Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Hac 1 / 78
1
Ey insanlar! Rabbinize karşı sorumluluk bilincinde olunuz. Muhakkak ki kıyametin sarsıntısı çok büyük/korkunç bir şeydir.
İ. Yakıt 22:1
2
Onu gördüğünüz gün, her emzikli emzirdiğini unutur, her hamile de hamile olduğu şeyi düşürür. İnsanları sarhoş görürsün, hâlbuki onlar sarhoş değildirler. Fakat Allah’ın azabı şiddetlidir.
İ. Yakıt 22:2
3
İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilmeden tartışır ve her azılı şeytana tabi olur.¹ 1 Krş. Mü’min, 40/4. Yukarıdaki ayet Nadr bin Haris ve arkadaşları hakkında nazil olmuştur. Onlar şeytan olarak vasıflandırılan kişilerdi. Her dönemde aynı vasıfları haiz kişiler olabilir.
İ. Yakıt 22:3
4
Onun hakkında şöyle yazılmıştır: “Her kim onu dost edinirse, muhakkak ki o, onu saptırır ve alevli azaba sürükler.”
İ. Yakıt 22:4
5
Ey insanlar! Yeniden dirilme konusunda reyb’de iseniz, muhakkak ki Biz sizi topraktan, sonra nutfeden/spermatozoid’den, sonra rahme yapışan döllenmiş yumurtadan/ embryon’dan [alaka], sonra şekilli veya şekilsiz bir çiğnem etten [mudğa] yarattık ki size apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek [tıfl] olarak çıkarırız², sonra da yetişip ergenlik çağına ulaşırsınız. İçinizden kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrün en rezil çağına ulaştırılır ki, sonunda bilirken bilmez hâle gelir. Yeryüzünü de kupkuru/cansız görürsün. Üzerine suyu indirdiğimiz zaman hareketlenir; kabarır ve her güzel bitkiden çift çift bitirir. 2 Krş. Mü’minûn, 32/12
İ. Yakıt 22:5
6
İşte bu gösteriyor ki; Muhakkak Allah Hakk’ın/Hakikat’in tâ kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O her şeye kâdirdir.
İ. Yakıt 22:6
7
Muhakkak ki kıyamet kesin gelecektir [lâ reybe fihâ]. Allah kabirlerde olanları diriltecektir.
İ. Yakıt 22:7
8
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce, yol göstericisi bulunmadan ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışmaya girişir.
İ. Yakıt 22:8
9
(Üstelik bunu) büyüklük taslayarak insanları Allah yolundan saptırmak için yapar. Böyle biri için dünyada rezillik vardır. Kıyamet günü de ona yakıcı azabı tattırırız.
İ. Yakıt 22:9
10
(Ey insan!) İşte bu senin kendi ellerinle yapıp önceden gönderdiklerin yüzündendir. Muhakkak ki Allah, kullarına asla zulmedici değildir.
İ. Yakıt 22:10
11
İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’a tereddüt içinde [harf]³ ibadet ederler. Ona bir hayır isabet ettiğinde, onunla huzur bulur. Şayet bir kötülük/fitne isabet etse yüzü değişir.⁴ O dünyada ve ahirette zarara uğrar. İşte apaçık zarar [husrân] budur. 3 “Ala harfin” ifadesi, uçurumun kenarında, kıyısından, ucundan, isteksiz, gönülsüz, gel-git içinde gibi anlamlara gelir. 4 Yüzünün değişmesi burada, dinden yüz çevirir anlamındadır. Çünkü ayetin devamında “dünyada ve ahirette zarara uğrar” denilerek onun dindan çıktığına işaret vardır.
İ. Yakıt 22:11
12
O, Allah’ın dışında, kendisine bir zarar ve bir fayda vermeyen şeylere yalvarır durur. İşte bu derin [ba’îd] sapıklığın tâ kendisidir.⁵ 5 Krş. En’âm, 6/71; İbrâhim, 14/18
İ. Yakıt 22:12
13
O, (bazen) zararı faydasından daha çok olanı [akrab] da çağırmaktadır.⁶ O ne kötü bir dost [mevlâ], ne kötü bir arkadaştır! [aşîr]. 6 Çağrılan putların zararının faydasından daha çok olması onların canlı putlar olduğunun delilidir. Bir diğer delil de burada kullanılan “men” edatıdır. Zira bu edat Arapçada canlılar için kullanılır. Krş. Ahkâf, 46/5
İ. Yakıt 22:13
14
Muhakkak ki Allah, inanıp iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Hiç şüphesiz Allah dilediğini yapar.
İ. Yakıt 22:14
15
Her kim Allah’ın ona/peygamberine⁷ dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa, göğe bir sebeple uzansın, sonra da (ayaklarını) yerden kessin de bir baksın bakalım; bu tuzağı öfkesini giderebiliyor mu? 7 Krş. Yûnus, 10/103; Mü’min, 40/51; Fetih,48/6
İ. Yakıt 22:15
16
İşte Biz onu/Kur’an’ı böylece apaçık ayetlerle indirdik. Muhakkak ki Allah, dilediğini/dileyeni doğru yola iletir.⁸ 8 Buradaki “yeşâ” fiili çift özne almaya müsait bir konumdadır.
İ. Yakıt 22:16
17
Muhakkak ki iman edenlere, Yahudilere, Sabiilere, Hıristiyanlara ve Mecusilere ve şirk koşanlara gelince, Allah kıyamet günü onların arasında hüküm verecektir. Allah hiç şüphesiz her şeye şahittir.
İ. Yakıt 22:17
18
Muhakkak ki göklerde ve yerde olan kimselerin⁹, güneşin, ayın, yıldızların dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan birçoğunun Allah’a secde ettiklerini görmedin mi?¹⁰ Pek çoğunun üzerine azap hak olmuştur. Allah kimi alçaltırsa ona ikramda bulunacak/değer verecek kimse yoktur. Muhakkak ki Allah dilediğini yapar.¹¹ 9 Bu ayette göklerdeki kimselerden bahsedilmektedir. Her ne kadar klasik müfessirler bunların melekler olabileceğini söylese de pekâlâ başka canlı varlıklar da olabilir. Ayeti böyle anlamamıza engel bir şey yok. 10 Görmekten maksat, anlamak ve idrak etmektir. 11 Bu ayet secde ayetidir.
İ. Yakıt 22:18
19
İşte bu iki hasım taraflar¹² Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkâr edenler için ateşten gömlek/giysi [siyâb] biçilmiştir. Başlarının üzerinden de kaynar su dökülür! 12 Mü’minler ve kâfirler
İ. Yakıt 22:19
20
Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir.
İ. Yakıt 22:20
21
Onlar için demirden topuzlar/kıskaçlar vardır.
İ. Yakıt 22:21
22
Her ne zaman oranın ıstırabından dolayı oradan çıkmak isteseler oraya geri döndürülürler: “Yakıcı azabı tadınız!” (denilir).
İ. Yakıt 22:22
23
Muhakkak ki Allah, inanıp iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapanları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Onlar orada altından bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki giysileri de ipektir.
İ. Yakıt 22:23
24
Onlar hem sözün güzel olanına hem de Hamîd olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.
İ. Yakıt 22:24
25
Muhakkak ki inkâr edenlere, Allah’ın yolundan ve içinde mukim¹³ ve misafir bütün herkesi eşit kıldığımız Mescid-i Harâm’dan insanları alıkoyanlara, zulüm ile haktan sapmak isteyene, Biz de can yakıcı bir azabı tattırırız. 13 Mekke’de oturanlar kastedilmektedir.
İ. Yakıt 22:25
26
Hani Biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini belirlemiş ve (şöyle buyurmuştuk): “Bana hiçbir şeyi ortak koşma, evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temiz tut!”¹⁴ 14 Krş. Bakara, 2/196; Âl-i İmrân, 3/97; İbrâhim, 14/37
İ. Yakıt 22:26
27
(Ey Peygamber!), İnsanlar arasında haccı ilan et ki gerek yaya ve gerekse hızlı yol alan binitler [dâmir] üzerinde uzak her bir yoldan sana gelsinler.
İ. Yakıt 22:27
28
Kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde keserken/kurban ederken Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyiniz, darlık içindeki fakire de yediriniz.
İ. Yakıt 22:28
29
Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atîk’i¹⁵/Kâbe’yi tavaf etsinler. 15 Sözlükte eski, kadim, yaşlı, bağımsız, sağlam ve muteber gibi anlamları vardır (İbn Manzûr, Belot).
İ. Yakıt 22:29
30
İşte böyle, kim Allah’ın hükümlerine/yasaklarına [hurumât] saygı gösterirse Rabbinin katında onun için daha hayırlıdır. Haram olduğu size okunarak bildirilenlerin dışındaki hayvanlar size helâl kılındı.¹⁶ O hâlde putların pisliğinden kaçının, amacından sapmış sözden [zûr] de kaçının. 16 Bkz. Mâide, 5/3
İ. Yakıt 22:30