Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Duhan 1 / 59
1
Hâ, Mîm.
İ. Yakıt 44:1
2
Apaçık kitaba andolsun ki,
İ. Yakıt 44:2
3
Biz onu mübarek bir gecede indirdik¹. Muhakkak ki Biz uyarıcıyız. 1 Krş. Bakara, 2/185; Kadr, 97/1. Burada Kur’an’ın indirilmeye başlandığı Kadir gecesi’nden bahsedildiği açıktır.
İ. Yakıt 44:3
4
Her hikmetli iş onda ayrıştırılır.
İ. Yakıt 44:4
5
Katımızdan gelen bir emirle. Muhakkak ki Biz elçiler göndericiyiz.
İ. Yakıt 44:5
6
Rabbinden bir rahmet olarak. Muhakkak ki O, Semî’dir, Alîm’dir.
İ. Yakıt 44:6
7
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız.
İ. Yakıt 44:7
8
O’ndan başka tanrı yoktur. O, hayat veren ve öldürendir. O sizin de Rabbinizdir, önceki babalarınızın/atalarınızın da Rabbidir.
İ. Yakıt 44:8
9
Bilakis onlar ikilem [şekk] içinde oynayıp/oyalanıp duruyorlar.
İ. Yakıt 44:9
10
(Ey Peygamber!) Öyleyse sen gökyüzünü apaçık bir dumanın [duhân] kaplayacağı² günü bekle! 2 Duhân: Kelime olarak duman, gaz bulutu anlamına gelir. İki şekilde tefsir edilmiştir: klasik ve modern. Klasik olarak, Mekke’de meydana gelecek büyük bir kıtlığa işarettir ki, daha sonra vâki olmuştur. Açlıktan herkes gökyüzünü bulanık görmüştür. Bazıları da kıyamet arefesinde göğü kaplayacak olan dumandan bahsetmektedir. Modern yorumcular ise, bu dumanın kıyamet koparken kozmik kargaşada atomların parçalanmasıyla ortaya çıkacak olan akla durgunluk veren bir duman olabileceği kanaatindedirler. Buna delil olarak da Hiroşima’ya atılan atom bombasının
İ. Yakıt 44:10
11
O insanları sarıp kuşatır. Bu can yakıcı bir azaptır.
İ. Yakıt 44:11
12
Onlar, “Rabbimiz! Azabı üzerimizden kaldır³. Muhakkak ki biz de inananlardanız.” (derler). 3 Krş. A’râf, 7/134-135; Yûnus, 10/22; Zuhruf, 43/49-50
İ. Yakıt 44:12
13
Onlar için öğüt almak nerede? Hâlbuki onlara (gerçeği) apaçık (açıklayan) bir elçi gelmişti.
İ. Yakıt 44:13
14
Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu, öğretilmiş⁴ bir delidir” dediler. 4 Krş. Nahl, 16/103
İ. Yakıt 44:14
15
Muhakkak ki Biz azabı birazcık kaldıracak olsak, hiç şüphesiz siz eski hâlinize dönersiniz.
İ. Yakıt 44:15
16
Büyük bir vuruşla vurduğumuz gün⁵ Biz mutlaka intikamımızı alırız. 5 Büyük Vuruş’un kıyamet günü olduğunu söyleyenler olduğu gibi, Bedir Günü diyenler de vardır. Bedir olması pek mümkün gözükmemektedir. Çünkü Sure Mekkî’dir. O halde kıyamet günü olması akla daha yatkındır.
İ. Yakıt 44:16
17
Andolsun, onlardan önce Biz, Firavun’un kavmini de denemiştik [fetennâ]. Onlara yüce/onurlu bir elçi gelmişti.
İ. Yakıt 44:17
18
O (şöyle demişti): “Allah’ın kullarını⁶ bana teslim ediniz. Muhakkak ki ben sizin için güvenilir bir elçiyim.” 6 Hz. Musa’nın Firavun’a hitabıdır. İsrailoğulları köle olarak Mısır’da idiler. Firavun onları kendi kulları olarak görüyordu. Çünkü Firavun’un kölesiydiler. İşte Hz. Musa “Bunlar köle olsalar da senin değil, Allah’ın kullarıdır, onları sen değil Allah yaratmıştır” demek istemektedir. Krş. Tâhâ, 20/47; Şuarâ, 26/16-17
İ. Yakıt 44:18
19
“Allah’a karşı ululuk taslamayın!⁷ Muhakkak ki ben size apaçık bir delil/mucize [sultân] getirdim.” 7 Nâzi’ât, 79/24
İ. Yakıt 44:19
20
“Muhakkak ki ben, beni taşlamanızdan⁸ sizin de Rabbiniz ve benim de Rabbim olana sığınıyorum.” 8 Taşlamak, hem taş atmak anlamında maddi hem de laf atma anlamında mecazi olarak düşünülebilir.
İ. Yakıt 44:20
21
“Eğer bana inanmıyorsanız, hiç değilse benden uzak durunuz.”
İ. Yakıt 44:21
22
Sonra, “Bunlar gerçekten günahkâr/suçlu [mucrimûn] bir kavim” diye Rabbine dua etti.
İ. Yakıt 44:22
23
(Allah) “Kullarımı geceleyin yola çıkar, mutlaka takip edileceksiniz” (buyurdu).
İ. Yakıt 44:23
24
“Denizi sakin olarak terk et.⁹ Muhakkak ki onlar suda boğulacak bir ordudur.”¹⁰ çıkarmış olduğu ve etrafı saran radyasyon yüklü nükleer kara bulutları gösterirler. 9 “Denizi sakin bir şekilde geç” anlamındadır. 10 Krş. Bakara, 2/50; Tâhâ, 20/77; Şuarâ, 26/63-66
İ. Yakıt 44:24
25
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
İ. Yakıt 44:25
26
Nice ekili tarlalar, nice görkemli konaklar [makâm]!
İ. Yakıt 44:26
27
Zevk ve safa sürdükleri [fâkihîn] nice nimetler!
İ. Yakıt 44:27
28
İşte böyle! Biz onları başka bir kavme miras bıraktık.¹¹ 11 Krş. Şuarâ, 26/57-59
İ. Yakıt 44:28
29
Gök ve yer onların ardından gözyaşı dökmedi, onlara mühlet de verilmedi.
İ. Yakıt 44:29
30
Andolsun Biz İsrailoğulları’nı alçaltıcı [muhîn] bir azaptan/işkenceden kurtarmıştık.
İ. Yakıt 44:30