Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Nahl 1 / 128
1
Allah’ın emri (mutlaka) gelir.¹ Onun acele gelmesini istemeyiniz. O, koştukları ortaklardan münezzehtir ve yüceler yücesidir. 1 “Etâ” (geldi) anlamında olup mazi kipiyle gelmiştir. Kur’an’a göre, henüz gerçekleşmemiş bir fiil eğer mazi kipiyle gelmişse o şeyin mutlaka gerçekleşeceğini beyan eder.
İ. Yakıt 16:1
2
Allah, “Muhakkak ki Ben’den başka tanrı yoktur, Öyleyse Bana karşı sorumluluk bilincinde olunuz” diye (insanları) uyarmaları için, emrini içeren vahy ile [bi’r-rûh]² melekleri kullarından dilediğine indirir. 2 Ruh kavramı burada vahy anlamında kullanılmıştır.
İ. Yakıt 16:2
3
Gökleri ve yeri bir plan dâhilinde/hak ile yaratmıştır³. O, Onların koştukları ortaklardan yücedir. 3 Bilindiği gibi “hak” kelimesi semantik olarak, Allah’ın fiiline nispet edilirse, “bir plan dâhilinde”, “bir plana göre”, “olması gerektiği gibi”, “yerli yerince”, “en uygun şekilde” diye tercüme edilebilir. Allah’ın bir plan dâhilinde yaratması, evreni boşuna yaratmadığını, onu yaratmasında elbette yüce bir maksat ve yüce bir hikmet olduğunu gösterir.
İ. Yakıt 16:3
4
O, insanı bir nutfeden/spermatozoid’den yaratmıştır.⁴ O ise apaçık bir hasım kesilmiştir. 4 “Nutfe”yi spermatozoid olarak tercüme ettik. “Meni” ise sperma’dır. Rahme bırakılan meninin/spermanın genelde sadece biri yumurtayı döllediğinden nutfeyi spermatozoid olarak tercümemizde gösterdik.
İ. Yakıt 16:4
5
Hayvanları [en’âm] da O yaratmıştır. Onlarda sizin için ısıtacak şeyler ve birçok yararlar vardır. Onların etlerini de yersiniz.
İ. Yakıt 16:5
6
Onları (akşamleyin) getirirken de (sabahleyin) salıverirken de onlarda sizin için bir güzellik [cemâl] vardır.
İ. Yakıt 16:6
7
Onlar, ancak büyük bir meşakkatle ulaşabileceğiniz bir beldeye yüklerinizi taşırlar. Muhakkak ki Rabbiniz Ra’ûf’tur, Rahîm’dir.
İ. Yakıt 16:7
8
Hem binesiniz diye hem de süs [zînet] olarak; atları, katırları ve merkepleri de yarattı. O sizin bilmediğiniz daha nice şeyler yaratır.
İ. Yakıt 16:8
9
Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de var. Şayet O dileseydi hepinizi toptan doğru yola ulaştırırdı.⁵ 5 Krş. En’âm, 6/149
İ. Yakıt 16:9
10
Gökten sizin için su/yağmur indiren O’dur. İçeceğiniz ondan ve (hayvanlarınızı) otlattığınız bitkiler [şecerun] de ondandır.
İ. Yakıt 16:10
11
Onunla sizin için ekini, zeytini, hurmayı, üzümü ve her türlü ürünü bitirir. Muhakkak ki bunda düşünen bir toplum [kavm] için ibretler [âyât] vardır.
İ. Yakıt 16:11
12
Sizin (yararlanmanız) için geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı (koyduğu yasalara) boyun eğdirmiştir. Yıldızlar da O’nun emriyle boyun eğmişlerdir. Muhakkak ki bunda aklını kullanan bir topluluk [kavm] için elbette ibretler [âyât] vardır.
İ. Yakıt 16:12
13
Sizin için yeryüzündeki çeşitli renk ve biçimdeki şeyleri de (boyun eğdirmiştir). Muhakkak ki bunda öğüt alan topluluk [kavm] için bir ibret [âyet] vardır.
İ. Yakıt 16:13
14
O, taze et/deniz ürünleri yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin emrinize verendir. Gemilerin denizi yara yara akıp gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O’nun lütfunu aramanız ve O’na şükretmeniz içindir.
İ. Yakıt 16:14
15
O, yeryüzünde çalkalanmamanız/sarsıntıları daha az hissetmeniz için⁶ sağlam dağlar [revâsi] ve yolunuzu bulabilmeniz için de (nice) nehirler ve yollar meydana getirdi/koydu [elkâ]. 6 Meâllerde genellikle “Sarsılmayasınız diye sabit dağlar yarattık” veya “Sizi sarsmaması için sabit dağlar yarattık” şeklinde tercümeler görülmektedir. Aslında “Sarsılmamanız veya sarsıntıları daha az hissetmeniz için sağlam dağlar var ettik” şeklinde olmalıdır. Semantik analiz bunu gerektiriyor. Biz bunu tercümeye yansıttık. Zaten bilimsel olarak doğru olan da budur. Nitekim jeolojik olarak depremler en fazla dağlık bölgelerde oluyor. Dağların mevcudiyeti bu sarsıntıları daha az hissetmemizi sağlıyor. Ayrıca dağlar sabit değil sağlam olup yer kabuğu üzerinde hareket halindedirler.
İ. Yakıt 16:15
16
(Daha nice) işaretler (koydu). Onlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
İ. Yakıt 16:16
17
Yaratan, hiç yarat(a)mayan gibi olur mu? Hâlâ öğüt almıyor musunuz?
İ. Yakıt 16:17
18
Eğer Allah’ın nimet(ler)ini saymaya kalkarsanız, sayamazsınız. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
İ. Yakıt 16:18
19
Allah gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir.
İ. Yakıt 16:19
20
Allah’tan başka çağırdıkları/yalvardıkları hiçbir şey yaratamazlar; zaten kendileri yaratılmıştır.
İ. Yakıt 16:20
21
Onlar diri değil ölüdürler. Ne zaman diriltileceklerinin bile farkında değildirler.⁷ 7 Krş. Neml, 27/65
İ. Yakıt 16:21
22
Tanrı’nız bir tek Tanrı’dır. Ahirete inanmayanlara gelince, onların kalpleri inkârcıdır ve kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.
İ. Yakıt 16:22
23
Şüphe yoktur ki [lâ cereme] Allah onların gizlediklerini de ve açıkladıklarını da bilir. Muhakkak ki O, büyüklük taslayanları sevmez.
İ. Yakıt 16:23
24
Onlara, “Rabbinizin indirdiği şey nedir?” denildiği zaman, “Öncekilerin/evvelkilerin masalları” derler.
İ. Yakıt 16:24
25
Böylece onlar kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenmiş olurlar.⁸ O yüklendikleri yük ne kötüdür, bir bilseniz! 8 Krş. Ankebût, 29/13. Hz. Peygamber bu konuda şöyle diyor: “Başkalarını doğru yoldan ayrılmaya çağıran kimseye de kendisine uyanların günahı kadar günah yazılır” (Müslim İlim, 16).
İ. Yakıt 16:25
26
Andolsun, kendilerinden öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah da binalarını temellerinden yıkmış [fe-etâ] ve üstlerindeki tavan da başlarına çökmüştü. Çünkü azap farkına varamadıkları yerden gelmişti.
İ. Yakıt 16:26
27
Sonra kıyamet günü Allah, “Uğruna (inananlarla) kavga ettiğiniz/ayrı düştüğünüz Bana ortak koştuğunuz şeyler/ tanrılarınız nerede hani?” diyerek onları rezil edecektir. Kendilerine ilim verilenler de “Bugün rezillik [hızye] ve kötülük kâfirlerin üzerinedir” derler.
İ. Yakıt 16:27
28
Nefislerine zulmederken meleklerin canlarını aldığı⁹ kimseler, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk!” diyerek hemen teslim olurlar. “Bilakis! Allah sizin yapmakta olduklarınız şeyleri muhakkak bilmektedir.” 9 Krş. Enfâl, 8/50
İ. Yakıt 16:28
29
(Onlara) “Haydi, içinde sürekli kalacağınız cehennemin kapılarına girin!” (denilir). Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!
İ. Yakıt 16:29
30
Sorumluluk bilincinde olanlara, “Rabbiniz ne indirdi?” dendiğinde onlar da, “Hayır”¹⁰ diye cevap verirler. Bu dünyada güzel/iyi işler yapanlara güzellik/iyilik [hasene]¹¹ vardır. Ahiret yurdu onlar için daha hayırlıdır. Sorumluluk bilincinde olanların yurdu ne güzeldir! 10 İyilik güzellik anlamında “hayır”. 11 “Hasene” Arapçada “hüsn” kökünden gelir. Mutluluk veren, insanı sevince boğan ve beğenilen her şey demektir. Mutluluk veren her nimettir. Üç kısma ayrılır: 1) Akıl tarafından beğenilen 2) Heva tarafından beğenilen ve 3) Duyular tarafından beğenilen. İyilik ve güzelliğin genel adıdır. Bolluk, bereket, genişlik, zenginlik, aranılan şeye ulaşmak anlamları vardır. Seyyie”nin zıttıdır. (Ragıp). Krş. Nisa, 4/78
İ. Yakıt 16:30