2
(Ey Peygamber!) Biz sana Kur’an’ı sıkıntı çekesin/bedbaht olasın [teşkâ] diye indirmedik.¹
1 Rivayete göre, Hz. Peygamber’in ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri “Allah, Muhammed’e Kur’an’ı sıkıntı çeksin diye indirmiş” demeleri üzerine bu ayet inmiştir.
3
Ancak Allah’tan saygıyla ürperenlere [haşiye]² bir öğüt olsun diye.
2 “Haşiye” fiili her ne kadar korkmakla tercüme edilse de aslında Allah’ın görkem ve yüceliği karşısında insanın saygıdan bir ürperti duymasıdır. Yoksa Allah korkusu denen şey, herhangi bir nesneden korkmak gibi olmadığından bu anlayışı tercümemize yansıttık. Kur’an, Allah’tan korkmayı kastettiği zaman “havf” (korku) kelimesini kullanır.
4
O, yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.
5
Rahmân, Arş’a³ yönelmiştir/kurulmuştur.
3 Arş: Kudret ve hükümranlık tahtıdır. Sonsuz kudret makamıdır.
6
Göklerdeki, yerdeki, bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey yalnızca O’nundur.
7
(Ey Peygamber!) Eğer sen sözü istersen açığa vur, muhakkak ki O, gizliyi ve ondan daha gizliyi de bilmektedir.⁴
4 Krş. Tevbe, 9/78
8
Allah’tan başka tanrı yoktur. En güzel isimler O’nundur.
9
(Ey Peygamber!) Musa’nın haberi sana gelmedi mi?
10
Hani o bir ateş görmüştü de ailesine, “Siz burada bekleyin! Doğrusu ben bir ateş gördüm. Belki oradan size bir kor getiririm yahut ateşin yanında bir yol gösteren bulurum” demişti.
11
Oraya gelince, “Ey Musa!” diye kendisine seslenildi.
12
“Muhakkak ki Ben senin Rabbinim! Pabuçlarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuva’dasın.”⁵
5 Zamahşerî iki kere kutsanmış vadi görüşündedir. Birincisi Allah’ın konuştuğu vadidir, ikincisi aynı vadide Hz. Musa’ya peygamberlik verilmiştir.
13
“Ben seni (elçi olarak) seçtim. Öyleyse vahyolunana kulak ver.”
14
“Muhakkak ki Ben Allah’ım, Ben’den başka tanrı yok! O hâlde Bana ibadet et ve Beni anmak için dosdoğru namaz kıl.”
15
“Her ne kadar gizlesem de kıyamet günü [es-sa’at], herkesin yaptıklarının karşılığını görmesi için mutlaka gelecektir.”
16
O hâlde, ona inanmayan ve nefsinin arzularına tabi olan kimse sakın seni ondan alıkoymasın; yoksa değerini yitirirsin.
17
(Allah), “O sağ elindeki nedir Ey Musa?” diye sordu.
18
O da: “O benim asamdır; ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Ondan daha birçok işlerde faydalanırım” dedi.
19
Allah, “Onu yere at/bırak ey Musa!” dedi.
20
O da onu bırakınca, bir de ne görsün, asa hızla sürünen bir yılan [hayye] olmuş.
21
Buyurdu ki: “Onu al/tut ve sakın korkma! Biz onu eski/ ilk hâline döndüreceğiz.”
22
“Şimdi de elini koynuna sok. Bir diğer mucize [âyet] olarak, bir hastalık olmaksızın, elin bembeyaz çıksın!”
23
“Böylece sana büyük mucizelerimizden [âyâtinâ] göstermiş olalım.”
24
“Şimdi sen Firavun’a git, çünkü o iyice azdı.”
25
Musa, “Rabbim! Gönlümü/sadrımı aç,”
26
“Bana işimi kolaylaştır,”
28
“Ki sözümü anlasınlar.”
29
“Bana ailemden bir vezir/yardımcı ver”⁶
6 Vezir: Yük taşıyan anlamındadır. Sonraları idari kademede görev yapan “bakan” düzeyindeki kişilere, devletin yükü omuzlarında anlamında “vezir” denmiştir.
Sonraki 30 ayet →