Ana SayfaMealler › İsmail Yakıt
İY

İsmail Yakıt

İsmail Yakıt
İsmail Yakıt meali ile okumaya başla
Rad 1 / 43
1
Elif, Lâm, Mîm, Râ. İşte bunlar Kitab’ın ayetleridir. Rabbinden sana indirilen gerçeğin tâ kendisidir [el-hak]¹. Fakat insanların çoğu inanmazlar. 1 Krş. Bakara, 2/2; Yûnus, 10/1
İ. Yakıt 13:1
2
Şu gökleri, görülebilir bir dayanak/direk [amed] olmaksızın yükselten, sonra da Arş’a yönelen/hükmeden, Güneşi ve Ay’ı buyruğu altına alan [sehhare] ve onların her birini belli bir süreye kadar kendi seyrinde/yörüngesinde akıtan, işleri düzenleyen ve ayetleri ayrıntılarıyla açıklayan Allah’tır. Ola ki Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
İ. Yakıt 13:2
3
Yeryüzünü yayıp genişleten, orada sağlam dağlar ve nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceye bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda düşünen bir toplum [kavm] için ibretler [âyât] vardır.
İ. Yakıt 13:3
4
Yeryüzünde hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komşu/sınır toprak parçaları, üzüm bağları, ekinler ve çatallı veya çatalsız hurma ağaçları vardır. Fakat onların ürünlerini [ukul] birbirlerinden (şekil ve lezzetçe) farklı kıldık [nufaddıl]. Muhakkak ki bunlarda aklını kullanan bir toplum [kavm] için ibretler [âyât] vardır.
İ. Yakıt 13:4
5
(Ey Peygamber!) Eğer şaşacaksan asıl onların, “Toprak olunca mı şüphesiz yeniden yaratılacağız?” demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarında demir halkalar olanlardır ve işte onlar ateş ehlidirler, orada sürekli kalırlar.
İ. Yakıt 13:5
6
Onlar senden, (başlarına) iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Hâlbuki onlardan önce, ibret alınacak benzeri (nice azaplar) gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin insanların zulümlerine rağmen mağfiret sahibidir. Muhakkak ki Rabbin azabı şiddetli olandır.
İ. Yakıt 13:6
7
İnkâr edenler, “Ona Rabbinden bir mucize [âyet] indirilmeli değil miydi?” diyorlar. (Ey Peygamber!) sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun [kavm] bir yol göstericisi vardır.
İ. Yakıt 13:7
8
Allah, her dişinin neye yüklü olduğunu/gebe kaldığını ve rahimlerin neyi eksiltip neyi çoğaltacağını bilir. Çünkü her şey O’nun katında belli bir ölçüye göredir.
İ. Yakıt 13:8
9
O, algılanamayanı [ğayb] ve algılananı [şehâde] bilendir. Kebîr’dir², Mute’âl’dir.³ 2 El-Kebîr: Çok büyük, çok ulu. 3 El-Mute’âl: Zat itibariyle aşkın, yüceler yücesi.
İ. Yakıt 13:9
10
(Allah’a göre) sözünü gizleyen de açıkça söyleyen de gece gizlenen de gündüz görünen de fark etmez/hepsini bilir.
İ. Yakıt 13:10
11
Onun/insanın önünden ve arkasından izleyenler vardır. Onu Allah’ın emrinden (dolayı) gözetip korumaktadırlar. Muhakkak ki, bir toplum [kavm] kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Eğer Allah bir topluma [kavm] bir kötülük dilerse artık onu geri çevirecek yoktur. Zaten onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.
İ. Yakıt 13:11
12
Korku ve umut olarak size şimşeği⁴ gösteren ve yağmur yüklü bulutları meydana getiren O’dur. 4 Şimşek gören insan korku ve umut arasındadır. Şimşek çakmasını, gök gürlemesi ve yıldırım takip eder. Bu da onun bir yere düşmesinden ve tahribatından dolayı insan korkuya kapılır ama yağmurun da habercisi olduğundan dolayı umutlanır.
İ. Yakıt 13:12
13
Gök gürültüsü Allah’ı överek, melekler de O’ndan korkarak tesbih ederler⁵. O, yıldırımları gönderir, onlarla dilediğine çarptırır. Onlar Allah’ın pek güçlü olduğunu bildikleri hâlde yine de O’nun (kudreti) hakkında tartışıp duruyorlar. 5 Keşşâf sahibi Zamahşerî’ye göre, Allah’ı tesbih eden gök gürültüsünün kendisi değil, bunu duyan insandır. Bu görüşe biz de katılıyoruz. Çünkü gök gürlemesi, şimşek, yıldırım vs. birer tabiat olayı olup, sünnetullah gereği yani Allah’ın tabiata bahşettiği yasalar gereği meydana gelirler. Aslında Allah’ı anan, hatırlayan ve tesbih eden insandır. Nitekim Türkçemizde bazıları için “Gök gürlemeyince Allah demez” diye bir söz vardır.
İ. Yakıt 13:13
14
Gerçek dua/ibadet ancak O’nadır. O’ndan başka çağırdıkları kendilerine hiçbir cevap vermezler. Onların durumu tıpkı suyun ağzına gelmesi için avuçlarını suya açmış bekleyen adamın durumu gibidir. Hiçbir zaman suya kavuşamaz. İşte inkârcıların duası da böyle boşunadır [dalâl].
İ. Yakıt 13:14
15
Göklerde ve yerde olanlar ve onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez Allah’a secde etmektedirler.⁶ 6 Bu ayet secde ayetidir.
İ. Yakıt 13:15
16
(Ey Peygamber!) onlara,“Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” (diye sor ve) “Allah’tır” de. “O’nu bırakıp da kendilerine dahi bir fayda ve bir zararı olmayan dostlar mı edindiniz?” de. “Kör ile gören bir olur mu?” veya karanlıklarla aydınlık bir midir?” de. Yoksa Allah’a O’nun yaratması gibi yaratması olan ortaklar buldular da yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.” Çünkü O, Vâhid’dir, Kahhâr’dır.
İ. Yakıt 13:16
17
Allah gökten su indirir, dereler/vadiler dolar taşar ve sel, üstüne çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittikleriniz üzerinde de buna benzer bir köpük olur. Allah hak ile batıla şöyle misal verir: Köpük uçup gider, insanlara fayda veren şey ise yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle misaller verir [yadribu].
İ. Yakıt 13:17
18
Rablerinin buyruğuna uyanlar için en güzel karşılık vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için fidye olarak verirlerdi. İşte hesapları kötü olanlar bunlardır. Varacakları yer de cehennemdir. Ne kötü bir yerdir orası!
İ. Yakıt 13:18
19
Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilmeyen) kör gibi olur mu? Ancak derin/basiret sahipleri [ulû’l-elbâb] düşünüp anlar [yetezekkerû].
İ. Yakıt 13:19
20
Onlar Allah’a verdikleri sözü yerine getiren/ahde vefa gösteren ve teminatı [mîsâk] bozmayanlardır.
İ. Yakıt 13:20
21
Onlar, Allah’ın riayet edilmesini/korunmasını [yasılûne] emrettiği haklara⁷ riayet eden, Rablerinden ürperen ve kötü hesaptan da korkanlardır. 7 Bu haklar, genelde ferdi, ailevi ve sosyal haklardır. Bir diğer ifadeyle maddimanevi, dünyevi ve uhrevi bütün haklardır. Kısaca Kur’an’da bahsedilen haklardır.
İ. Yakıt 13:21
22
Onlar, Allah’ın rızasına [vech] ermek için sabreden/zorluklara göğüs geren, namazı dosdoğru kılan, kendisine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle savanlardır. İşte mutlu ahiret yurdu [ukbâ’d-dâr] bunlar içindir.
İ. Yakıt 13:22
23
(Bu yurt) Adn cennetleridir. Atalarından/babalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan girerler.
İ. Yakıt 13:23
24
(Onlara), “Sabretmenize karşılık size selâm olsun! Ahiret yurdu ne güzel!” (denilir).
İ. Yakıt 13:24
25
Allah’a verdiği sözü, antlaşmadan [mîsâk] sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar var ya, işte lanet onlar içindir ve kötü ahiret yurdu onlaradır.
İ. Yakıt 13:25
26
Allah dilediğine rızkı genişletir ve bir ölçüye göre verir. Onlar dünya hayatıyla sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, az bir geçimlikten [metâ’] başka bir şey değildir.
İ. Yakıt 13:26
27
(İnkâr edenler) Diyorlar ki: “Ona Rabbinden bir mucize [ayet] indirilmeli değil miydi?” (Ey Peygamber!) De ki: “Allah dilediğini⁸/dileyeni saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.” 8 Kur’an üslûbunda “yeşâ” ve “hedâ” fiilleri bazen çift özneli gelir. Kontekse göre tercüme edilmelidir. Bu özneler “Allah” ve “insan”dır. Dilediğini saptıran ve hidâyet veren Allah’tır. Sapmayı ve hidâyeti de dileyen insandır. Bakara 2/26’da Allah “Günahta ısrar edenden yani yoldan çıkandan başkasını saptırmaz” ayetini dikkate aldığımızda, insanın inanç ve davranışlarıyla sapmayı hak ettiğini anlıyoruz. Keza hidâyet için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Ayetin anlam bağlamına göre tercüme edilmelidir.
İ. Yakıt 13:27
28
Onlar inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzur bulanlardır [tatma’innu]. İyi biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla [zikr] huzur bulur.
İ. Yakıt 13:28
29
İnanan, iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapanlara gelince, ne mutlu onlara! Varacakları yer ne güzeldir!
İ. Yakıt 13:29
30
(Ey Peygamber!) İşte böyle, Biz seni, kendisinden önce nice toplumların [umem] gelip geçtiği bir topluma [ummet] gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar ise Rahmân’ı inkâr ediyorlar. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka tanrı yoktur. Ben O’na güvenip dayandım. Dönüşüm de yalnız O’nadır.”
İ. Yakıt 13:30