1
Andolsun ki mü’minler (gerçekten) kurtulmuştur.
2
Ki onlar namazlarında derin bir saygı içindedirler [hâşi’ûn].
3
Onlar boş sözlerden yüz çevirirler.
4
Onlar arınmak için [zekât]¹ çaba sarf edenlerdir.
1 Zekât vermek, Kur’an’da “âti’z-zekât” (zekâtı vermek, getirmek) şeklinde ifade edilir. Burada ise “zekât” yalın hâlde gelmiştir. Kök manası “arınmak” olduğu için, çeviride bunu tercih ettik. Ayrıca, bu sûre Mekkîdir. Zekât vermek, Medine’de farz olmuştur.
5
Onlar edep yerlerini/iffetlerini [furûcihim] korurlar.
6
Ancak eşleri, yani (nikâh) akdiyle sorumluluklarını üzerlerine aldıkları/sağ ellerinin altındakiler/hariç². Çünkü onlar kınanamazlar.
2 “Mâ meleket eymânukum” (sağ ellerinin altında bulunanlar) demektir. Buradan kasıt da bu ayette evlilik akdiyle sorumluluklarını üzerlerine aldıkları kimselerdir. Çünkü eymân kelimesi hem sağ hem de “yemin”in çoğuludur. Akitlerin birer yemin olduğu, sağ elin de sorumluluk ifade ettiği dikkate alınırsa, bunların nikâhlı eşler olarak anlaşılması hususunda M. Esed ile hemfikiriz. Bu konuda ciddi bir çalışma yapan Muhammed Esed’in yorumunu şöyle özetleyebiliriz: Çoğu müfessirler bu ibarenin “kadın köleler ile ilgili olduğunu ve “ev” takısının da “yahut/ veya” anlamında olduğunu, meşru seçeneklerden birine işaret için kullanıldığını ileri sürmüşlerdir. Bu geleneksel yorum, bize kadın kölelerle evlilik dışı cinsel ilişkinin meşruiyetini öngördüğü sürece doğru ve kabul edilebilir gözükmemektedir. Çünkü böyle bir öngörü Kur’an’ın kendisiyle çelişmektedir. (Bkz. Nisâ, 4/3, 24, 25; Nur, 24/32). Ayrıca “mü’minler” terimiyle, hem erkek hem kadın mü’min kastedilmektedir. “Ezvâc” (eşler) kelimesinden de hem erkek hem kadın eşlere işaret edilmektedir. Şu hâlde “sağ ellerinizin altındakiler” tabiri hiçbir şekilde “kadın köleler”le yorumlanamaz. Burada kadın ve erkek kölelerin de birlikte zikredilmesi söz konusu olamaz. Şu halde bu ibare kadın köleler/cariyelerle ilgili değildir. Nisâ 4/24’de belirtildiği gibi: “nikâh yoluyla meşru olarak sahip oldukları kimseler” anlamına geldiği âşikârdır. Şu hâlde birbirlerine meşru olarak helal olan hem erkek hem de kadın eşlere işaret etmektedir. Cümlenin başındaki “ev” takısı, genel olarak kullanılan “yahut/veya” gibi bir seçenek bildirmeyip, “yani”, “bir başka deyişle” açıklayıcı bir ifade işlevi görmektedir. Bu durumda ayetin anlamı: “eşleri, yani, (evlilik yoluyla) sahip oldukları kimseler hariç” demektir. M. Esed, Kur’an Mesajı, Tefsir Yorum, s. 689-690 ilgili notlar,
7
Kim de bundan ötesini isterse, işte onlar haddi aşanlardır.
8
Onlar/mü’minler, emanetlerine ve verdikleri sözlerine riayet edenlerdir.³
3 Krş. Nisâ,4/58
9
Onlar namazlarını koruyanlardır/devam edenlerdir.
10
İşte onlar vârislerin tâ kendileridirler.
11
Onlar Firdevs (cennetinin) vârisleridirler. Onlar orada sürekli kalırlar.
12
Andolsun ki biz insanı çamurdan gelen bir özden yarattık.
13
Sonra onu bir nutfe/spermatozoit olarak sağlam bir yere yerleştirdik.
14
Sonra nutfeyi, bir embriyon/döllenmiş yumurta/cenin [alaka]⁴ yaptık. Sonra cenini bir çiğnemlik ete benzer bir nesne [mudğa] yaptık. Sonra o bir çiğnemlik nesneden kemikler yarattık. Sonra kemiklere et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla inşa ettik. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!
4 Alaka, kan pıhtısı olarak tercüme edilemez. Kan damarlarının ceninde oluşumu daha sonradır. Alaka, nutfeden hemen sonraki etaptır ki, döllenmiş yumurtanın rahme yapışmış ve oradan beslenen durumuna işaret eder. Zaten alaka kelimesi, yapışan, tutunan ve yapıştığı yerden beslenen demektir. Bu “larve embryonnaire” (emryon kurtçuğu/cenin) denilen olaydır. Rahme yapışır ve plasenta yoluyla beslenir. Nitekim sülük adlı hayvanın adı, yapıştığı yerden beslendiği için, “alaka”dır. Alaka ayrıca, ilişki ve aşk anlamlarına da gelir. Bu kelime hakkında yazdığım bir Fransızca makalem Kahire Arap Dil Akademisi tarafından Arapçaya çevrilip, neşredildi. (1982). Makalenin Türkçesi için bkz. “Kur’an’ı Anlamak” isimli kitabımız s. 35-43, İstanbul, 2003.
15
Bütün bunlardan sonra muhakkak ki sizler elbette (bir gün) öleceksiniz.
16
Sonra da kıyamet günü mutlaka dirileceksiniz.
17
Andolsun Biz sizin üzerinize yedi yol/yedi kozmik sistem [tarâ’ik) yarattık. Biz yaratmadan asla gâfil olmadık.
18
Biz gökten belli bir ölçüye göre su indiriyoruz ve onun yerde kalmasını/eğleşmesini sağlıyoruz.⁵ Muhakkak ki onu gidermeye de gücümüz yeter.
5 Yer altı su kaynakları, yağan yağmurların, eriyen karların yer altında oluşturduğu rezervler kastediliyor.
19
Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda pek çok meyveler vardır ve onlardan da yersiniz.
20
Yine o suyla Sina Dağı’nda yetişen, yiyenlere yağ ve katık olan ağacı/ağaçları çıkarttık.
21
Muhakkak ki (evcil) hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların karınlarındaki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar vardır; etlerinden de yersiniz.
22
Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.
23
Andolsun Biz, Nûh’u kendi kavmine gönderdik.⁶ Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk ediniz. Sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. O hâlde siz hâlâ O’na karşı sorumluluk bilincinde olmayacak mısınız?”
6 Krş. A’râf, 7/59; Hûd, 11/25 vd.
24
Bunun üzerine kavminden inkâr eden ileri gelenler dediler ki: “Bu da sizin gibi bir beşerden başka biri değil. Size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi bir melek gönderirdi. Biz önceki babalarımızdan/atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
25
“Bu cinnet geçirmiş bir adamdan başka biri değildir. O hâlde onu bir müddet gözetlemeye devam ediniz.”
26
(Nûh) dedi ki: “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!”
27
Bunun üzerine Nûh’a, “Sen Biz’im gözetimimizde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap” diye vahyettik. Biz’im emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca/ kaynayan sular yükselmeye başlayınca [tennur], her cins (evcil hayvandan) birer çift ve daha önce aleyhine hüküm verilmiş olanın dışındaki aile bireylerini gemiye al. Zalimler hakkında bana hiç yalvarma! Muhakkak ki onlar boğulmayı hak etmişlerdir.⁷
7 Krş. Hûd, 11/37, 40
28
Sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz zaman, “Övgü/hamd, bizi zalimlerin kavminden kurtaran Allah’a aittir” de.
29
“Rabbim beni bereketli bir yere indir/kondur. Sen indirenlerin/konduranların en hayırlısısın” de.
30
Muhakkak ki bunda pek çok ibretler [âyât] vardır. Biz insanı elbette sınavdan geçirmekteyiz.
Sonraki 30 ayet →