1
Tâ, Sîn. Bunlar Kur’an’ın ve apaçık bir kitabın ayetleridir.
2
Mü’minler için bir yol gösterici/rehber ve bir müjdedir.
3
O (mü’minler ki) namazı dosdoğru kılarlar, arınmak için [zekât] verirler¹ ve ahiret hakkında da kesin iman sahibidirler.
1 Bu sûre Mekki bir sûredir. Zekât ibadeti ise Medine’de Hicret’ten sonra farz olmuştur. Bu sebeple bildiğimiz belli ölçü ve hesaba dayanan zekât değildir. Buradaki anlam ise, zekâtın kelime anlamından hareketle verilecek anlam olmalıdır. O da “arınmak”tır. Ahlaki pisliklerden, günah kirlerinden arınmayı ifade eder. Bunun için de “gönül temizliği” için infak etmektir. İleride bu anlam hesaba dayalı farz bir ibadetin ismi olur.
4
Muhakkak ki ahirete inanmayanlara gelince Biz onların işlerini/yapıp ettiklerini [a’mâlehum] kendilerine süsledik.² Bu yüzden onlar şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.
2 Başka ayetlerde, kâfirlerin amellerinin süslü gösterilmesi şeytana nispet edilirken, bu ayette Allah’ın kendisine nispet etmesi mecâzi bir ifade kabul edilir. Kötü amellerin ister şeytan isterse Allah tarafından süslü gösterilmesi şeytana uyulduğunu, iyi amellerin güzel gösterilmesi de hidâyet yolunun tercih edildiğini gösterir. Bkz. Tevbe, 9/37
5
İşte onlar azabı en kötü olanlardır. Onlar ahirette en fazla zarara uğrayanlardır.
6
(Ey Peygamber!) Muhakkak ki sen Kur’an’ı; Hakîm ve Alîm olanın katından almaktasın.
7
Hani Musa; ailesine, “Muhakkak ki ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber yahut ısınasınız diye bir kor getireyim” demişti.³
3 Tâhâ, 20/9-10 vd. Kasas, 28/29-31
8
Oraya geldiğinde kendisine (şöyle) seslenildi: “Gerek ateşin başında ve gerekse çevrede bulunanlar mübarek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah noksanlıktan münezzehtir.
9
“Ey Musa! Muhakkak ki Ben Azîz ve Hakîm olan Allah’ım.”
10
“Asânı at!” (Musa attığında) onun tıpkı bir yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Allah) “Ey Musa! Korkma! Muhakkak ki Ben’im katımda elçiler korkmaz!”⁴
4 Tâhâ, 20/19-21
11
“Ancak zulmeden müstesna. Sonra o kötü hâlini iyiliğe çevirirse (bilsin ki) Ben hiç şüphesiz Gafûr ve Rahîm olanım.
12
“Elini koynuna sok, Firavun ve kavmine götüreceğin dokuz mucizeden [âyât] biri olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın!⁵ Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdirler” (buyurdu).
5 Hz. Musa’nın dokuz mucizesi için bkz. A’râf, 7/130-131; İsrâ, 17/101
13
Mucizelerimiz [âyâtunâ] gözle görülür [mubsireten] bir şekilde kendilerine gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
14
İç dünyalarında kâni oldukları/onayladıkları hâlde, zulüm ve kibir yüzünden reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
15
Andolsun Biz Davud’a ve Süleyman’a bir ilim verdik. İkisi de “(Bu ilimle) bizi inanan kullarının pek çoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun” dediler.
16
Süleyman Davud’a vâris oldu ve “Ey insanlar! Bize kuşların mantığı/dili⁶ [mantıka’t-tayr] öğretildi ve bize herşeyden verildi. Muhakkak ki bu apaçık bir lütuftur” dedi.
6 Mantık, doğru düşünmek ve meramı doğru ifade etmek anlamındadır. Nitekim “nutuk” kelimesi de buradan gelir. İnsanlardaki mantık/nutuk cogitatif akılla sağlanır. Cogitatif akıl, düşünce gerektiren akıldır. Hüküm mantığı kullanan akıldır. Hayvanlardaki mantık ise instenktif akılla yani içgüdüsel yolla sağlanır. Paket bilgi gibi her türe ait davranış şekilleri ve yolları içgüdüsel olarak doğuştan getirirler. Hayvanların, çıkardıkları sesler, ses tonları, hâl ve hareketlerinin hepsinin bir anlamı vardır. Özellikle hayvan eğiticileri bunları bilir. Bu işin de bir bilgisi ve ilmi vardır. Ayette ise bu konudaki bilgi Hz. Süleyman’a öğretilmiştir. Bir diğer ifadeyle bu bilgiyi öğrenme imkânı kendisine sağlanmıştır diye düşünüyoruz. “Kuşların dili” tabiri aynı zamanda sembolik bir ifadedir. Hz. Süleyman’ın yönetiminde sadece insan hakları değil, aynı zamanda hayvan hakları hatta kuşların hakkının bile korunduğunu da sembolize etmektedir.
17
Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan (oluşan) ordusu/orduları toplandı ve hep birlikte düzenli olarak yola koyuldular.
18
Nihayet karıncaların vadisine geldiklerinde bir dişi/kraliçe karınca,⁷ “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin” dedi.⁸
7 Metinde “nemletun” diye geçiyor. Bu hem bütün karınca türünü ifade eder hem de karınca popülasyonunu yuvadan kontrolü sağlayan ana/kraliçe karıncayı ifade eder. Burada ise Hz. Süleyman’la (hâl) diliyle konuşan dişi karınca, “ana karınca” dediğimiz “kraliçe karınca”dır. 8 Ana karıncanın belli bir anlamı olan bir ses çıkarması veya belli bir sinyal göndermesi diye düşünülebilir.
19
Süleyman onun bu sözüne tebessümle gülerek dedi ki: “Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde, razı olacağın iyi ve yararlı bir işi [sâlih] yapmada beni muvaffak eyle ve beni rahmetinle iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapan kullarının arasına dâhil et!”
20
Süleyman kuşlara göz gezdirdi ve dedi ki: “Hüdhüd’ü niye göremiyorum. Yoksa kayıplara mı karıştı?”
21
“Bana apaçık bir delil [sultân]/geçerli bir mazeret getirmedikçe, kesinlikle onu şiddetli bir şekilde cezalandıracağım yahut kafasını keseceğim.”
22
Çok geçmeden (Hüdhüd) çıkageldi ve “Senin vâkıf olmadığın bir şeye vâkıf oldum [ehattu]. Sana Sebe (diyarın)’den kesin bir bilgi getirdim” dedi.
23
“Ben onlara hükümdarlık eden, kendisine her şey verilmiş ve muazzam bir tahtın sahibi olan bir kadına rastladım [vecedtu].”
24
“Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp Güneş’e secde ettiklerini gördüm [vecedtu]. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış, bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.”⁹
9 Bu ayet secde ayetidir.
25
“Göklerde ve yerde saklı olanı açığa çıkaran, gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı bilen Allah’a hiç secde etmiyorlar.”
26
“O, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır. Büyük Arş’ın Rabbidir.” (dedi).
27
Süleyman da “Doğru mu söylüyorsun yoksa yalancılardan mısın bir bakacağız!” dedi.
28
“Şu mektubumu götür, onlara bırak, bir kenara çekil ve bak bakalım nasıl cevap verecekler?”
29
(Kadın hükümdar/melike mektubu okudu ve) dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana önemli [kerîm] bir mektup [kitap] geldi.”
30
“Hiç şüphesiz o Süleyman’dandır ve muhakkak Rahmân, Rahîm Allah’ın adıyladır.” (diye başlıyor ve devamında)
Sonraki 30 ayet →