2
Apaçık kitaba andolsun.
3
Düşünüp anlayasınız diye Biz onu Arapça bir Kur’an kıldık.¹
1 Krş. Yûsuf, 12/2
4
Muhakkak ki o, katımızdaki Ana Kitap [ummu’l-Kitâb]’ta mevcuttur. Elbette o, çok yüce olup hikmet doludur.
5
Şimdi siz aşırı giden bir kavim oldunuz diye Biz sizi Kur’an’la [zikr] uyarmaktan vaz mı geçelim? [efenadribu]
6
Öncekilere de nice peygamberler gönderdik.
7
Onlara bir peygamber gelmiş olmasın ki onlar onunla alay etmemiş olsunlar.
8
Bu sebeple Biz onlardan daha kuvvetlilerini de helak ettik.² Nitekim öncekilerin örneği geçti.
2 Krş. En’âm, 6/59; Yûnus, 10/61; Hûd, 11/6; Neml, 27/75; Sebe’, 34/3; Burûc, 85/21-22
9
Andolsun onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olursan, onlar “Mutlaka Azîz ve Alîm olan yarattı” derler.³
3 Krş. Lokmân, 31/25; Zümer, 39/38
10
O, sizin için yeri beşik kılmış ve amacınıza ulaşasınız diye orada size yollar var etmiştir.
11
Gökten belli bir ölçüye göre suyu indiren O’dur. Biz onunla ölü bir beldeyi canlandırırız [enşernâ]. Siz de böylece çıkarılacaksınız.
12
Her şeyi çift çift yaratan, size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var eden O’dur.⁴
4 Krş. En’âm, 6/143-144; Ra’d, 13/3; Nahl, 16/5-8
13
Böylece onların sırtlarına/üzerlerine binip yararlanasınız, sonra da yararlandığınızda Rabbinizin nimetini anarak, “Bunları bizim hizmetimize veren Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Yoksa bunlara gücümüz yetmezdi” diyesiniz.
14
“Muhakkak ki biz Rabbimize döndürülenleriz” (diyesiniz).
15
Kullarından birini O’nun bir parçası/oğlu telakki ettiler. Muhakkak ki insan apaçık bir nankördür.
16
Yoksa yarattıklarından kızları kendi edindi de oğulları size mi seçip ayırdı?
17
Hâlbuki onlardan birine, Rahmân’a isnat ettiği/örnek kıldığı (kız çocuğu ile) kendisi müjdelenince, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir⁵.
5 Krş. Nahl, 16/58
18
“Ne! Süs içinde yetiştirilen/işe yaramaz biri mi?” diye kendini açık olmayan gizli bir iç çatışma içinde bulur.⁶
6 Krş. Nahl, 16/59
19
Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahit oldular? Onların bu (yalan) şahitlikleri yazılacak ve onlara hesap sorulacaktır.
20
Onlar “Şayet Rahmân isteseydi biz (bu putlara) tapmazdık” derler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur, Onlar sadece atıp tutuyorlar [yahrusûn].
21
Yoksa onlara önceden bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar?
22
Bilakis, “Biz babalarımızı/atalarımızı bir inanç toplumu [ummet]⁷ üzerinde bulduk ve biz onların izleri üzerinden giderek doğru yolu buluruz” dediler.
7 Ümmet kelimesi burada, inanç geleneğine sahip bir topluluk anlamındadır.
23
İşte böyle, senden önce Biz bir beldeye bir uyarıcı göndermemiş olalım ki, oranın şımarık zenginleri, “Biz babalarımızı/atalarımızı bir inanç toplumu [ummet] üzerinde bulduk ve biz de onların izleri üzerinden gitmekteyiz” dememiş olsunlar.
24
(Peygamberleri de) dedi ki: “Size, babalarınızı/atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” Onlar, “Muhakkak ki biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz” dediler.
25
Bunun üzerine Biz de onlardan intikam aldık. (Peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
26
Hani İbrahim; babası ve kavmine şöyle demişti: “Muhakkak ki ben sizin taptıklarınızdan uzağım.”⁸
8 Hz. İbrâhim’le ilgili olarak geçen bazı ayetler: Krş. Meryem, 19/46-47; Şuarâ, 26/75-81; Mümtehine, 60/4 vb…
27
“Beni yaratan [fataranî] hariç. Muhakkak ki O, beni doğru yola iletecektir.”
28
Belki dönerler diye (İbrahim) bunu ardından geleceklere kalıcı bir söz olarak bıraktı.
29
Bilakis, Ben onları ve babalarını/atalarını, kendilerine gerçek ve (onu tebliğ eden) apaçık bir elçi gelinceye kadar (dünyadan) faydalandırmıştım.
30
Kendilerine gerçek/hak gelince de “Bu bir sihirdir. Biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz” demişlerdi.
Sonraki 30 ayet →