1
Kâf. Şanlı [Mecîd] Kur’an’a andolsun!
2
Bilakis, kâfirler içlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da “Bu tuhaf [acîb] bir şeydir!” dediler.
3
“Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman (tekrar dirileceğiz) öyle mi? Bu uzak bir dönüş.”¹
1 “Bu çok uzak bir ihtimal” veya “hiç ihtimali olmayan” anlamındadır.
4
Andolsun Biz yerin/toprağın onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Katımızda her şeyi muhafaza eden bir kitap vardır.²
2 Krş. En’âm, 6/59
5
Bilakis, gerçek/hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Doğrusu onlar karmakarışık bir duygu [emr] içindedirler.
6
Onlar üstlerindeki göğe bir bakmazlar mı?³ Onu nasıl bina etmişiz, nasıl süslemişiz? Onda hiçbir çatlaklık da yoktur.
3 Bu ve müteakip ayetler, insanoğluna yerden göğe her alanda evreni araştırmasını, ibretle ve merakla bilimsel çalışmalar, muhakemeler ve mukayeseler yapmasını öğütlemektedir. Böylece Allah’ın bütün varlıklara yayılmış ve onlarda var olan ilim ve hikmetini anlamaya ve kavramaya çalışarak O’na ve ahirete inancını pekiştirmesi vurgulanmaktadır.
7
Yeri de yaydık ve oraya sağlam dağlar [revâsiye] yerleştirdik⁴. Orada her türden iç açıcı/güzel bitkiler yetiştirdik.⁵
4 Krş. Ra’d, 13/3; Hicr, 15/19; Nahl, 16/15; Enbiyâ, 21/31; Neml, 27/61; Lokmân, 31/10; Fussilet, 41/10; Mürselât, 77/27; Nebe’, 78/6-7; Nâzi’ât, 79/32 5 Krş. Yâsin, 36/36
8
(Bütün bunlar) Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona bir bilgi/öğüt vermek içindir.
9
Gökten bereketli bir su indirdik; onunla bahçeler [cennât] ve hasatlık taneler bitirdik.⁶
6 Krş. En’âm, 6/99
10
Salkım salkım meyveleri olan upuzun hurma ağaçları (bitirdik);
11
Kullara bir rızık olmak üzere. Biz o suyla ölü toprağı dirilttik. Çıkışınız da işte böyledir.
12
Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı⁷ ve Semûd da yalanlamıştı.
7 Ressliler için bkz. Furkân, 25/38 dipnot.
13
Âd, Firavun ve Lût’un kardeşleri de,
14
Eyke halkı⁸, Tubba⁹ kavmi de. Hepsi de elçileri yalanladılar ve bunun üzerine vaat gerçekleşti/hak oldu.
8 Eykeliler için bkz. Hicr, 15/78 9 Tubba halkı için bkz. Duhân, 44/78
15
Biz ilk yaratmada âcizlik/bitkinlik mi gösterdik? Bilakis, onlar yeniden yaratma konusunda örtbas edilmiş bir fikir [lebs] içindedirler.
16
Andolsun Biz insanı yarattık ve nefsinin ona ne vesvese/ fısıltı¹⁰ verdiğini biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.¹¹
10 Vesvese, olumsuz iç dürtülerdir. İnsanı vehim/evham sahibi yapar. “Vehim”in çoğulu “evham”dır. Bunun zıddı akıl ve mantıktır. Akıl ve mantık ağır bastıkça vehim azalır, vehim çoğaldıkça akıl ve mantıkî düşünce azalır. 11 Yani, Biz insana ruhundan bile yakınız anlamındadır. Razî’ye göre, insanın mahiyeti ile varlığı arasında Allah’ın yaratma fiili vardır.
17
Biri sağında, diğeri solunda oturan iki alıcı (melek) kaydetmektedir.¹²
12 Krş. İnfitâr, 82/10-12. Bu ayeti genellikle bütün müfessirler bizim anladığımız gibi anlamışlardır. Ancak Esed, farklı bir yorum teklif etmektedir: “Sağdan gelen iyilik ve soldan gelen kötülük olmak üzere iki eğilimdir. Bir önceki ayette geçen nefsin vesveseleri, içsel dürtülerdir. Bu dürtülere karşı insanda bir nevi akl-ı selim vardır. Yani insan tabiatında olan iki eğilim. İkisi karşılaşır (mutelakkiyân).” Buradan anlaşılan insan iki motivasyon arasındadır. Libido ile sezgisel ve düşünsel akıl karşı karşıyadır. Libido, insanda cinsiyetin dinamik enerjisidir, dışa çıkmak ister; bunu bastıran, sosyal çevre, din ve hukuk vb vardır. Freud’un ifadesiyle üst yapı baskılar.
18
İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında hazır bir gözcü bulunmasın.
19
Ölüm anının sarhoşluğu gerçekten gelir de (ona), “İşte bu senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” (denir).
20
Sura üfürülür¹³. İşte bu, vaat edilen gündür.
13 Krş. Yâsin, 36/51
21
Her nefis/herkes, bir sevk edici ve bir şahitle gelir.
22
Ona (denir ki): “Andolsun ki sen bundan gâfil idin¹⁴. Şimdi senden perdeyi [ğıtâeke] kaldırdık. Artık bugün gözün keskindir [hadîd].”¹⁵
14 Krş. Meryem, 19/39; Enbiyâ, 21/1, 97 15 Krş. Kehf, 18/53; Meryem, 19/38
23
Yanında bulunan yoldaşı da “İşte bu yanımdaki (cehennem için) hazır” der.
24
(Allah der) “Haydi, hem inatçı hem de kâfir olarak atın cehenneme!”
25
“Hayrı/iyiliği engelleyen, azgın ve hep reyb¹⁶ içinde olanı”
16 Ayette geçen “murîb” kelimesi “reyb” kökünden gelir. Bunun hakkında bkz. Bakara, 2/2 dipnot.
26
“Allah’la beraber bir başka tanrı edinen o kimseyi de atın şiddetli azabın içine!”
27
Onun yakınındaki der ki: “Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat o, derin bir sapıklık içinde idi.”¹⁷
17 Krş. A’râf, 7/38; Zuhruf, 43/36
28
Allah da şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyiniz! Ben size daha önceden vaadimi iletmiştim.”
29
“Benim katımda söz değiştirilmez¹⁸ ve Ben kullara asla zulmedici değilim!”
18 Krş. Hûd, 11/119; Secde, 32/13; Sâd, 38/84
30
O gün cehenneme “Doldun mu?” deriz, o da: “Daha yok mu?” der.
Sonraki 15 ayet →