceza [dîn] günü ne zaman?” diye sorarlar.
13
O, onların ateşle sınanacakları gündür.
14
Onlara, “Sınavınızın tadına bakınız. İşte acele isteyip durduğunuz şey budur”⁷ (denir).
7 Krş. Hac, 22/47; Ankebût, 29/53-54; Yâsin, 36/48
15
Muhakkak ki sorumluluk bilincinde olanlar cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.
16
Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak.⁸ Muhakkak ki onlar daha önce iyilik yapan kimselerdendiler [muhsinîn].
8 Krş. Tûr, 52/18
17
Onlar geceleri az uyurlardı,
18
Seher vakitlerinde de bağışlanma dilerlerdi.
19
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için (ayrılmış) bir hak vardı.
20
Kesin olarak inananlar için yeryüzünde nice deliller [âyât] vardır.
21
Hatta kendinizde de. Hâlâ görmüyor musunuz?
22
Gökte de rızkınız ve size vaat olunan şeyler vardır.
23
İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu (vaat) sizin konuşmanız kadar kesin bir gerçektir/haktır.
24
(Ey Peygamber!) İbrahim’in onurlu konukları ile ilgili haber sana geldi değil mi?
25
Hani onlar İbrahim’in yanına girip “Selâm sana!” demişlerdi. O da “Size de selâm!” demiş ve (kendi kendine) “Bunlar bilinmeyen bir topluluk [kavm]” demişti.
26
Hemen ailesine giderek (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.
27
Önlerine koyup, “Yemez misiniz?” dedi.
28
(Yemediklerini görünce)⁹ onlara karşı içinde bir korku hissetti. Onlar da: “Korkma!” dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.¹⁰
9 Krş. Hûd, 11/69-70 10 Krş. Hûd, 11/71-73
29
Bunun üzerine (konuşmaları duyan) karısı bir çığlık kopararak elini yüzüne vurdu [sakket], “Kısır bir kocakarı! (hâlimle mi?)” dedi.
30
Onlar dediler ki: “Rabbin evet öyle [kezâlik] buyurdu. Muhakkak ki O, Hakîm’dir, Alîm’dir.”
Sonraki 30 ayet →