Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Ta Ha 1 / 135
1
Tâ, Hâ,
İ. Yakıt 20:1
2
(Ey Peygamber!) Biz sana Kur’an’ı sıkıntı çekesin/bedbaht olasın [teşkâ] diye indirmedik.¹ 1 Rivayete göre, Hz. Peygamber’in ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri “Allah, Muhammed’e Kur’an’ı sıkıntı çeksin diye indirmiş” demeleri üzerine bu ayet inmiştir.
İ. Yakıt 20:2
3
Ancak Allah’tan saygıyla ürperenlere [haşiye]² bir öğüt olsun diye. 2 “Haşiye” fiili her ne kadar korkmakla tercüme edilse de aslında Allah’ın görkem ve yüceliği karşısında insanın saygıdan bir ürperti duymasıdır. Yoksa Allah korkusu denen şey, herhangi bir nesneden korkmak gibi olmadığından bu anlayışı tercümemize yansıttık. Kur’an, Allah’tan korkmayı kastettiği zaman “havf” (korku) kelimesini kullanır.
İ. Yakıt 20:3
4
O, yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.
İ. Yakıt 20:4
5
Rahmân, Arş’a³ yönelmiştir/kurulmuştur. 3 Arş: Kudret ve hükümranlık tahtıdır. Sonsuz kudret makamıdır.
İ. Yakıt 20:5
6
Göklerdeki, yerdeki, bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey yalnızca O’nundur.
İ. Yakıt 20:6
7
(Ey Peygamber!) Eğer sen sözü istersen açığa vur, muhakkak ki O, gizliyi ve ondan daha gizliyi de bilmektedir.⁴ 4 Krş. Tevbe, 9/78
İ. Yakıt 20:7
8
Allah’tan başka tanrı yoktur. En güzel isimler O’nundur.
İ. Yakıt 20:8
9
(Ey Peygamber!) Musa’nın haberi sana gelmedi mi?
İ. Yakıt 20:9
10
Hani o bir ateş görmüştü de ailesine, “Siz burada bekleyin! Doğrusu ben bir ateş gördüm. Belki oradan size bir kor getiririm yahut ateşin yanında bir yol gösteren bulurum” demişti.
İ. Yakıt 20:10
11
Oraya gelince, “Ey Musa!” diye kendisine seslenildi.
İ. Yakıt 20:11
12
“Muhakkak ki Ben senin Rabbinim! Pabuçlarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuva’dasın.”⁵ 5 Zamahşerî iki kere kutsanmış vadi görüşündedir. Birincisi Allah’ın konuştuğu vadidir, ikincisi aynı vadide Hz. Musa’ya peygamberlik verilmiştir.
İ. Yakıt 20:12
13
“Ben seni (elçi olarak) seçtim. Öyleyse vahyolunana kulak ver.”
İ. Yakıt 20:13
14
“Muhakkak ki Ben Allah’ım, Ben’den başka tanrı yok! O hâlde Bana ibadet et ve Beni anmak için dosdoğru namaz kıl.”
İ. Yakıt 20:14
15
“Her ne kadar gizlesem de kıyamet günü [es-sa’at], herkesin yaptıklarının karşılığını görmesi için mutlaka gelecektir.”
İ. Yakıt 20:15
16
O hâlde, ona inanmayan ve nefsinin arzularına tabi olan kimse sakın seni ondan alıkoymasın; yoksa değerini yitirirsin.
İ. Yakıt 20:16
17
(Allah), “O sağ elindeki nedir Ey Musa?” diye sordu.
İ. Yakıt 20:17
18
O da: “O benim asamdır; ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Ondan daha birçok işlerde faydalanırım” dedi.
İ. Yakıt 20:18
19
Allah, “Onu yere at/bırak ey Musa!” dedi.
İ. Yakıt 20:19
20
O da onu bırakınca, bir de ne görsün, asa hızla sürünen bir yılan [hayye] olmuş.
İ. Yakıt 20:20
21
Buyurdu ki: “Onu al/tut ve sakın korkma! Biz onu eski/ ilk hâline döndüreceğiz.”
İ. Yakıt 20:21
22
“Şimdi de elini koynuna sok. Bir diğer mucize [âyet] olarak, bir hastalık olmaksızın, elin bembeyaz çıksın!”
İ. Yakıt 20:22
23
“Böylece sana büyük mucizelerimizden [âyâtinâ] göstermiş olalım.”
İ. Yakıt 20:23
24
“Şimdi sen Firavun’a git, çünkü o iyice azdı.”
İ. Yakıt 20:24
25
Musa, “Rabbim! Gönlümü/sadrımı aç,”
İ. Yakıt 20:25
26
“Bana işimi kolaylaştır,”
İ. Yakıt 20:26
27
“Dilimin bağını çöz”
İ. Yakıt 20:27
28
“Ki sözümü anlasınlar.”
İ. Yakıt 20:28
29
“Bana ailemden bir vezir/yardımcı ver”⁶ 6 Vezir: Yük taşıyan anlamındadır. Sonraları idari kademede görev yapan “bakan” düzeyindeki kişilere, devletin yükü omuzlarında anlamında “vezir” denmiştir.
İ. Yakıt 20:29
30
“Kardeşim Harun’u”
İ. Yakıt 20:30