Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Ahzab 1 / 73
1
Ey Peygamber! Allah’a karşı sorumluluk bilincinde ol! İnkâr edenlere ve ikiyüzlülere itaat etme! Muhakkak ki Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.
İ. Yakıt 33:1
2
Rabbinden sana vahyolunana tabi ol! Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
İ. Yakıt 33:2
3
Allah’a dayanıp güven, vekil olarak Allah yeter.
İ. Yakıt 33:3
4
Allah, bir adamın içine iki kalp koymamıştır, zıhar¹ yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Himayenizde olanları [ed’ıyâekum]² öz çocuklarınız olarak da kılmamıştır. Bunlar sizin ağzınızdan çıkan (boş) laflardır. Allah sadece gerçeği söyler ve doğru yola iletir. 1 Zıhar, sırt demektir. Eski Arap geleneğinde erkek eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek suretiyle kadına ebediyen yanaşamazdı. Böylece kadın hem kocasına haram hem de boş olup bir başka erkekle evlenemez, ebediyen terk edilirdi. İslam bu geleneği kaldırdı. Mücadele 28/2-4’te zıhar yapanlara yapmaları gereken şeyleri söylüyor. 2 “Ed’iya’ikum” kelimesi her ne kadar “evlatlıklarınız” olarak tercüme edilse de bugün kullandığımız gerçek evlat edinme kavramı ile aynı değildir. “Ed’ıyâ” kelimesi, aslında himaye altına girmek, koruma altında olmaktır. Câhiliye dönemi Araplarında bir gelenek olarak “öz babası dışında birine yamanan ve ona nispet edilen” den tutun da “gayr-i meşru olarak doğmuş, birisine verilmiş” veya “ait olmadığı bir kavme katılmış” vb olanlara kadar bu kavram kullanılmıştır. Hz. Peygamber, kendi kavmine ait olmayan Zeyd bin Hârise’yi himayesi yani koruması altına almıştır. Böylece Zeyd’e kendi kavmine olan hasretini hissettirmemiştir. Bugünkü anlamdaki evlatlık demek değildir. Onun için ben bu kelimeyi “himayenizdekiler, himayeniz/korumanız altında olanlar” olarak tercüme ettim. Bu tercümemiz Kur’an semantiğine daha uygundur. Zaten Zeyd, Hz. Peygamber’den sadece 5 yaş kadar küçüktü. Aralarında hukuken evladı olacağı bir yaş aralığı da yok. Arapçada evlat edinme ise, “et-tebenni” kelimesiyle ifade edilir. Kur’an’da “ittehaze veleden” (çocuk edinmek) şeklinde geçer. Ayrıca bkz. Ahzâb, 33/37 dipnot.
İ. Yakıt 33:4
5
Onları babalarına nispet ederek çağırınız. Allah katında en doğru olanı budur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır [mevâlikum]. Yanılarak yaptığınız bir işte size bir günah yoktur. Ancak kasıtlı olarak/bile bile yaptığınız şeylerde ise (sorumlusunuz). Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
İ. Yakıt 33:5
6
Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir ve eşleri de onların anneleridir. Aralarında akrabalık bağı bulunanlar, Allah’ın kitabına göre, birbirlerine diğer mü’minlerden ve muhacirlerden (mirasta) daha önceliklidirler.³ Ancak dostlarınıza [evliyâ’ikum] örfe uygun davranmanız hariçtir. Bu (husus) Kitap’ta yazılıdır. 3 Muhacir ve Ensar Hicret’ten sonra birbirleriyle kardeşlik antlaşması yapmış ve birbirlerine mirasçı da olmuşlardı. Bu ayetle bu uygulama da kalkmıştır. Ayrıca Bkz. Enfâl, 8/75
İ. Yakıt 33:6
7
Hani Biz bir zamanlar peygamberlerden teminat [mîsâk] almıştık; Senden, Nûh’tan, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet, Biz onlardan sağlam/ağır [ğalîz] bir teminat almıştık.
İ. Yakıt 33:7
8
Tâ ki doğru kimselerin doğruluklarını [sıdkıhim] sorgulayabilsin. İnkârcılar için de can yakıcı bir azap vardır.
İ. Yakıt 33:8
9
Ey inananlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız. Hani (düşman olan) ordular üzerinize gelmişti de Biz onların üzerine şiddetli bir rüzgâr [rîh] ve göremediğiniz ordular göndermiştik.⁴ Çünkü Allah yaptıklarınızı en iyi görendir. 4 Bundan sonraki ayetler Hendek Savaşı’ndan söz etmektedir.
İ. Yakıt 33:9
10
Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem de alt tarafınızdan gelmişlerdi.⁵ Hani gözler dönmüş, yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı zan üstüne zanda bulunuyordunuz. 5 Hendek Savaşı’nda düşman Gatafan askerleri vadinin üst tarafından, Kureyşliler de alt tarafından saldırmışlardır.
İ. Yakıt 33:10
11
İşte orada inananlar denenmiş ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmışlardı.
İ. Yakıt 33:11
12
Hani ikiyüzlüler ve kalplerinde hastalık bulunanlar, “Allah ve elçisi bizi kandırmaktan başka bir şey yapmadı” demişlerdi.
İ. Yakıt 33:12
13
Hani onlardan bir grup [tâ’ife], “Ey Yesrib/Medine halkı! Sizin burada durma imkânınız yok hemen geri dönünüz” demişti. İçlerinden belli bir kısmı [ferîk] da evleri açık/ korumasız olmadığı hâlde, “Gerçekten evlerimiz açık/ korumasız” diyerek Peygamberden izin istiyordu. Onlar (aslında) kaçmaktan başka bir şey istemiyordu.
İ. Yakıt 33:13
14
Eğer onun/Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinseydi ve orada karışıklık [fitne] çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlar ve bu hususta pek gecikmezlerdi.
İ. Yakıt 33:14
15
Andolsun ki, onlar daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz de sorulur.
İ. Yakıt 33:15
16
(Ey Peygamber!) De ki: “Eğer siz ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size hiçbir fayda vermez. Kaçsanız bile, (hayattan) çok az yararlandırılırsınız.”
İ. Yakıt 33:16
17
“Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese (buna engel olacak kimdir?)” de. Onlar kendilerine Allah’tan başka ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulabilirler.
İ. Yakıt 33:17
18
Şüphesiz Allah içinizden savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine/yandaşlarına, “Bize gelin!” diyenleri biliyor. Onların pek azından başkası savaşa gelmiyordu.
İ. Yakıt 33:18
19
Onlar size karşı çok kıskançtırlar/cimridirler.⁶ Korku geldiği zaman, üzerlerine ölüm baygınlığı çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün.⁷ Korku gidince de ganimete [hayr] olan kıskançlıkları/hırsları sebebiyle sivri dilleriyle sizi incitirler. İşte onlar inanmayanlardır. Allah onların işlerini boşa çıkarır. Zira bu Allah’a göre kolaydır. 6 Savaş masraflarına katılmazlar ama ganimetten de pay isterler. 7 Krş. Muhammed, 47/20
İ. Yakıt 33:19
20
Onlar, düşman gruplarının/birliklerinin [ahzâb] gitmediğini sanıyorlar. Bu birlikler eğer tekrar gelecek olsa, çölde bedevi Araplar içinde bulunup sizin haberlerinizi sormayı arzu ederlerdi. (Zaten) içinizde bulunsalardı çok az savaşırlardı.
İ. Yakıt 33:20
21
Andolsun, Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok anan/hatırlayan kimseler için çok güzel bir örnek vardır.⁸ 8 Krş. Mümtehine, 60/4, 6
İ. Yakıt 33:21
22
İnananlar o düşman birliklerini [ahzâb] gördükleri zaman, “İşte, Allah ve elçisinin bize vaat ettiği budur. Allah ve elçisi doğru söylemiştir” dediler. Bu onların ancak iman ve teslimiyetlerini artırmıştır.
İ. Yakıt 33:22
23
İnananlardan Allah’a verdiği sözü yerine getiren nice adamlar vardır. İçlerinden bir kısmı (can verme) sözünü yerine getirdi, bir kısmı da (vermek için) beklemektedir. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.
İ. Yakıt 33:23
24
Sonunda Allah, doğruları doğrulukları sebebiyle ödüllendirir, ikiyüzlülere de dilerse azap eder veya tevbelerini kabul eder. Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.
İ. Yakıt 33:24
25
Allah inkâr edenleri, kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Onlar hiçbir zafer/ganimet [hayr] elde edemediler. İnananlara Allah’ın savaştaki yardımı yetti. Zira Allah, Kaviy’dir⁹, Azîz’dir. 9 Kaviy, çok kudretli, güçlü ve zorlu.
İ. Yakıt 33:25
26
Allah, Kitap ehlinden olup onlara/müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirmiş ve kalplerine korku salmıştır. Siz onların belli bir kısmını öldürüp, belli bir kısmını da esir alıyordunuz.¹⁰ 10 Benu Kureyza Yahudileri, Hendek Savaşı’nda müşriklere yardım ettiler. Savaştan sonra Hz. Peygamber onların sığındıkları Medine yakınlarındaki kalelerini 20-25 gün süreyle muhasara altında tuttu ve onları görüşmeye mecbur etti. Hz. Peygamber; “Benim sizin hakkınızda vereceğim karara razı mısınız?” diye sordu. Onlar da “Hayır! Sa’d bin Mu’az’ın vereceği karara razıyız” dediler. Sa’d da onlara kendi kitapları olan Tevrat’taki hükümle (Tesniye 20/ 10-14); erkeklerin öldürülmesine, kadınlarla çocukların esir edilmesine karar verdi. Hz. Peygamber de: “Sa’d’ın kararı ayetlere uygundur” dedi ve karar uygulandı.
İ. Yakıt 33:26
27
O; sizi, onların topraklarına, yerlerine [ardahum], yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız nice topraklarına vâris kıldı.¹¹ Zira Allah, her şeye hakkıyla kadirdir. 11 Bu ayet ileride gerçekleşecek nice İslam fetihlerinin müjdesini veriyor.
İ. Yakıt 33:27
28
Ey Peygamber! Eşlerine de ki: “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi/dünyalığınızı vereyim ve sizi güzellikle bırakayım.”
İ. Yakıt 33:28
29
“Eğer Allah’ı, elçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, hiç şüpheniz olmasın ki, Allah, iyi davrananlar [muhsinât] için çok büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
İ. Yakıt 33:29
30
Ey Peygamber hanımları! İçinizden kim apaçık bir iffetsizlikle [fâhişetin] gelirse, onun azabı iki kat verilir. Bu Allah’a göre kolaydır.
İ. Yakıt 33:30