Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Kaf 1 / 45
1
Kâf. Şanlı [Mecîd] Kur’an’a andolsun!
İ. Yakıt 50:1
2
Bilakis, kâfirler içlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da “Bu tuhaf [acîb] bir şeydir!” dediler.
İ. Yakıt 50:2
3
“Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman (tekrar dirileceğiz) öyle mi? Bu uzak bir dönüş.”¹ 1 “Bu çok uzak bir ihtimal” veya “hiç ihtimali olmayan” anlamındadır.
İ. Yakıt 50:3
4
Andolsun Biz yerin/toprağın onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Katımızda her şeyi muhafaza eden bir kitap vardır.² 2 Krş. En’âm, 6/59
İ. Yakıt 50:4
5
Bilakis, gerçek/hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Doğrusu onlar karmakarışık bir duygu [emr] içindedirler.
İ. Yakıt 50:5
6
Onlar üstlerindeki göğe bir bakmazlar mı?³ Onu nasıl bina etmişiz, nasıl süslemişiz? Onda hiçbir çatlaklık da yoktur. 3 Bu ve müteakip ayetler, insanoğluna yerden göğe her alanda evreni araştırmasını, ibretle ve merakla bilimsel çalışmalar, muhakemeler ve mukayeseler yapmasını öğütlemektedir. Böylece Allah’ın bütün varlıklara yayılmış ve onlarda var olan ilim ve hikmetini anlamaya ve kavramaya çalışarak O’na ve ahirete inancını pekiştirmesi vurgulanmaktadır.
İ. Yakıt 50:6
7
Yeri de yaydık ve oraya sağlam dağlar [revâsiye] yerleştirdik⁴. Orada her türden iç açıcı/güzel bitkiler yetiştirdik.⁵ 4 Krş. Ra’d, 13/3; Hicr, 15/19; Nahl, 16/15; Enbiyâ, 21/31; Neml, 27/61; Lokmân, 31/10; Fussilet, 41/10; Mürselât, 77/27; Nebe’, 78/6-7; Nâzi’ât, 79/32 5 Krş. Yâsin, 36/36
İ. Yakıt 50:7
8
(Bütün bunlar) Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona bir bilgi/öğüt vermek içindir.
İ. Yakıt 50:8
9
Gökten bereketli bir su indirdik; onunla bahçeler [cennât] ve hasatlık taneler bitirdik.⁶ 6 Krş. En’âm, 6/99
İ. Yakıt 50:9
10
Salkım salkım meyveleri olan upuzun hurma ağaçları (bitirdik);
İ. Yakıt 50:10
11
Kullara bir rızık olmak üzere. Biz o suyla ölü toprağı dirilttik. Çıkışınız da işte böyledir.
İ. Yakıt 50:11
12
Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı⁷ ve Semûd da yalanlamıştı. 7 Ressliler için bkz. Furkân, 25/38 dipnot.
İ. Yakıt 50:12
13
Âd, Firavun ve Lût’un kardeşleri de,
İ. Yakıt 50:13
14
Eyke halkı⁸, Tubba⁹ kavmi de. Hepsi de elçileri yalanladılar ve bunun üzerine vaat gerçekleşti/hak oldu. 8 Eykeliler için bkz. Hicr, 15/78 9 Tubba halkı için bkz. Duhân, 44/78
İ. Yakıt 50:14
15
Biz ilk yaratmada âcizlik/bitkinlik mi gösterdik? Bilakis, onlar yeniden yaratma konusunda örtbas edilmiş bir fikir [lebs] içindedirler.
İ. Yakıt 50:15
16
Andolsun Biz insanı yarattık ve nefsinin ona ne vesvese/ fısıltı¹⁰ verdiğini biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.¹¹ 10 Vesvese, olumsuz iç dürtülerdir. İnsanı vehim/evham sahibi yapar. “Vehim”in çoğulu “evham”dır. Bunun zıddı akıl ve mantıktır. Akıl ve mantık ağır bastıkça vehim azalır, vehim çoğaldıkça akıl ve mantıkî düşünce azalır. 11 Yani, Biz insana ruhundan bile yakınız anlamındadır. Razî’ye göre, insanın mahiyeti ile varlığı arasında Allah’ın yaratma fiili vardır.
İ. Yakıt 50:16
17
Biri sağında, diğeri solunda oturan iki alıcı (melek) kaydetmektedir.¹² 12 Krş. İnfitâr, 82/10-12. Bu ayeti genellikle bütün müfessirler bizim anladığımız gibi anlamışlardır. Ancak Esed, farklı bir yorum teklif etmektedir: “Sağdan gelen iyilik ve soldan gelen kötülük olmak üzere iki eğilimdir. Bir önceki ayette geçen nefsin vesveseleri, içsel dürtülerdir. Bu dürtülere karşı insanda bir nevi akl-ı selim vardır. Yani insan tabiatında olan iki eğilim. İkisi karşılaşır (mutelakkiyân).” Buradan anlaşılan insan iki motivasyon arasındadır. Libido ile sezgisel ve düşünsel akıl karşı karşıyadır. Libido, insanda cinsiyetin dinamik enerjisidir, dışa çıkmak ister; bunu bastıran, sosyal çevre, din ve hukuk vb vardır. Freud’un ifadesiyle üst yapı baskılar.
İ. Yakıt 50:17
18
İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında hazır bir gözcü bulunmasın.
İ. Yakıt 50:18
19
Ölüm anının sarhoşluğu gerçekten gelir de (ona), “İşte bu senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” (denir).
İ. Yakıt 50:19
20
Sura üfürülür¹³. İşte bu, vaat edilen gündür. 13 Krş. Yâsin, 36/51
İ. Yakıt 50:20
21
Her nefis/herkes, bir sevk edici ve bir şahitle gelir.
İ. Yakıt 50:21
22
Ona (denir ki): “Andolsun ki sen bundan gâfil idin¹⁴. Şimdi senden perdeyi [ğıtâeke] kaldırdık. Artık bugün gözün keskindir [hadîd].”¹⁵ 14 Krş. Meryem, 19/39; Enbiyâ, 21/1, 97 15 Krş. Kehf, 18/53; Meryem, 19/38
İ. Yakıt 50:22
23
Yanında bulunan yoldaşı da “İşte bu yanımdaki (cehennem için) hazır” der.
İ. Yakıt 50:23
24
(Allah der) “Haydi, hem inatçı hem de kâfir olarak atın cehenneme!”
İ. Yakıt 50:24
25
“Hayrı/iyiliği engelleyen, azgın ve hep reyb¹⁶ içinde olanı” 16 Ayette geçen “murîb” kelimesi “reyb” kökünden gelir. Bunun hakkında bkz. Bakara, 2/2 dipnot.
İ. Yakıt 50:25
26
“Allah’la beraber bir başka tanrı edinen o kimseyi de atın şiddetli azabın içine!”
İ. Yakıt 50:26
27
Onun yakınındaki der ki: “Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat o, derin bir sapıklık içinde idi.”¹⁷ 17 Krş. A’râf, 7/38; Zuhruf, 43/36
İ. Yakıt 50:27
28
Allah da şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyiniz! Ben size daha önceden vaadimi iletmiştim.”
İ. Yakıt 50:28
29
“Benim katımda söz değiştirilmez¹⁸ ve Ben kullara asla zulmedici değilim!” 18 Krş. Hûd, 11/119; Secde, 32/13; Sâd, 38/84
İ. Yakıt 50:29
30
O gün cehenneme “Doldun mu?” deriz, o da: “Daha yok mu?” der.
İ. Yakıt 50:30