1
Bütün övgüler/hamd, gökleri ve yeri yaratan; melekleri de ikişer, üçer ve dörder kanatlı¹ elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini ilave eder [yezîdu]². Muhakkak ki Allah her şeye hakkıyla kâdirdir.
1 Meleklerin üçer dörder kanatlı olması onların bizim gördüğümüz havadaki kuşlar gibi kanatlarının olduğu değil, bilakis her bir meleğe verilen sorumluluklardır. Bazılarının iki, bazılarının üç ve bazılarının da dört ayrı vazifesi ve sorumluluğu vardır şeklinde anlıyoruz. 2 Yarattığına yeni ilavelerde bulunmak O’na aittir. Mesela, yarattığı türlerden yeni türler meydana getirerek yeryüzünün çeşitliliğini artıran O’dur.
2
Allah’ın insanlar için açtığı bir rahmet (kapısını), kapatacak/engelleyecek yoktur. O’nun kapattığını/engellediğini da kimse sonradan açamaz. Zira O, Azîz’dir, Hakîm’dir.
3
Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayınız. Allah’tan başka size gökten ve yerden (devamlı) rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka Tanrı yoktur. O hâlde nasıl oluyor da döndürülüyorsunuz?
4
(Ey Peygamber!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, senden önce de nice elçiler yalanlanmıştı. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.
5
Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi gerçektir/haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatan da sizi Allah’la aldatmasın!³
3 Krş. Lokmân, 31/33; Hadîd, 57/14
6
Muhakkak ki şeytan sizin için bir düşmandır. Siz de onu düşman belleyin. O taraftarlarını [hızbehu] çılgın alevli ateşe gireceklerden olmaya çağırır.⁴
4 Krş. Hicr, 15/39; İsrâ, 17/65
7
İnkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. İnanıp iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapanlar için de bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
8
Kötü ameli kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimseye (ne demeli?)⁵ Muhakkak ki Allah dilediğini/ dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğru yola iletir. (Ey Peygamber!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Muhakkak ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
5 İbn Abbas bu ayetin Ebu Cehil ve arkadaşları hakkında nazil olduğunu söyler. Ayrıca bkz, En’âm, 6/43
9
Rüzgârları gönderip de bulutları harekete geçiren Allah’tır. Biz onları ölü bir beldeye sevk eder ve onunla ölmüş olan yere/toprağa hayat veririz. İşte yeniden dirilme de böyledir.
10
Kim yücelik ve şeref [izzet] istiyorsa bilsin ki, yücelik ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel söz [kelim] O’na yükselir, onu da iyi ve yararlı iş [sâlih] yükseltir. Bununla birlikte kötü işler planlayanlara [yemkurûne] gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır. İşte planı/tuzağı boşa çıkacak olan onlardır.
11
Allah sizi önce topraktan [turâb] sonra bir nutfeden/ spermatozoid’den yaratmış sonra da sizi eşler hâlinde⁶ var etmiştir. Bir dişi O’nun bilgisi olmadan ne gebe kalabilir ne de doğum yapabilir. Ömrü uzatılan ya da ömrü kısaltılan hiç kimse yoktur ki, bir kitapta bulunmasın.⁷ Muhakkak ki bu Allah’a göre kolaydır.
6 Krş. Nisâ, 4/1 7 Her şey sünnetullaha göre işler demektir.
12
İki deniz bir değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Diğeri ise, tuzludur, acıdır.⁸ Bununla beraber, her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan aramanız için gemilerin suyu yara yara gittiklerini görürsün.⁹ Umulur ki şükredersiniz.
8 Furkân, 25/53 9 Krş. Nahl, 16/14; Zuhruf, 43/12
13
O, geceyi gündüze, gündüzü de geceye katar.¹⁰ Her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp giden güneş ve ayı emri altına almıştır. İşte bunları yapan Rabbiniz Allah’tır. Hükümranlık/mülk O’nundur. O’nun dışında çağırdıklarınıza gelince, bir hurma çekirdeğinin zarına [kıtmîr] bile sahip değildirler.
10 Krş. Âl-i İmrân, 3/27; Hac, 22/61; Lokmân, 31/29; Hadîd, 57/6
14
Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile size cevap veremezler.¹¹ (Üstelik) kıyamet günü de sizin onlara yakıştırdığınız ortaklığı reddederler.¹² Bunları sana hiç kimse, Habîr olan Allah gibi bildiremez.
11 Krş. A’râf, 7/197 12 Bu konuda Muhammed Esed’in Meal-Tefsir’inde bu ayetin dipnotunda, bizim de katıldığımız şu açıklaması önemlidir. “Kur’an birçok yerde sahte ibadet objelerini-ister veliler/azizler, melekler, din adamları ve fetişler, isterse kutsanan tabiat güçleri olsun- Kıyamet günü kendilerine tapanlara karşı “tanıklık” yapacaklarını ve onları “reddedeceklerini” belirtir: Bu zamanın bitiminde, insanın mutlak gerçekleri kavramasına sembolik bir atıftır.” Ayrıca Krş. Meryem, 19/82; Kasas, 28/63; Ankebût, 29/25; Sebe’, 34/40
15
Ey insanlar! Allah’a muhtaç olan sizsiniz. Allah ise, Ganîy’dir, Hamîd’dir.
16
Eğer Allah dilerse sizi giderir ve yerinize yeni bir halk getirir.¹³
13 Krş. Nisâ, 4/133
17
Bu, Allah için çok zorlayıcı (bir şey) değildir.
18
Hiçbir kimse bir başkasının yükünü/günahını yüklenmez.¹⁴ Yükü ağır olan kimse, onu taşımak üzere bir başkasını çağırsa, çağırdığı yakını bile olsa, yine de ondan hiçbir şeyi yüklenemez. (Ey Peygamber!) Sen ancak, algılayamadığı/idrak ötesindeki [ğayb] Rabbine saygıdan ürperti duyanları, namazı dosdoğru kılanları uyarabilirsin. Kim nefsini arıtırsa, sadece kendi için arınmış olur. Dönüşünüz Allah’adır.
14 Bu aynı zamanda şefaat anlayışını çökerttiği gibi Hıristiyanlığın temel inanç esaslarından biri olan “İlk günah” doktrinini de yıkar. Buna göre; Hz. Âdem cennetten günah işleyerek yeryüzüne kovulduğu için, doğan her çocuk Âdem’in günahını çekmek için günahkâr doğmaktadır. Hz. İsa çarmıha gerilmeye razı olarak her insanın günahını yüklenmiş ve cezalarını vekâleten ödemiştir. İşte bu inanç Kur’an tarafından reddediliyor.
19
Ne görmeyenle gören bir olur,
20
Ne karanlıklar ile aydınlık,
21
Ne gölge ile sıcaklık.
22
Dirilerle ölüler de bir değildir. Muhakkak ki Allah, dilediği kimseye işittirir. Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.
23
Sen uyarıcıdan başka biri değilsin.
24
Muhakkak ki Biz seni gerçek/hak ile bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.¹⁵
15 Krş. Secde, 32/3; Yâsin, 36/5-6
25
(Ey Peygamber!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, hiç şüphesiz onlardan öncekiler de elçilerini, kendilerine apaçık belgeler/mucizeler, hikmet dolu sayfalar [zubur] ve aydınlatıcı bir kitap getirdikleri hâlde yalanlamışlardı.
26
Sonra ben inkâr edenleri yakaladım. Beni inkâr etmek nasılmış (bir görsünler)!
27
Allah’ın gökten indirdiği yağmuru görmüyor musun? Biz onunla çeşitli renkte meyveler bitirdik. Dağlarda beyaz, kırmızı ve türlü renklerde simsiyah katmanlar ve yollar oluşturduk.
28
İnsanlardan, yerde hareket eden canlılar ile büyük ve küçükbaş hayvanlardan [en’âm] da renkleri farklı farklı olanlar vardır. Kulları arasında Allah’tan en çok saygıyla ürperen/O’na derin saygı duyan ancak bilginlerdir. Muhakkak ki Allah, Azîz’dir, Gafûr’dur.
29
Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayanlar [enfekû], onlar asla tükenmeyecek/ zarar ettirmeyecek bir kazanç/ticaret umabilirler.
30
Neticede Allah onların mükâfatlarını tam olarak verir ve lütfundan onlara daha da fazlasını verir.¹⁶ Muhakkak ki O, Gafûr’dur, Şekûr’dur.
16 Krş. Nisâ, 4/173; İbrâhim, 14/7; Nur, 24/38; Şûrâ, 42/26
Sonraki 15 ayet →