2
Apaçık kitaba andolsun ki,
3
Biz onu mübarek bir gecede indirdik¹. Muhakkak ki Biz uyarıcıyız.
1 Krş. Bakara, 2/185; Kadr, 97/1. Burada Kur’an’ın indirilmeye başlandığı Kadir gecesi’nden bahsedildiği açıktır.
4
Her hikmetli iş onda ayrıştırılır.
5
Katımızdan gelen bir emirle. Muhakkak ki Biz elçiler göndericiyiz.
6
Rabbinden bir rahmet olarak. Muhakkak ki O, Semî’dir, Alîm’dir.
7
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız.
8
O’ndan başka tanrı yoktur. O, hayat veren ve öldürendir. O sizin de Rabbinizdir, önceki babalarınızın/atalarınızın da Rabbidir.
9
Bilakis onlar ikilem [şekk] içinde oynayıp/oyalanıp duruyorlar.
10
(Ey Peygamber!) Öyleyse sen gökyüzünü apaçık bir dumanın [duhân] kaplayacağı² günü bekle!
2 Duhân: Kelime olarak duman, gaz bulutu anlamına gelir. İki şekilde tefsir edilmiştir: klasik ve modern. Klasik olarak, Mekke’de meydana gelecek büyük bir kıtlığa işarettir ki, daha sonra vâki olmuştur. Açlıktan herkes gökyüzünü bulanık görmüştür. Bazıları da kıyamet arefesinde göğü kaplayacak olan dumandan bahsetmektedir. Modern yorumcular ise, bu dumanın kıyamet koparken kozmik kargaşada atomların parçalanmasıyla ortaya çıkacak olan akla durgunluk veren bir duman olabileceği kanaatindedirler. Buna delil olarak da Hiroşima’ya atılan atom bombasının
11
O insanları sarıp kuşatır. Bu can yakıcı bir azaptır.
12
Onlar, “Rabbimiz! Azabı üzerimizden kaldır³. Muhakkak ki biz de inananlardanız.” (derler).
3 Krş. A’râf, 7/134-135; Yûnus, 10/22; Zuhruf, 43/49-50
13
Onlar için öğüt almak nerede? Hâlbuki onlara (gerçeği) apaçık (açıklayan) bir elçi gelmişti.
14
Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu, öğretilmiş⁴ bir delidir” dediler.
4 Krş. Nahl, 16/103
15
Muhakkak ki Biz azabı birazcık kaldıracak olsak, hiç şüphesiz siz eski hâlinize dönersiniz.
16
Büyük bir vuruşla vurduğumuz gün⁵ Biz mutlaka intikamımızı alırız.
5 Büyük Vuruş’un kıyamet günü olduğunu söyleyenler olduğu gibi, Bedir Günü diyenler de vardır. Bedir olması pek mümkün gözükmemektedir. Çünkü Sure Mekkî’dir. O halde kıyamet günü olması akla daha yatkındır.
17
Andolsun, onlardan önce Biz, Firavun’un kavmini de denemiştik [fetennâ]. Onlara yüce/onurlu bir elçi gelmişti.
18
O (şöyle demişti): “Allah’ın kullarını⁶ bana teslim ediniz. Muhakkak ki ben sizin için güvenilir bir elçiyim.”
6 Hz. Musa’nın Firavun’a hitabıdır. İsrailoğulları köle olarak Mısır’da idiler. Firavun onları kendi kulları olarak görüyordu. Çünkü Firavun’un kölesiydiler. İşte Hz. Musa “Bunlar köle olsalar da senin değil, Allah’ın kullarıdır, onları sen değil Allah yaratmıştır” demek istemektedir. Krş. Tâhâ, 20/47; Şuarâ, 26/16-17
19
“Allah’a karşı ululuk taslamayın!⁷ Muhakkak ki ben size apaçık bir delil/mucize [sultân] getirdim.”
7 Nâzi’ât, 79/24
20
“Muhakkak ki ben, beni taşlamanızdan⁸ sizin de Rabbiniz ve benim de Rabbim olana sığınıyorum.”
8 Taşlamak, hem taş atmak anlamında maddi hem de laf atma anlamında mecazi olarak düşünülebilir.
21
“Eğer bana inanmıyorsanız, hiç değilse benden uzak durunuz.”
22
Sonra, “Bunlar gerçekten günahkâr/suçlu [mucrimûn] bir kavim” diye Rabbine dua etti.
23
(Allah) “Kullarımı geceleyin yola çıkar, mutlaka takip edileceksiniz” (buyurdu).
24
“Denizi sakin olarak terk et.⁹ Muhakkak ki onlar suda boğulacak bir ordudur.”¹⁰ çıkarmış olduğu ve etrafı saran radyasyon yüklü nükleer kara bulutları gösterirler.
9 “Denizi sakin bir şekilde geç” anlamındadır. 10 Krş. Bakara, 2/50; Tâhâ, 20/77; Şuarâ, 26/63-66
25
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
26
Nice ekili tarlalar, nice görkemli konaklar [makâm]!
27
Zevk ve safa sürdükleri [fâkihîn] nice nimetler!
28
İşte böyle! Biz onları başka bir kavme miras bıraktık.¹¹
11 Krş. Şuarâ, 26/57-59
29
Gök ve yer onların ardından gözyaşı dökmedi, onlara mühlet de verilmedi.
30
Andolsun Biz İsrailoğulları’nı alçaltıcı [muhîn] bir azaptan/işkenceden kurtarmıştık.
Sonraki 29 ayet →