Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Zuhruf 1 / 89
1
Hâ, Mîm.
İ. Yakıt 43:1
2
Apaçık kitaba andolsun.
İ. Yakıt 43:2
3
Düşünüp anlayasınız diye Biz onu Arapça bir Kur’an kıldık.¹ 1 Krş. Yûsuf, 12/2
İ. Yakıt 43:3
4
Muhakkak ki o, katımızdaki Ana Kitap [ummu’l-Kitâb]’ta mevcuttur. Elbette o, çok yüce olup hikmet doludur.
İ. Yakıt 43:4
5
Şimdi siz aşırı giden bir kavim oldunuz diye Biz sizi Kur’an’la [zikr] uyarmaktan vaz mı geçelim? [efenadribu]
İ. Yakıt 43:5
6
Öncekilere de nice peygamberler gönderdik.
İ. Yakıt 43:6
7
Onlara bir peygamber gelmiş olmasın ki onlar onunla alay etmemiş olsunlar.
İ. Yakıt 43:7
8
Bu sebeple Biz onlardan daha kuvvetlilerini de helak ettik.² Nitekim öncekilerin örneği geçti. 2 Krş. En’âm, 6/59; Yûnus, 10/61; Hûd, 11/6; Neml, 27/75; Sebe’, 34/3; Burûc, 85/21-22
İ. Yakıt 43:8
9
Andolsun onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olursan, onlar “Mutlaka Azîz ve Alîm olan yarattı” derler.³ 3 Krş. Lokmân, 31/25; Zümer, 39/38
İ. Yakıt 43:9
10
O, sizin için yeri beşik kılmış ve amacınıza ulaşasınız diye orada size yollar var etmiştir.
İ. Yakıt 43:10
11
Gökten belli bir ölçüye göre suyu indiren O’dur. Biz onunla ölü bir beldeyi canlandırırız [enşernâ]. Siz de böylece çıkarılacaksınız.
İ. Yakıt 43:11
12
Her şeyi çift çift yaratan, size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var eden O’dur.⁴ 4 Krş. En’âm, 6/143-144; Ra’d, 13/3; Nahl, 16/5-8
İ. Yakıt 43:12
13
Böylece onların sırtlarına/üzerlerine binip yararlanasınız, sonra da yararlandığınızda Rabbinizin nimetini anarak, “Bunları bizim hizmetimize veren Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Yoksa bunlara gücümüz yetmezdi” diyesiniz.
İ. Yakıt 43:13
14
“Muhakkak ki biz Rabbimize döndürülenleriz” (diyesiniz).
İ. Yakıt 43:14
15
Kullarından birini O’nun bir parçası/oğlu telakki ettiler. Muhakkak ki insan apaçık bir nankördür.
İ. Yakıt 43:15
16
Yoksa yarattıklarından kızları kendi edindi de oğulları size mi seçip ayırdı?
İ. Yakıt 43:16
17
Hâlbuki onlardan birine, Rahmân’a isnat ettiği/örnek kıldığı (kız çocuğu ile) kendisi müjdelenince, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir⁵. 5 Krş. Nahl, 16/58
İ. Yakıt 43:17
18
“Ne! Süs içinde yetiştirilen/işe yaramaz biri mi?” diye kendini açık olmayan gizli bir iç çatışma içinde bulur.⁶ 6 Krş. Nahl, 16/59
İ. Yakıt 43:18
19
Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahit oldular? Onların bu (yalan) şahitlikleri yazılacak ve onlara hesap sorulacaktır.
İ. Yakıt 43:19
20
Onlar “Şayet Rahmân isteseydi biz (bu putlara) tapmazdık” derler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur, Onlar sadece atıp tutuyorlar [yahrusûn].
İ. Yakıt 43:20
21
Yoksa onlara önceden bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar?
İ. Yakıt 43:21
22
Bilakis, “Biz babalarımızı/atalarımızı bir inanç toplumu [ummet]⁷ üzerinde bulduk ve biz onların izleri üzerinden giderek doğru yolu buluruz” dediler. 7 Ümmet kelimesi burada, inanç geleneğine sahip bir topluluk anlamındadır.
İ. Yakıt 43:22
23
İşte böyle, senden önce Biz bir beldeye bir uyarıcı göndermemiş olalım ki, oranın şımarık zenginleri, “Biz babalarımızı/atalarımızı bir inanç toplumu [ummet] üzerinde bulduk ve biz de onların izleri üzerinden gitmekteyiz” dememiş olsunlar.
İ. Yakıt 43:23
24
(Peygamberleri de) dedi ki: “Size, babalarınızı/atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” Onlar, “Muhakkak ki biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz” dediler.
İ. Yakıt 43:24
25
Bunun üzerine Biz de onlardan intikam aldık. (Peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
İ. Yakıt 43:25
26
Hani İbrahim; babası ve kavmine şöyle demişti: “Muhakkak ki ben sizin taptıklarınızdan uzağım.”⁸ 8 Hz. İbrâhim’le ilgili olarak geçen bazı ayetler: Krş. Meryem, 19/46-47; Şuarâ, 26/75-81; Mümtehine, 60/4 vb…
İ. Yakıt 43:26
27
“Beni yaratan [fataranî] hariç. Muhakkak ki O, beni doğru yola iletecektir.”
İ. Yakıt 43:27
28
Belki dönerler diye (İbrahim) bunu ardından geleceklere kalıcı bir söz olarak bıraktı.
İ. Yakıt 43:28
29
Bilakis, Ben onları ve babalarını/atalarını, kendilerine gerçek ve (onu tebliğ eden) apaçık bir elçi gelinceye kadar (dünyadan) faydalandırmıştım.
İ. Yakıt 43:29
30
Kendilerine gerçek/hak gelince de “Bu bir sihirdir. Biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz” demişlerdi.
İ. Yakıt 43:30