Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Nur 1 / 64
1
Bu, Biz’im indirdiğimiz ve içinde kesin/farz hükümler vaz ettiğimiz bir sûredir. Düşünüp öğüt alasınız diye onda apaçık ayetler indirdik.
İ. Yakıt 24:1
2
Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüz sopa/değnek [celdeten] vurunuz.¹ Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dinini uygulamada o ikisine acımayınız ve inananlardan bir grup da cezalandırmaya şahit olsunlar. 1 Kur’an’da zina edene verilebilecek en ağır ceza “had” adı verilen bu cezadır. Bu cezanın Osmanlı kanunnamelerinde paraya çevrildiği görülmektedir. “Recm” (taşlayarak öldürme) cezası, İslam’da yoktur. Bu ceza türü Yahudilikte vardır. Bkz. Tevrat/Tesniye, Bab: 22/23-24
İ. Yakıt 24:2
3
Zina eden erkek, ancak zina eden veya müşrike bir kadınla evlenebilir/evlenmeyi tercih eder. Zina eden kadın da ancak zina eden veya müşrik bir erkekle evlenebilir/evlenmeyi tercih eder. Bu, mü’minlere haram kılınmıştır.² 2 Bu ayet, bir rivayete göre Suffe ehli diye bilinen fakir erkek Müslümanların, Medine civarında para karşılığı fuhuş yapan bazı kadınlarla evlenmek istemeleri üzerine inmiştir. Başka bir rivayete göre de Bazı Muhacir Müslümanların Medineli zengin fahişelerle evlenmek istemeleri üzerine inmiştir. Zina edenler samimi bir tevbe yaparlarsa, mü’minlerin kadın-erkek onlarla evlenmesinin bir sakıncası yoktur. Ancak müşriklerle evlenme Bakara 2/221’e göre yasak kılınmıştır. Ayette “zânî” (zina eden erkek) ve “zâniye” (zina eden kadın) kelimeleri harf-i tarifli gelmiştir. Yani zina yaptığı kesin bilinen ve bunu alışkanlık haline getiren erkek ve kadın için kullanılır. Bu sebeple şehvetinin esiri olmuş zina eden kadın ve erkek söz konusudur. Ayetin vermek istediği mesaj; zina edene zina eden, şirk koşana şirk koşan yakışır demektir. Her hâlükârda, bu ayetle toplumdaki ahlaki denge esas alınmıştır. Zina yapan erkek ve kadını aynı ahlaksızlığı işleyen erkek ve kadınlar tercih eder demektir. Dolayısıyla bu ayet hukuki bir ilkeden ziyade ahlaki bir ilkeyi ortaya koymaktadır. İslam toplumunun sosyal ahlakını belirleyen normlardan/kurallardan biridir. Ayette geçen “ev” takısı, M. Esed’e göre; tercihten/tahyirden ziyade tafsil/ açıklama anlamına gelen bir edattır. “veya/yahut” anlamından ziyade, “bir diğer ifadeyle” diye tercümesi Kur’an’ın bütünlüğüne daha uygun düşmektedir. “Müşrik” veya “müşrike” puta tapanlar, Allah’a ortak koşanlara dendiği gibi, arzularını da “heva ve heveslerini ilah edinenlere” de denir. (Bkz. Furkân, 25/43). Çünkü onların, Allah’ın dışında, O’ndan daha fazla değer verdikleri ve emrine tabi oldukları heves ve arzuları var. Bu ise şirktir.
İ. Yakıt 24:3
4
Namuslu kadınlara zina isnat edip de dört şahit getiremeyenlere seksen sopa/değnek vurunuz [f’eclidû]. Artık onların şahitliğini ebediyen kabul etmeyiniz. İşte onlar yoldan çıkmış olanların [fâsikûn] tâ kendileridir.
İ. Yakıt 24:4
5
Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler/ ıslah olanlar [aslehû] müstesnadır. Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.
İ. Yakıt 24:5
6
Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi,
İ. Yakıt 24:6
7
Beşincisi de, eğer yalancılardan ise, Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.
İ. Yakıt 24:7
8
(Kadının da) kocasının yalancılardan/yalan söyleyenlerden olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit göstermesi/ dört defa Allah adına yemin etmesi, cezayı kendinden kaldırır.
İ. Yakıt 24:8
9
Beşincisi de eğer kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesidir.³ 3 Bu ayet “lian” (lanetleşme) ayetidir. Bir nevi suçlama ve savunmadır. Bu durumda hâkim onları boşar. Mahkeme esnasında kim bu lanetleşmeden kaçarsa suçlu sayılır. Bu ayet aynı zamanda kadınla erkeğin şahitlikte de eşit olduklarının hatta kadının şehadetinin daha güçlü olduğunun göstergesidir. Erkekle kadın Allah adına dörder defa yemin ediyor, beşincide ise yalan söylüyorlarsa Allah’ın laneti veya gazabını davet ediyor. Bunu her ikisi de yaparsa hüküm, kadının beraatıyla sonuçlanıyor. Aynı şartlarda, aynı yeminlerde kadın haklı bulunuyor. Eğer birilerinin dediği gibi, Kur’an’da kadının şahitliği erkeğin şahitliğinin yarısı olsaydı, kadının Allah adına yemini 8 defa yapması gerekmez miydi?
İ. Yakıt 24:9
10
Eğer Allah’ın lütuf ve merhameti sizin üzerinize olmasaydı (hâliniz nice olurdu?)⁴ Muhakkak ki Allah, Tevvâb’dır, Hakîm’dir. 4 Bakara, 2/64; Nisâ, 4/83, 113; Nur, 24/20-21
İ. Yakıt 24:10
11
O iftirayı atanlar içinizden bağnaz bir güruhtur [usbetun].⁵ Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayınız. Bilakis o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişinin kazandığı günahın karşılığı vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) günahın büyüğünü üstlenen için çok büyük bir azap vardır.⁶ 5 “Usbetun” bağnaz ve fanatik bir gruba denir. Birbirine destek veren bir güruhdur. Bugünkü anlamıyla “örgüt” denebilir. Elebaşısı ve ekibi olan bir güruhtur. Bu ayette kastedilen elebaşı münafık Abdullah bin Ubey’dir. 6 Kaynaklarda geçen olay özetle şöyledir: Hz. Peygamber Benû Mustalik Gazvesi’ne eşi Hz. Ayşe’yi de götürmüştü. Dönüşte ordu bir yerde konakladı ve bu arada Hz. Ayşe, gittiği tuvalette gerdanlığını düşürdü. Sonra fark edince tekrar geri dönüp onu aramaya başladı. Hz. Ayşe, devenin üzerinde “hevdec” denilen kapalı çadır gibi bir yerde oturduğundan, devesini süren kişi onu hevdecinin içinde sanıp orduyla birlikte hareket etti. Hz. Ayşe, konaklama yerine döndüğünde ordu çoktan gitmişti. Beklemeye başladı. Geriden artçı olarak gelen sahabeden Safvan bin es-Sulemî, hemen devesinden inip, Hz. Ayşe’yi bindirdi ve kendisi de yaya olarak ordugâha yetiştirdi. Münafıklar bunu dedikodu konusu yaptılar. Sonradan bunu duyan Hz. Ayşe, hastalandı ve babasının evine gitti. Aradan bir ay geçince, Hz. Peygamber, Hz. Ebu Bekir’in evine giderek: “Ey Ayşe! Senden bana bir söz yetişti. Şimdi eğer sen suçsuzsan, muhakkak ki Allah suçsuzluğunu ortaya çıkarır. Eğer suçluysan hemen tevbe ve istiğfar et” dedi. Hz. Ayşe de: “Suçsuz olduğumu Allah biliyor, ama siz başka sözlere inanıyorsunuz. Ne diyeyim? Allah bana sabır versin” dedi. Hz. Peygamber yerinden kalkmadan onun masumluğunu bildiren bu ayetler indi. İslam tarihinde “İfk Olayı” denen hadise budur. İslam düşmanları tarih boyunca bu olayı dillerine dolamışlar ve İslam’a saldırmışlardır. Bu saldırılar hâlâ devam etmektedir.
İ. Yakıt 24:11
12
Ne olurdu, onu duyduğunuz zaman erkek ve kadın mü’minler, birbirleri [enfusihim] hakkında iyi zan besleyip; “Bu apaçık bir iftiradır” deselerdi.
İ. Yakıt 24:12
13
(İftiracıların) ona dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki şahitleri getiremediler, işte onlar Allah katında yalancıların tâ kendileridirler.
İ. Yakıt 24:13
14
Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız o dedikodu sebebiyle size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
İ. Yakıt 24:14
15
Hani siz o (iftirayı) dilinize doluyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızdan ağıza dolaştırıyor ve bunun önemsiz bir şey olduğunu sanıyordunuz. Hâlbuki o Allah katında çok büyük (bir günahtır).
İ. Yakıt 24:15
16
Onu/o iftirayı işittiğiniz zaman: “Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Allah’ı tenzih ederiz. Bu büyük bir iftiradır [buhtân]” demeniz gerekmez miydi?
İ. Yakıt 24:16
17
Eğer inanmış kimselerseniz, bu gibi şeylere bir daha ebediyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.
İ. Yakıt 24:17
18
Allah size ayetleri açıklıyor. Çünkü O, Alîm’dir, Hakîm’dir.
İ. Yakıt 24:18
19
Mü’minler arasında hayâsızlığın [fâhişete] yayılmasını sevenler/arzu edenler var ya, onlar için dünyada ve ahirette acı verici bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
İ. Yakıt 24:19
20
Şayet üzerinize Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı (sizi hemen cezalandırırdı). Hiç şüphesiz O, Ra’ûf’tur, Rahîm’dir.
İ. Yakıt 24:20
21
Ey inananlar! Şeytanın adımlarına tabi olmayınız. Kim şeytanın adımlarına tabi olursa, muhakkak ki o, hayâsızlığı ve kötülüğü telkin eder/emreder. Eğer Allah’ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini/dileyeni temize çıkarır. Çünkü O, Semî’dir, Alîm’dir.
İ. Yakıt 24:21
22
İçinizden lütuf ve servet sahibi olanlar yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemin etmesinler. Affetsinler, aldırmasınlar/hoşgörüde bulunsunlar!⁷ Allah’ın sizi bağışlamasına sevinmez/arzu etmez misiniz? Çünkü Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir. 7 Hz. Ebu Bekir’in yardımda bulunduğu teyzesinin oğlu Mistah bin Esase de iftira olayında yer almıştı. Hz. Ebu Bekir de bundan dolayı ona yardım etmemeye yemin etmişti. Bu ayet gelince, yemininden vazgeçip yardıma devam etti. Hz. Ebu Bekir’in bu davranışı Kur’an’a bağlılığın ve bir mü’minin göstereceği hoşgörünün emsaline az rastlanır bir örneğidir.
İ. Yakıt 24:22
23
Namuslu ve hiçbir şeyden habersiz [gâfilât] mü’min kadınlara zina iftirasında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.
İ. Yakıt 24:23
24
O gün dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylerden dolayı aleyhlerine şahitlik ederler.⁸ 8 Krş. Yâsin, 36/65
İ. Yakıt 24:24
25
O gün, Allah onlara hak ettikleri hesaplarını [dînehum] tam anlamıyla görecek ve onlar da muhakkak Allah’ın apaçık bir Hakk/Hakikat olduğunu bileceklerdir.
İ. Yakıt 24:25
26
Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara lâyıktır. İşte onlar,⁹ onların söylediklerinden uzaktırlar [muberre’ûn]. Onlar için bir bağışlanma ve çok bol [kerîm] bir rızık vardır. 9 Hz. Ayşe ile Hz. Safvan kastediliyor.
İ. Yakıt 24:26
27
Ey inananlar! Kendi evlerinizden başka evlere, seslenmeden/izin almadan ve ev halkına selâm vermeden girmeyiniz. Bu sizin için daha hayırlıdır. Belki düşünüp öğüt alırsınız.
İ. Yakıt 24:27
28
Eğer orada herhangi birini bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyiniz. Eğer size “Geri dönün” denirse hemen dönün. Çünkü bu sizin için daha temiz/ nezih bir davranıştır. Zira Allah yaptıklarınızı en iyi bilendir.
İ. Yakıt 24:28
29
İçinde size ait eşya olan ve oturulmayan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. Zira Allah, açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
İ. Yakıt 24:29
30
(Ey Peygamber!) Mü’min erkeklere söyle, gözlerini (yasak olandan) sakınsınlar/çevirsinler, edep yerlerini [furûcehum] korusunlar. Bu onlar için daha nezih/temiz bir davranıştır. Allah yapmakta olduklarınızdan en iyi haberdar olandır.
İ. Yakıt 24:30