1
Allah’ın emri (mutlaka) gelir.¹ Onun acele gelmesini istemeyiniz. O, koştukları ortaklardan münezzehtir ve yüceler yücesidir.
1 “Etâ” (geldi) anlamında olup mazi kipiyle gelmiştir. Kur’an’a göre, henüz gerçekleşmemiş bir fiil eğer mazi kipiyle gelmişse o şeyin mutlaka gerçekleşeceğini beyan eder.
2
Allah, “Muhakkak ki Ben’den başka tanrı yoktur, Öyleyse Bana karşı sorumluluk bilincinde olunuz” diye (insanları) uyarmaları için, emrini içeren vahy ile [bi’r-rûh]² melekleri kullarından dilediğine indirir.
2 Ruh kavramı burada vahy anlamında kullanılmıştır.
3
Gökleri ve yeri bir plan dâhilinde/hak ile yaratmıştır³. O, Onların koştukları ortaklardan yücedir.
3 Bilindiği gibi “hak” kelimesi semantik olarak, Allah’ın fiiline nispet edilirse, “bir plan dâhilinde”, “bir plana göre”, “olması gerektiği gibi”, “yerli yerince”, “en uygun şekilde” diye tercüme edilebilir. Allah’ın bir plan dâhilinde yaratması, evreni boşuna yaratmadığını, onu yaratmasında elbette yüce bir maksat ve yüce bir hikmet olduğunu gösterir.
4
O, insanı bir nutfeden/spermatozoid’den yaratmıştır.⁴ O ise apaçık bir hasım kesilmiştir.
4 “Nutfe”yi spermatozoid olarak tercüme ettik. “Meni” ise sperma’dır. Rahme bırakılan meninin/spermanın genelde sadece biri yumurtayı döllediğinden nutfeyi spermatozoid olarak tercümemizde gösterdik.
5
Hayvanları [en’âm] da O yaratmıştır. Onlarda sizin için ısıtacak şeyler ve birçok yararlar vardır. Onların etlerini de yersiniz.
6
Onları (akşamleyin) getirirken de (sabahleyin) salıverirken de onlarda sizin için bir güzellik [cemâl] vardır.
7
Onlar, ancak büyük bir meşakkatle ulaşabileceğiniz bir beldeye yüklerinizi taşırlar. Muhakkak ki Rabbiniz Ra’ûf’tur, Rahîm’dir.
8
Hem binesiniz diye hem de süs [zînet] olarak; atları, katırları ve merkepleri de yarattı. O sizin bilmediğiniz daha nice şeyler yaratır.
9
Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de var. Şayet O dileseydi hepinizi toptan doğru yola ulaştırırdı.⁵
5 Krş. En’âm, 6/149
10
Gökten sizin için su/yağmur indiren O’dur. İçeceğiniz ondan ve (hayvanlarınızı) otlattığınız bitkiler [şecerun] de ondandır.
11
Onunla sizin için ekini, zeytini, hurmayı, üzümü ve her türlü ürünü bitirir. Muhakkak ki bunda düşünen bir toplum [kavm] için ibretler [âyât] vardır.
12
Sizin (yararlanmanız) için geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı (koyduğu yasalara) boyun eğdirmiştir. Yıldızlar da O’nun emriyle boyun eğmişlerdir. Muhakkak ki bunda aklını kullanan bir topluluk [kavm] için elbette ibretler [âyât] vardır.
13
Sizin için yeryüzündeki çeşitli renk ve biçimdeki şeyleri de (boyun eğdirmiştir). Muhakkak ki bunda öğüt alan topluluk [kavm] için bir ibret [âyet] vardır.
14
O, taze et/deniz ürünleri yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin emrinize verendir. Gemilerin denizi yara yara akıp gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O’nun lütfunu aramanız ve O’na şükretmeniz içindir.
15
O, yeryüzünde çalkalanmamanız/sarsıntıları daha az hissetmeniz için⁶ sağlam dağlar [revâsi] ve yolunuzu bulabilmeniz için de (nice) nehirler ve yollar meydana getirdi/koydu [elkâ].
6 Meâllerde genellikle “Sarsılmayasınız diye sabit dağlar yarattık” veya “Sizi sarsmaması için sabit dağlar yarattık” şeklinde tercümeler görülmektedir. Aslında “Sarsılmamanız veya sarsıntıları daha az hissetmeniz için sağlam dağlar var ettik” şeklinde olmalıdır. Semantik analiz bunu gerektiriyor. Biz bunu tercümeye yansıttık. Zaten bilimsel olarak doğru olan da budur. Nitekim jeolojik olarak depremler en fazla dağlık bölgelerde oluyor. Dağların mevcudiyeti bu sarsıntıları daha az hissetmemizi sağlıyor. Ayrıca dağlar sabit değil sağlam olup yer kabuğu üzerinde hareket halindedirler.
16
(Daha nice) işaretler (koydu). Onlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
17
Yaratan, hiç yarat(a)mayan gibi olur mu? Hâlâ öğüt almıyor musunuz?
18
Eğer Allah’ın nimet(ler)ini saymaya kalkarsanız, sayamazsınız. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
19
Allah gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir.
20
Allah’tan başka çağırdıkları/yalvardıkları hiçbir şey yaratamazlar; zaten kendileri yaratılmıştır.
21
Onlar diri değil ölüdürler. Ne zaman diriltileceklerinin bile farkında değildirler.⁷
7 Krş. Neml, 27/65
22
Tanrı’nız bir tek Tanrı’dır. Ahirete inanmayanlara gelince, onların kalpleri inkârcıdır ve kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.
23
Şüphe yoktur ki [lâ cereme] Allah onların gizlediklerini de ve açıkladıklarını da bilir. Muhakkak ki O, büyüklük taslayanları sevmez.
24
Onlara, “Rabbinizin indirdiği şey nedir?” denildiği zaman, “Öncekilerin/evvelkilerin masalları” derler.
25
Böylece onlar kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenmiş olurlar.⁸ O yüklendikleri yük ne kötüdür, bir bilseniz!
8 Krş. Ankebût, 29/13. Hz. Peygamber bu konuda şöyle diyor: “Başkalarını doğru yoldan ayrılmaya çağıran kimseye de kendisine uyanların günahı kadar günah yazılır” (Müslim İlim, 16).
26
Andolsun, kendilerinden öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah da binalarını temellerinden yıkmış [fe-etâ] ve üstlerindeki tavan da başlarına çökmüştü. Çünkü azap farkına varamadıkları yerden gelmişti.
27
Sonra kıyamet günü Allah, “Uğruna (inananlarla) kavga ettiğiniz/ayrı düştüğünüz Bana ortak koştuğunuz şeyler/ tanrılarınız nerede hani?” diyerek onları rezil edecektir. Kendilerine ilim verilenler de “Bugün rezillik [hızye] ve kötülük kâfirlerin üzerinedir” derler.
28
Nefislerine zulmederken meleklerin canlarını aldığı⁹ kimseler, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk!” diyerek hemen teslim olurlar. “Bilakis! Allah sizin yapmakta olduklarınız şeyleri muhakkak bilmektedir.”
9 Krş. Enfâl, 8/50
29
(Onlara) “Haydi, içinde sürekli kalacağınız cehennemin kapılarına girin!” (denilir). Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!
30
Sorumluluk bilincinde olanlara, “Rabbiniz ne indirdi?” dendiğinde onlar da, “Hayır”¹⁰ diye cevap verirler. Bu dünyada güzel/iyi işler yapanlara güzellik/iyilik [hasene]¹¹ vardır. Ahiret yurdu onlar için daha hayırlıdır. Sorumluluk bilincinde olanların yurdu ne güzeldir!
10 İyilik güzellik anlamında “hayır”. 11 “Hasene” Arapçada “hüsn” kökünden gelir. Mutluluk veren, insanı sevince boğan ve beğenilen her şey demektir. Mutluluk veren her nimettir. Üç kısma ayrılır: 1) Akıl tarafından beğenilen 2) Heva tarafından beğenilen ve 3) Duyular tarafından beğenilen. İyilik ve güzelliğin genel adıdır. Bolluk, bereket, genişlik, zenginlik, aranılan şeye ulaşmak anlamları vardır. Seyyie”nin zıttıdır. (Ragıp). Krş. Nisa, 4/78
Sonraki 30 ayet →